Çarşamba, Temmuz 01, 2009

HIZLANDIRILMIŞ ÇEKİM BAŞLADI!


Dün bu vakitler, "yarın bu vakitler..." diye sayıklamaya başlamıştım, bile.

"...yarın bu vakitler..." sayıklaması da neymiş dersiniz.
Bu söylem, zaman içinde itina ile geliştirdiğim kendine eziyet yöntemlerinin başlıcalarındadır.


Şöyle, mesela:
Yarın bu vakitler İstanbul'a varmış olacağım, "dün bu vakitler deniz sanki sadece benimmiş gibi sabah yüzmenin keyfini çıkarıyor olduğumu" hatırlayacağım.
Yarın bu vakitler işte olacağım, "dün bu vakitler ağaç altında püfür püfür oturmuş kitap okuyor olduğumu" hatırlayacağım.
Yarın bu vakitler eve dönüş yolunda olacağım, "dün bu vakitler alçalan güneşe selam verip, denizde son kulaçlarımı atıyor olduğumu" hatırlayacağım.
Yarın bu vakitler akşamın rutubetinde balkona çıkmış nefeslenmeye çalışacağım, "dün bu vakitler aydedenin gün be gün büyümesini ve büyükayının yine yerinde oluşunu izliyor olduğumu" hatırlayacağım.

İlk cümlede gördüğünüz gibi, an be an, layıkıyla hem de, eziyete başladım.

Sabah erkenden eve ayak basıp, bavullardaki acil temizlenmesi gereken ıslak havluları çamaşır makinesine tıkıp, çocukları özledikleri kuzenlerini görsünler ve evde açlıktan bayılmasınlar diye teyzelerine sıpıtıp, işe geldim.

Tatile gider misin, al sana savaşına giriştim bir çabuk.
Şimdi, nefesleneyim diye bir kahve molası verdim.


Gördüm ki, yokluğumda beni ziyaret etmekten vazgeçmişsiniz.
Yerden göğe haklısınız; öyle sakin, aheste revan günler geçirdim ki, anlatacak söz bulamadım. Sizi de bu rehavete ortak etmişim.

Neyse!
İki gün geçsin, aziz şehrimize adapte olayım hele bir, sonra ben size anlatacak dolu söz bulurum, merak buyurmayınız.

Foto moto da gösterecem tabii ki, özellikle sakin günbatımlarına bayılacaksınız.
Önce eve ulaşıp, bavuldan makineyi çıkarayım da...



Yazıya bir günbatımı koymak niyetiyle oturdum.
Ooo, bir de baktım ki, tatilde yazdıklarımı da fotoğraflayıvermişim.
Aşağıdakilere de bi bakın isterseniz.

.

2 yorum:

şule dedi ki...

Hoşgeldiniz efendim. Gözümüz yollarda kalmıştı...

Ekmekcikız dedi ki...

Hoşbuldum! :))
İnan Şulecim, arkama baka baka geldim.
tam şu anda yukardaki iskelenin üstünde oturup denizi dinlemek vardı ya...
:(