Çarşamba, Haziran 17, 2009

IHLAMUR, MANOLYA, GÜLİBRİŞİM...


Şimdi sıra onlarda.
Katır tırnaklarının mis kokusu arşı tutmuştu, daha geçen haftaydı.
Bir sabah, o buruk yabansı mis koku burnuma çalındı; ıhlamurlar çiçek açmış. Ohh!
Her sabah, kışın demlendiğinde nasıl kokacağını düşünerek, havada asılı taze kokuyu içime çeke çeke yürüyorum. Taa ki, arabalar nedeniyle egzos kokusunun baskın çıktığı caddeye kadar. Orada düş bitiyor, ne yazık.

Ihlamurlar beni yıllar önce çok şaşırtmıştı.
Aylardan Ağustos, Cambridge'de dil okuluna gidiyorum.
Her gün en az bir saat yağmur yağıyor. İçim daralıyor, alışık olmadığım bu iklimde.
Bir gün okuldan eve dönerken (bisikletimi almamışım niyeyse, belki sabah çok yağmur yağıyordu) otobüs durağında beklemeye başladım. Birden burnuma tanıdık bir koku çalındı.
Aa! Ihlamur.
Nasıl yani?
Burada, bu mevsimde!
Hem de nasıl açmış ve mis gibi kokuyor, bilseniz!
Sonraki onbeş gün boyunca, otobüs durağının dibindeki ıhlamur, benim koku tapınağım olmuştu. Gidip gelip içime çekmiştim, ohh mis gibi...


Bir de manolyaya ait koku izi vardır, hafızamda.
Ortokul bitiyor. Haziran ortası. Bir özel okulun lise giriş sınavı için, babamla İstanbul'dayız.
Bir akraba ziyareti için Boğaz'da Arnavutköy civarında adres arıyoruz.
Bir koku alıyorum. Soruyorum babama, "manolya" diyor:
"Koklamaya kıyamam, benim güzel manolyam'"

Geçen haftanın sonuna doğru, manolyaların tabak şeklinde bembeyaz açtıklarına tanık oldum. Onların açması da aniden oldu, adeta.
Beri yandan, onların kokularını keşfetmek sabır istiyor.
Sakin bir akşam üstü olacak, gün batımı yaklaşmış olcak, hava durgun, esse de nazlı bir yel olacak. Ancak o zaman, manolya kokusunu esirgemeyecek ve ayaklarınızı yerden kesecek.



Derken, dün sabah henüz açmaya başlamış bir gülibrişim ağacı gördüm.
Ahh, işte onlar da başka bir keyiftir.
Geçen sene onlarla olan muhabbetimi yazmıştım, şöylece.
Yıllardır bitmeyen muhabbetimi...

Artık ortancaları, zakkumları, begonvilleri de gelince anlatırım.
Yahu şimdi, tam da bu vakit İstanbul'u nereye bırakıp gidiyorum ki?


Neylersin?
Okul bitti, tatil zamanı.
Çocuklar ve anneleri dinlenmek istiyor.
Dinlenecekler ki, önümüzdeki sıcak yaz günlerine enerjik girsinler.
Yoksa, koca yaz geçmek bilmez.

Kalın sağlıcakla.
Ben yokken İstanbul'un tadını çıkarın.
Bu bahar ve yaz başı günleri, son yılların en keyifli, yeşilin, dalın, çiçeğin en coşkun olduğu zamanları yaşattı bize.
Kıymetini bilin.

Manolya fotoğrafı "bahçevan.com"dan.
.

6 yorum:

endiseliperi dedi ki...

ben bu manolyayı, geçen hafta kaz dağlarında gördüm. otelin yanında, terkedilmiş gibi duran bir evin bahçesindeydi. hep, koyu bir gölgelik ve sessizlik verir manolya ağacı. eski türk filmlerinde, köşkün bahçesindedir bir de; kaderin başrolde olduğu melodram, manolya kokar.

nereye böyle, ekmekçikız? gittiğiniz yerde internet yok mu? dikkatli gidin, güzel güzel eğlenin.


sevgiler.

şule dedi ki...

iyi eglenceler tatlım. tadını çıkar tatilin.

Arzu Çur dedi ki...

"Evin civarı misler gibi ıhlamur kokuyor, gel bi çay içelim" diyecektim sana tam... Gidiyorum demişsin. Güle güle git, mutlu mutlu gel.

Sevgiler,

serpil dedi ki...

İyi tatiller Ekmekçikız :)

elektra dedi ki...

özledik bile:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Arkadaşlar,
İyi dilekleriniz için teşekkür ederim.
Halimizi, durumumuzu anlattım, az biraz.
Budur, yani!
Sevgiler hepinize...
:))