Cumartesi, Temmuz 04, 2009

KİTABI OKUYANLA MI, YAZANLA MI?


Perikızı bir mim topu yuvarladı.
"Siz hangi kitabı okuduğunu gördüğünüz bir adamla/kadınla tanışmayı isterdiniz?"

Yazısına yazdığım yoruma verdiği cevapta, talebini "şu mim'e romantik tarafından bakıp bir şeyler düşün:)" diyerek genişletti.

Düşündüm enine boyuna.
Ben kendimi romantik biri olarak tanımlamam, doğrusu.
Yumuşak başlı; evet.
İyimser; evet.
Neşeli; evet.
Romantik, peki?
Öyle miyim yoksa?
Ya da öyle bir izlenim mi veriyorum?

Romantik edebiyatçılar kimmiş diye aradım, çıkan isimler fazlaca yakınım değil. Kimler mi? Blake, Byron, Coleridge, Goethe, Hölderlin, Hugo, Keats, Lamartine, Lermontov, Mickiewicz, Pushkin, Shelley, Wordsworth...
Haa, oysa romantik müzikçilere daha yakınım; değil mi ki Beethoven, Çaykovski romantik sayılıyor.

Neyse, lafı dağıtmayayım.
Blogumun tepesindeki mottoya kocaman yazmışım ilan etmişim, dünyadaki herşeyi merak ettiğimi.
Elbet, ilgilendiğim bir kitabı okuyan birinin nasıl bir insan olduğunu da merak ederim. Dış görünüşe bakarak fikir yürütülebilir tabii ki. Kim o; yaşlı mı, güzel mi, yakışıklı mı, bilmiş bilmiş mi bakıyor, kendinden geçmiş mi okurken, yoksa sıkıntıyla, uyuklayarak mı sayfaları çeviriyor? Bi dolu senaryo üretmek mümkün, kitap okuyan hakkında.
Yine de bana öyle geliyor ki, aynı konuya -aynı nesneye hatta- ilgi duyan insanların çoğu zaman farklı saikleri oluyor.
(Saik; içgüdü, yönelim, sebep, dürtü)
Böyle bir durumda da, onda buldukları ve kendi parçaları haline gelmesine izin verdikleri, farklılıklar gösteriyor.
Bazen de, okunandan aynı hazzı almak, duygu-düşüncesi konusunda hemfikir olmak mümkün olmuyor.
Al işte, pek çok kişi Masumiyet Müzesi'ne bayıldı, oysa benim içim daraldı.
Diyeceğim o ki, sırf bir kitabı okuyor diye, o an o kitabı okuyan insanı tanımak isteyeceğimi düşünmüyorum.
Huysuzum galiba!

Şunu daha çok merak ederim:
Okuduğum kitap beni sardıysa, yazarının başka yazdıklarını da okumak isterim. Onlardan da memnun kaldım ve bu beni başka bir dünya ile tanıştırdıysa, bu defa yazarının nasıl biri olduğunun peşine düşerim.
İlk aklıma gelen, Virginia Wolf benim için böyledir mesela, sonra Paul Auster böyle etkilemiştir, beni.

Okuyan değil, yazan çekiyormuş beni. Bunu anlamış oldum!

Pekiii!
Şimdi bu konuda kim düşünsün de yazsın?
Bir bakalım; Bayan E., Talisman, Eleştirel Günlük, Funda, Mehtap, Zeynep yazarsınız di mi?

Haa, isimlerini görevli listesine yazmadım diye, Arzu, Elektra, Şule kurtulduklarını sanmasınlar. Onlar mecburcu!

Tepedeki "yazan" resmi şuradan.
.

12 yorum:

funda dedi ki...

Ben hemen yazıyım bak .. hani şu bizim türk erkeklerimiz pembe kapaklı aşkı okuyamıyorlarmış ya, kül rengini çıkardılar şimdi onlar utanıyor diye.. ben pembe kapaklısından " aşk"ı okuyan bir adamı seçerdim mutlaka..kül rengi kapaksa uzak dur baabında :)

BAYAN E. dedi ki...

