Pazartesi, Mart 09, 2009

ÖZETLE

"Çook gerilere kadar gittim, 3. gün olup da hala yazılmamış zamanı bulamadım." diye mesaj atmış arkadaşım.
Garibine gitmiş anlaşılan bizimkinin; hasta mı, işi mi var, nedir diye merak etti belki de.
Böyle zamanlarda, geriye dönüp okumadığınız veya az okuduğunuz yazılarımı okuyabilirsiniz, mesela. Olamaz mı?
Bir ara da, kardeşim takmıştı, "bugünlerde uyduruk yazıyorsun" diyesiydi.
Sanki, memleketimizin en güzide köşe yazarı bendenizim. Halbuki, olup olacağı geveze bir kırlangıcım, işte.

Sahiden, son zamanlarda bana "yaz geldi". Hayır canım yaz gelmedi daha var, hani diyorlar ya "kal geldi", hah işte öyle "yaz geldi". Ha babam de babam, yazıp duruyorum.
Yazar tıkanması, bunalım munalım yok bende. Güneş açtı, yaz. Yağmur yağdı, yaz. Sinemaya gittim, yaz. Arkadaşım gezmeye gitmiş, yaz. Şu şarkıyı dinledim, yaz. Ekmek yaptım, yaz. Bugün yolda şu oldu, yaz. Tuhaf, değil mi?
Bir de pabuç kadar dil, dır dır, herşeye laf yetiştiren filan.

Sanırım, bugün de güneş açtığı için çenem düştü, şu saatte.

Peki, anlatayım:
Hafta sonu sinemaya gittim, bir kere. Hayır, bir değil, iki kere: Birinde annemle, onun isteği doğrultusunda "
Umut" adlı Türk filmine, ki acayip içim bayıldı, diğerinde bayan E. ile Clint Eastwood'u seyretmek için "Gran Torino"ya. Bu adam, nasıl da yaşlandıkça ermiş kıvamına geldi, çok hoş doğrusu.

Sonra, Cumartesi akşamı Şuleciğim geldi, oturduk, sohbet ettik, kuruyemiş eşlikli kırmızı şarap içtik ve Elektracığımdan ödünç alınmış "Başkalarının Hayatı" filmini seyrettik. Çok etkilendik yaşananların ağırlığından ve filmi beğendik Elektracım.

Sabah, kardeşim kahvaltıya geldi, sakin sakin yedik, söyleştik. Günün daha sonraki zamanlarından birinde arkadaşım T. ile "cadde"de salındık, köfte yedik, başka arkadaşlarımıza rastladık, ayaküstü lak lak ettik.


Sabahlardan birinde uzun bir yürüyüş yaptım deniz kenarında, ikincisinde mucize kabilinden tembelliğim tuttu, yürümedim sadece egzersiz yaptım.


Kızımın "Breaking Dawn"ı, iki günde 220. sayfaya dek, hem de İngilizce okumasına hayretler içinde kaldım ve "ey aşk sen nereler kadirsin" dedim, bir kez daha.

Haftasonunun vazgeçilmez hareketlerinden biri olarak, hafta içi hazırlığı için yemek, kek, börek, ekmek yaptım. Çeşitli defalar, mesela yürüyüşten dönerken, ahan da süt bitmiş olunca, marul bitmiş, salatalık da lazım diyerek marketlere daldım, çıktım.

Özetle; yıkılmadım, ayaktayım.

Unutmadan...

Haftaya hazırlık olsun diye, dün akşam da "The Reader"i seyrettim.
Şuleciğim haklısın. Bu film de çok iyi, Kate yine harika ve fakat "
Revulationary Road" derim de başka demem, azizim.

Hamiş: Haftasonunun en kopartıcı anı,
Ayça Şen'in Radikal Cumartesi'nde okuduğum yazısıydı. Bu yazıyı, onun mana ve önemini anlayacak arkadaşlarıma ithaf ediyorum.

