Perşembe, Temmuz 09, 2009

YAZ REÇELİ

Haklısınız, haklısınız!
"Yaz" mevsiminin reçeli olmaz tabii ki. Yaz meyvelerinin reçeli olur, olsa olsa, di mi?
Burada amaçlanan bir kaç senedir yaz aylarında bebelerime yaptığım reçel için sınıflama içeren bir tanım yapmak. Hani "yaz helvası", "yaz turşusu", "yaz yağmuru",... gibi.

Pekiii, yaz reçeli nedir, hani icap etse nasıl yapılır diyorsunuz, sanırım.

Efendim, yaz reçelinin ortaya çıkışı M.Ö. zamanlarına dayanmıyor, tabii ki. Üç sene önce miydi neydi, şu son gittiğimiz tatil yerine gitmiştik yine.

Söylemiş miydim, burası bir devre mülk tatil yeri. Yani kap kacak var, amma yemeğinizi kendiniz yapacaksınız. Sırf yemekle bitmiyor tabii ki; bir mutfağın dönmesi için gerekecek her türlü yan ürünü çay, şeker, tuzdan deterjana, mutfak bezine dek edinmek gerekiyor.
Her seferinde, iner inmez ilk iş büyük marketlerden birine gidip ne kadar kalınacaksa, yetecek kadar her türlü mutfak alışverişini yapmak zorunluluğu var. Eh, bu "yetecek kadar" ölçüsünü ayarlamak pek kolay olmuyor. Bazısı erken bitiyor, bazısı elde kalıyor. Geri götürsen bir dert, bıraksan yazık, ziyan olacak. Bir dolu teferruat, kısacası.


Neyse işte, dönüşümüze az kalmış, dolapta reçel bal kalmamış ve fakat birkaç buruşmaya yüz tutmuş şeftali durup durmakta. Kimbilir neden? Bebeler burun kıvırmıştır, dondurma yemiştir meyve yememiştir, filan falan. Eh, son bir-iki gün için reçel alsan o da artacak.
Bu durumda ne yapılır? Kalan meyve reçel haline getirilir.
Yahu, üç dört buruşuk şeftali nasıl reçel olacak?

Şöyle:
Kabuklarını soyar, rendelersin.
Ocağa koyar, kaynamaya bırakırsın.
Hafif suyunu çekmeye başladığında meyve başına bir kaşık toz şeker -bazen o bulunmaz- ya da dört tane kesme şeker koyarsın.
Biraz daha kaynar.
Rengi dönmeye başlayıp, suyunu çekince altını kapatır ve biraz ılınmasını bekleyip, sofraya servis edersin.
Böylece, kokuyu alıp o sırada yeni uyanmaya başlayan bebeleri kahvaltıya çağırmak kolaylaşır.
Aman!
Bir de sevsinler, sevmek ne kelime bayılsınlar mı bu şekeri az, meyve lezzeti üstünde, ılık tada?


Zavallı makinem, pişme buharlarından şaşırmış, reçeli netleyememiş.


Bu sabahın ürünü şeftali reçelimiz, piştikten sonra eşit şekilde kardeşlere üleştirilmiş halde.


Diğer tabak da huzura gelsin, hatrı kalmasın.


İşte, o yokluk gününden beridir, sadece tatil zamanları değil, yaz boyunca en az haftada bir, bu usulle reçel yapıyorum, çocuklara.
Artık, şeftali mi olur, bulursanız çilek mi, erik mi, kayısı mı?
Orası ağız tadınıza ve keyfinize kalmış.
.

2 yorum:

nehircce dedi ki...

Elinize sağlık nefis görünüyor bebelere slm :))

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Nehircce,
bebelere selam söyleyeyim, başüstüne de, benim bebeler sizinki gibi gerçek bebe boyutunda değiller. Onlar annesinin bebesi kıvamında upuzun boylu birer abi ve abla!
hani, ben söyleyeyim de...
:)))