Pazartesi, Mart 23, 2009

HEMŞİREM, HEMŞEHRİM

Yaaa!
Hem de hemşehri çıkmayalım mı?
Gerçi, benimkisi sade suya tirit cinsinden bir hemşehrilik ya, olsun.
Nereden bahsettiğimizi biliyoruz mesela mişmiş denince, hem zaten kan çekmiş belli ki...

Bizim bir buluşmama hikayemiz vardı. Komik ötesi saçma bir hikayedir. Aynı mekanda iki saat bulunup, buluşamama gibi bir başarıya imza attığımız bir gündü.
Sonra zaman geçti, o günkü çekirdek kadro genişledi, başka blog arkadaşlarıyla buluşmalar yapıldı.
Ev toplantıları, yemekler, geziler, sinema, konser derken bir avuç sanal dost oldu mu gerçek birer dost?
Oldu oldu!

Ve fakat, bu buluşma işini ilk ortaya atan ve dahi artık memlekete kesin dönüş yapan mümtaz şahsiyetle yüz yüze gelmek bir nasib olmadı.
Öyle ki, en son niyetlendiğimizde -geçen aydı- benim acil bir işim çıktı buluşamadık, üstüne de bizim kız bir grip olup yattı kaldı ki, yine buluşamadık.

Elektracığım, sen de duy:
En sonunda bugün şeytanın bacağını kırdık!
Akşamüstü, işten erken çıkıp bir kahve içtik.
Sanırım, bu kahve sohbetleri sık sık tekrarlanacak.

T.T. ciğim, merhaba!
Yazı yoluyla tanışmamız iki seneye uzanıyor da, kısmet olup yüz yüze gelememiştik, çok memnun oldum seni gördüğüme...

.

2 yorum:

teyzenteyfik dedi ki...

Ama senin bana halen bir guvensizligin vardi. Bak simdi ustune dusununce farkettim.

T.T. yine bulamaz beni, diye telaslanip durdun. Sen hangi tramvaya bindin simdi, neredesin, bir mekanda bulusacagimiza en iyisi meydanda bulusalim, gibi laflar ettin telefonda, gozumden kacmadi:)

Hatta, en sonunda icinde bulusmaya karar verdigimiz mekana bile girmemis, kapisinda beni bekler buldum seni!

:)

ben de cok memnun oldum seni gordugume hemsehrim.:)

Ekmekcikız dedi ki...

Hemşirem,

Nasıl telaşlanmam, yahu?
Geldim, geliyorum dediğin saatten 45 dakika sonra geldin, nerdeyse yollara düşüp arayacaktım seni.:)))

Sen uygar memlekette yaşadın onca zaman, bilemezsin bulamazsın, filan falan...
:O)