Cumartesi, Haziran 13, 2009

AKŞAM ALACASI


Akşam alacası, Aya İrini'de konser dinliyorken, İstanbul Festivali zamanı diyorum, konserin ikinci yarısının başladığı anın hemen sonrasıdır.
Kafamda en çok resimleşen an, odur.
Güvercinler telaşla kanat çırparak uçuşur, bir yere yetişmeleri gerekiyordur.
Güneş, üstteki pencerelerden karşı duvara yansıttığı kızıl ışınları çekmiş, boz bulanık bir ışık kalmıştır.

Deniz kenarındaki tatilde iken, akşam alacası fark edilmeyebilir.
Denizden çıkılmış, duş yapılmış, yemek nerede yenecek kaygısına düşülmüşken, siz ne olduğunu bile anlamadan akşam parmak uçunda usulca çekilir, yerini geceye bırakıveririr, bazen.
Oysa, bazen tam da orada hissedilir, alaca halinin ne olduğu.
Herkes bir yerlere dağılmıştır, içerde birileri bir yerlere yetişmek için telaşla hareket etmektedir.
Siz sakin bir balkonda oturmuş, içerdeki telaşın sönmesini beklersiniz. Yandaki çatıdan bir kırlangıç uçar, yuvasına konar. Komşu, mangal yakmak için hazırlığa koyulur. Sesler uzaktan ve boğuk tonda gelmektedir.

Eski yıllarda, taa çocukluk kadar eski olanlarda, akşam karanlığından önce eve girilirdi. Kurala uymamanın bir yolu bulunmuşsa eğer, işte o yalnızlığın katmerlendiği saatlere kalınmış demektir.
İçeri girildiğinin bir an sonrasında oturma odasının ışıklarının yanması demektir, bu.

Bunlar, yaz günlerinin alaca hali.
Ya kışın?

Kışın, akşam alacası iyice kısacıktır.
Akşam ezanı okunur.
Sokaktan el ayak çekilir.
Sobalara odun kömür eklenir, is kokusu artar.
Karanlık ve soğuk iyice basmadan eve gitmek isteyenlerin adımları telaşla sıklaşır.
Durgunluk ve sessizlik, kış gününün de en belirgin halidir.

Günden başka neyin alacası vardır ki?
Ömrün olabilir mi?
Peki onun yazı-kışı var mıdır, alacasının değişik özellikte olduğu?
Vardır herhalde...
Kimisinin ömrü hep bahardır, ılıman iklimli.
Kimisinin ömrü sert, ayazı bol kış mevsimi gibidir.
Bazısının fırtınası çoktur, bazısının yağmuru.
Birisinden kavurucu güneş eksik olmaz, öbürüsü buluttan kurtulmaz.

Senin ömrünün akşam alacası ne renk, iklimi hangi mevsim ey dost?


Fotoğraf, buradaki blogdan.
İskoçya'dan başka akşam alacası fotoğrafları izlemek isterseniz, belki.
.

2 yorum:

şule dedi ki...

ben en cok yazın seviyorum bu aksam alacasını sanirim. istanbulda adalardan birinde sevdiklerimle bir balikciya oturup denizkenarinda soylesirken ya da kalpazankayada tepeden bakarken istanbula ve denize o aksam alacasi en guzel halindedir...

Ekmekcikız dedi ki...

Adalardan günbatımını seyretmek başka bir duygu...
Bi kere perspektif farklı, bu da insanın keyfini artırıyor.
Demek ki, senin alacan yaz akşamı keyfinde, Şuleciğim.
Ne güzel, ne güzel!
:))