Çarşamba, Nisan 15, 2009

YEDİĞİM İÇTİĞİM DE SİZİN OLSUN!

Nereye gitmiştik?

Önce bu sorunun cevabını vereyim.
İşte, orası burası!
Sicilya.
İtalya'nın çizmesinin ayak ucundaki havalandırılmaya hazır top diye tanımlanan, ada.
Kartacalıların, Yunanlıların, Romalıların, Arapların, Normanların, İtalyanların gelip kaldığı, parça parça uygarlıklarından eklediği, yeni bir uygarlık yarattığı ada.
Mafia'nın vatanı, beşiği olan ada.
Avrupa'nın yaşayan tek volkanının olduğu ada.
Bereketli ürün veren meyvelerin, şarapların, buğdayın yetiştiği ada.

Fü. Hanım sayesinde izlenen seyahat planları, Paskalya tatili nedeniyle bulunan uygun fiyatlı tur ve işte yoldayız.

Bu defa size onu yaptık, buraya gittik diyen kronolojik bir gezi güncesi anlatmayacağım.

Gittiğimiz yerlere ait bir dolu link var internette, bir-ikisine baksanız yeter.
Şimdiki durumda, zihnimdeki görüntüler üst üste oynayan filmler gibi. Az zaman geçsin, süzülenleri aktarırım, yine.
Çok eğlenceli ve çok maceralı olduklarını fragman olarak belirteyim de, izlemeye devam ediniz! Çok eğleneceksiniz çok.
Özellikle iki tanesi, Taormina ve Etna şahane!

Şimdilik kolayından başlıyorum.
Hani derler ya, "yediğin içtiğin senin olsun, gezdiğin gördüğünü bize anlat".
Oysa, yediğini içtiğine gezene bırakmak istemem pek, uzak diyarlara farklı yerlere gidenlere sorarım hep; "pekiii; ne yediniz, sokakta ne satılıyor, tadı nasıldı, içine ne koymuşlar, vs. vs."

Meğer, ben gibi başka meraklılar da varmış, dünkü yazıdan sonra Zeynep Hanım ve Metin Bey istek belirttiler, yediğinden içtiğinden de haber ver, diye.

Hazır istek de varken, diğer anılarım yerine oturana dek gastronomiden başlıyorum.


Tea for two

Catania'da Duomo'ya yakın büyük, zevkli bir patisseriada İngiliz usulü akşamüstü çayı keyfi.
Patisseria'ya pastane desek mi?
Hayır, pek yeterli değil.
Küçük atıştırmalıklar, alkollü kokteyller, kahve, çay, tatlı, tuzlu her türlü yeme içme mevcut, keyif ehli için.


Kalamar buyurmaz mısınız?

Taormina'da güneşin parlayacağı tutmuş, denize manzaralı değilse de, denize yakın ağaç altı bir masaya oturulmuş ve menüden aranıp taranmış, karşımıza bu güzellik çıkmış. Kalamar tava. Ama en miniğinden, taze, lezzetli.


Sicilya toprağının ve güneşinin damıttığı şaraplar

Bunları biz içmedik, konu mankeni yaptım onları. Aldıklarımı içince, daha ayrıntılı bilgi verebilirim.


Sicilya usulü cannoli ve yanında cappuccino

Sicilya usulü demek, cannolinin iç dolgusu ricotta peynirli kremayla yapılmış hafif bir tatlı demek.
Küçük balıkçı kasabası Cefalu'da yağmurdan kaçılarak sığınılan ara sokaktaki pastanede tadıldılar.


Izgara kılıç balığı

Siracusa sahilindeki balık lokantasında, çıtır ekmek ve bira eşliğinde midemize bayram yaptırdılar.


Cassata ve Tiramisu

Siracusa'daki bayram şenliği balıkla bitmedi. Biraz yürüyüşten sonra, eski usul ünlü pastanenin küçücük ama lezzetli porsiyonları ve kahve şenliği tamamladı.
Tiramisuyu bilirsiniz muhtemelen, asıl öğrenmeniz gereken cassata veya yukarda gördüğünüz gibi küçüklerine verilen isimle cassatino.


Gelato vitrini

İtalyan dondurmasını anmadan olur mu?
Bin çeşit. Lezzetli, meyveli, çukulatalı, süslü, buz gibi havaya rağmen dayanılamayıp yenilen ve tekrar istenen.
Meraklısına bir not; İstiklal Caddesindeki İtalyan dondurmacısı sahiden başarılı. Ondan daha da iyisi Arnavutköy'de açılmış, haberiniz olsun!


Nasıl?
Yeme içme turumuzdan memnun kaldınız mı?

Yazıdaki daha büyük harfli kelimelere tıkladığınızda, ayrıntılı bilgi veren linklere gideceksiniz.


.

15 yorum:

Furkan dedi ki...

Kılıç balığını duvar kağıdı yaptım bilgisayarımda. Hatta arkadaşlarla toplanıp iç geçirdik. Fotoğrafı görmek isteyenler arasında izdiham yaşandı.

Harika bir gönderi hanımefendi.

Ekmekcikız dedi ki...

Kılıçbalığı duvar kağıdı mı oldu, Furkan? Üstelik bir de karşısına geçilip seyir mi bakıldı?
Çok hoş! :)))
O zaman ben yarın bir deniz ürünleri salatası "önce-sonra" fotoğrafı yayınlayayım da ona da seyir bakılsın.