Sevgili Dostum Ekmekçikız görev aşkıyla değil, yazdıkların yazma isteği uyandırdığından yazyorum
:-)) Ben bazen yazdıkları düşündüklerime bir elbise gibi uyan veya düşündükleri bende yeni düşünceler, çağrışımlar uyandıran bir yazarla tesadüfen karşılaşıyorum...bu karnıma bir ağrı girmesine, kalbimin deli gibi çarpmasına, ellerimin terlemesine sebep oluyor...aynı aşk gibi...ve ben yazara mı yoksa yazılana mı aşk duyuyorum bir türlü bilemiyorum...okuyan ise hiç aklıma gelmemişti.Sanırım bir üçüncü kişiyi bu aşkın içine almıyorum :-))

endiseliperi dedi ki...

romantik misin? kesinlikle! bence öyle:)tüm o sağduyunun, akıllı uslu halin arkasından romantizm sızıyor, haberin yok:)

yazanla tanışmak istemezdim. en sevdiğim kitapların yazarı olsun, beni inleten şiirlerin şairi filan, yok, istemezdim. ben iyi kitabı seçip, okuyan adamlardan hoşlanıyorum, nedense hep böyle oldu bu. oraya yazmadım ama tanışmak isteyeceğim insanın cinsiyetine göre okuduğu kitaplar da farklı olurdu. bunu bilahare yazarım belki. son internet turu yaparken yazmadan geçemedim buradan, o nedenle hızla yanıtlıyorum.

öpüyorum, sevgiler.

Ekmekcikız dedi ki...

Fundacığım,
"Doğruluk mu, cesret mi?" oynuyor olsan, CESARET diyeceksin, yani! :=)
Vah ki, toplumsal baskılara direnemeyen, kadın rengi pembe yüzünden başları derde girenlere...
Biraz acısak mı onlara; pek fosforlu, cart bir pembe seçmişler yahu!
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Bayan E.ciğim,
Hah, mesele bu işte!
Eğer okuyanı tercih edecek olsaydık, yazanın sana aktardığını, seninle aynı şekilde alan bir başkasıyla karşı karşıya olduğunu nereden bileceksin?
Ya onun algıları seni hayal kırıklığına uğratırsa, kurduğun dünyaya uymazsa?
Evet, evet!
Yazanla tanışmak daha cazip.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Periciğim,
Israrlısın! Hem de nasıl!
Ben kendime bir daha şöyle bir derinden bakayım, bari.:)))

Yazanla mı, okuyanla mı tanışmalı konusunda anlaşamadık.
Olsun.
Yine de cinsiyete göre, okuyanın okuduğunun nasıl farklı şekilde ilgi çekici olabileceği konusunda sana katılıyorum.

İyi yolculuklar, çabuk gel.
:))

elektra dedi ki...

ay ay, bu zor bir mim olmuş. ben bunu şöyle geçiştireyim, elimdeki kitapla pişti olduğum biriyle:))

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili kitap okuma canavarı Elektra'anımcım, :)))
Bu beyanatınıza bakarak, sizin sık sık pişti olduğunuzu ve bu yolla çok arkadaş edinmiş olduğunuzu söyleyebileceğiz.
Değil mi efendim?
:)))

Arzu Çur dedi ki...

Ama olmaz ki! Elektra'nın yanıtı benim yanıtımdı, ben verecektim onu. Evet, ben de o an okuduğum kitabı okuyan biriyle karşılaşmayı isterdim. Mümkünse Ursula K. Le Guin'in yeni bir kitabı çıkmış olsun mesela. Mümkünse ikimiz de aynı hevesle serin bir ağaç gölgeli bahçede çay içip okuyor olalım o kitabı ve hatta hatta mümkünse tam aynı satırdayken ağaca bakmak için göüzümüzü havaya, sonra birbirimize dikelim. Ve hatta hatta hatta aynı anda kitaplarımızı fark edelim. Gülümseyip selam verip okumalarımıza devam edelim.

İyi bir kitap romantik bir karşılaşmadan daha da romantiktir. Romantizm diye ben buna derim:))

şule dedi ki...

yazarım arzucum beni yine kendisine hayran birakacak super bir tablo cizmis...ben de aynisindan istiyorum :)

Ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,

"İyi bir kitap romantik bir karşılaşmadan daha da romantiktir."

Kesinlikle bu romantizm tanımın bütün romantika tanımlarının fevkinde, kesinlikle...
Harikasın!
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Şulecim,
Evet ya, yazarımız sahiden fevkalade bir tablo çizmiş.
Bulursak kaçırmamlı!
:))