Salı, Mart 17, 2009

ŞAM'IN ŞEKERİ


Birisi, ofise bir kutu şekerleme getirmiş; meyve şekerlemesi.
Kimse artık, bir ahbabı Şam'a gitmiş de, oranın meşhur tadları bunlar diye döne dolaşa bize ulaşmış oldu, sonunda. Kısmet!
Bu ne meyvesi ola, ya bu erik mi, bak o cevizmiş, bu da üzüme benziyor, şu armut olmalı diye diye, nerdeyse bir kutuyu hoop, temize havale ediverdik. Ardından da bir iç bayılması ile mutfağa koşturup, ekmek kabuğu kemirdim.

Kurutulmuş ve şekerlendirilmiş meyveler, yaygın olarak tüketilir oldu, son yıllarda.
Bir seferinde, kızkardeşim İsviçre'den getirmişti, o ne lezzetti öyle, diye hatırlarım. Hem meyvenin lezzetini alıyordunuz, hem kuru olmanın getirdiği farklılığı, hem yumuşaktı, hem de çok şekerli değildi.
Bugün yediğimiz Şam ürünü meyve şekerlemeleri benim ağız tadımı zorladı, doğrusu. Tatlı oluşu, fazla şekeri diyeyim, içimi baydı.

Oysa bakın şurada
New York Times'ta hakkında yazı yazılmış yerin şekerlemesini yedik, biz de. Yukarıya koyduğum kutunun aynısıydı, bizim açtığımız da.

Neymiş bu diye googleamcaya sordum, o da
şunu gösterdi ki, önerim sayfa sayfa gezinmeniz; renkler, çeşitler pek albenili.

Bir de başlığı yazarken bir deyiş geldi, aklıma: Ne Şam'ın şekeri, ne Arab'ın yüzü derler ya...
Önce, dedim ki bu yine kendinden doğudaki ulusları küçümseme geleneğinin sonucu olarak söylenmiş bir sözdür. Sonra
eğlenceli değişimler geçirmiş bir söz olduğuna dair bilgiler buldum.
Bakın bakalım, ne imiş?

.

4 yorum:

beyaz mendil dedi ki...

Çok ilginç :))Ben hep merak ederdim ne şamın şekeri,ne arabın yüzü ne demek diye:)))))))))))

sumuklubocek dedi ki...

linklere bakmadim canim ister de care bulamam diye...
fazla tatli seyleri ben de yiyemiyorum ama can iste cekiyor :)

Ekmekcikız dedi ki...

Beyaz Mendil,
Buymuş, işte!
Yani Şam'ın şekerini denedim de, öbürünü bilemeycem.
:O)

Ekmekcikız dedi ki...

Böceğim,
Sahiden şekerini bol tutmuşlar, iki taneden fazlası kesiyor, insanı. Belki, açgözlülük etmeyip, birer birer yemek lazımdı.
:))