Beğendiğine sevindim.
:)

metin dedi ki...

Bu Arnavutköy meselesini ben size çıtlatalı yıl oldu! Günaydın efenim!

Yazınızı yenileyinis lütfen! Biraz coşku, biraz coşku!

zeynep dedi ki...

Evet evet, ben de, ızgara kılıçbalığından gözümü alamıyorum. Eridim burda. üstündeki otların türünü sayar mısın please?

Çay fincanlarına bayıldım bir de... Tiramisu, dondurma uwwww! Ekmekçikızcım n'aptın sen.

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Beycim,
Ben sizin gibi dondurma meftunu değilim. İki senedir İtalya gezisi yapalıdır diyeyim, bir yakınlık kesbettim. O nedenle, dondurma konusundaki uyarınızı kaçırmış olmalıyım. Affediniz.

Yazıda coşku eksikliği olduğuna dair eleştirinizi ise, bir çeşit kıskanma duygusuna vehmediyorum.

Kaldı ki, evet itiraf ediyorum, o anları yaşarken aldığım hazzı yansıtmakta her halükârda bir çeşit imkansızlık içindeyim.

metin dedi ki...

Gısganşlık eseriydi, evet, itiraf ediyorum. Ama coşku yok demekten yine de kendimi alamıyom.

Ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,

Izgara kılıçbalığının otları öyle asit ki; maydanoz ve dereotu! Valla! :))

Haa, şunu belirteyim yalnız; o yiyecekler dört farklı günde tüketildi, öyle ha babam de babam yemekle uğraşılmadı. Gezdik biz gezdik!
:)))

metin dedi ki...

"Gezdik biz gezdik!
:)))"

Burada bir nevi "düşmanlarım çatlasın!" havası sezmekteyim ince ince yasmince! Emme ben düşman değilim, sadece gısganşlık krizine girmiş bir bedbahtım!

Ekmekcikız dedi ki...

Hah! Tam üstüne bastınız Metin Bey, ayağınızı kaldırınız, lütfen!
Sanırım, bütün bu "gısgançlık kirizleri"nin başıma geleceğini bildiğimden bu derecede ruhsuz (!) yazmış olmalıyım.
"Bak gezmiş etmiş de, bir yazı yazamamış" desinler ve beni rahat bıraksınlar. Ki, ben de rahat rahat dünyayı turlayayım.
:=)

Ekmekcikız dedi ki...

Bakalım bakalım, Etna macerama ne diyeceeniiz?

Volkan Ekmekcikız'a ne demek istedi?
"Etna Ateşi" nasıl yaktı, sonucu ne oldu?
Ta taaammm!
:)))

elektra dedi ki...

hahahahahah, gezmiş gezmiş bir yazı yazamamışsın ekmekçim:)))bu sadece yeni gezilerine küçük bir destek olsun dye yazıldı, şaşırmayalım. üstte yazdığına istinaden yani:)) ben o tea for two'nun fincanlarına hasta oldum ve evet itiraf edeyim, kalamara sanırım azıcık sulandım. ama bilemedim, o alıştığımız biçimiyle kızartması mı daha güzeldir, bu yediğin mi?

Ekmekcikız dedi ki...

Şekerim,
Kısmet oldukça gezeceğim, kimse beğenmese de yazacağım.
Budur!
Anlıyorum ben hisleri, merak etme. Ben, "benim yerimde olsam" kıskançlıktan otuzsekiz parçaya ayrılmış, çatım çatım çatlamış ve derhal bir seyahat acentasının yolunu tutmuştum, bile.
:=)

Ekmekcikız dedi ki...

Pardon yahu, kalamar meselesi vardı, bir de Elektracım.:))
O da şöyle oluyor. Bunlar, tamaen bizim alıştığımız şekilde kızartılmışlardı. Tek fark, "baby" boy diyebileceğimiz ufaklıkta olduklarından bütün bütündü, sanırım cinsleri farklı. Hani midye-kum midyesi farkı gibi.(Sanırım!):)

neolitik hanım dedi ki...

ahh, canoli'ni hastası olmustum roma dönüşünde, buralarda da olsa keşke. afiyet şeker olsun ekmekçi kız :)

sicilya deyince aklıma ayhan sicimoğlu'nun programı geldi. rastlarsan izle mutlaka, renkler ismi. işte o programın bir bölümünde sicilya'da bir bağbozumuna gitmişti bu arkadaş, toprağın volkanik özelliği nedeniyle ordaki şarapların özel tadını, üzüm çeşitlerini anlatmıştı.

Ekmekcikız dedi ki...

Ah Neocum, ah!
Ne kadar incesin, demiyorsun "arkadaşım yemişsin ama adını öğrenenmemişsin, o öyle yazılmaz, senin yazdığın kıymalı yemek, oysa kastettiğin tatlı" da, güzel güzel kendi anılarını anlatıyorsun.
Ve heyhat! Can havliyle düzelteyim dedim ve de bu defa da blogger engelledi. Umarım, ben doğru link verene kadar başka gören olmaz.
Neocum, sen üzülme. Biz tarifinden bir şeyler uydurur, yapar yeriz.
:))
"Renkler"e rastlayıp, bakmaya çalışacağım.
:)