.

10 yorum:

elektra dedi ki...

kuzum ekmekçikız, sen yaz kuzum sen yaz. varı yoğu, çoğu azı, yazı kışı yaz. budur, bu olmalıdır blogger diyorum ben. alkıııııış diyorum en el patlatanından:) ay içim doldu taştı şimdi böyle samimiyetinden, sen sıkı sıkı sarıldım say , o kadar hoşuma gittin yani an itibarıyle:)

şuleciğimle seyretmiş olduğunuza ve sevdiğinize pek sevindim. sonra benim gurumun yazısında bana link vermesi ise, usta çırak ilişkisinin keyifli sürprizi olsa gerek. teşekküüüür ederim:))

bir de kate'in osacr'ı niye bu filmden değil diyerek fikrimi bildireyim. reader'dan daha iyi kesinlikle.

öperim öperim öperim:)

zeynep dedi ki...

"Başkalarının Hayatı" harika filmdir bence de canım. Hele de, kaskatı, duygusuz Yüzbaşının o harika Brecht şiirini okurken gözyaşlarını tutamadığı sahne...Müthiş bir filmdir!

Sen hep yaz lütfen Ekmekçikız'cım yaa!

zeynep dedi ki...

Elektra ile 1 dk arayla "Sen yaz, sen yaz lütfen!" diyip durmuşuz:)

Dezire dedi ki...

Olleeeyy, yazıdaki atfı almış oldum, böylelikle...

Siz hep yazın, lütfen!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Muhabbetiniz başım üstüne cancağızım, nasıl hoşuma gitti, anlatamam.
Sen ver coşkuyu ver coşkuyu, ben yazarım tabii! :)))

Ödünç film için teşekkürlerimi tekrarlar, usta-çırak mevzuunda "estağfurullah"ı ünlerim.

Oscar konusunda katakulliler can sıkıcı olmaya başladı, bundan böyle benim favori ödülüm Golden Globe. Bir de meslekdaş ödüllendirmesi olan SAG'ı izlerim. O kadar!
Nasıl, bir çırpıda çizdim hepiciğini, deel mi?
:O))

Ekmekcikız dedi ki...

Zeynepciğim,
Siz isteyin ben yazayım. Diyorum ya, kapris mapris yok bende, "yaz geldi" bana! :)))

Başkalarının Hayatı, kesinlikle ayrı bir yazıyı hak eden bir film de, Elektra yazmıştı zaten, bana düşen "buyrun burdan okuyun" demek oldu.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Haa, bu arada "V for Vendetta"yı seyrettim Zeynepcim, duyururum.
Onun da yazısı yazılmıştı zaten, ohh, arkadaşlar sayesinde ne kadar rahatım.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Dezire Hanımefendi,
İstediğiniz atıf olsun, efendim.
Siz gösterin, biz atfedelim, hemen.
:)))

şule dedi ki...

canım ekmekcikizcim, revolutionary road ezdi gecti gercekten. kate dokturmus ki ne dokturmus. dün seyrettim ama bugun aklımda sürekli filmden sahneler vardı. cok cok etkileyiciydi. hem film hem oyunculuklar.

Ayca Sen ise muhtesemdi :) bugun bir arkadasim da "haftasonu ayca'yi okuyunca sen geldin aklıma" dedi. "ben de okuyunca aklıma ben geldim" dedim ben de :) bi de biliyorsun iste, sen geldin. cumartesi aksami uzerine bu kadar cuk oturan bir yazi olamazdı herhalde.

operim gozlerinden.
sarap süperdi bu arada.

Ekmekcikız dedi ki...

Şuleeee, sobe!
Burdaymışsın. :)))

Aynen, tüm dediklerine den den den....

Ayça kısmı hakketen kopartıcıydı, bir de şimdi bu "aklıma ben geldim" faslı eklendi...
:)))

Şarap, evet sohbetle iyi oluyor valla.:))