Çarşamba, Eylül 23, 2009

ÇİKOLATA ve KAHVE KİTABI OKURKEN...

Yemek kitabı okur musunuz?
Ben bayılırım!
Demem o ki, sadece bir yemeğin hangi usulle yapılacağını bilemediğimde bakmam, yemek kitabına. Alır, basbayağı roman okur gibi okurum.
Ayrıca, mutfak dergileri, yemek kültürü kitapları var; onları da okumayı çok severim.
Bu okumalardan, o esnada zevk aldığım gibi, bir gün bir yerde kullanıvereceğim bir bilgi, tarif filan bulmuşsam, değmeyin keyfime...

Geçen gün aylık, haftalık dergilere göz atarken, gösterişinden, -mış gibi yapışından başka özelliği olmadığı için okumayı sevmediğim bir derginin beraberinde "çikolata-kahve" kitapçığı verdiğini gördüğüm için, dergiyi bu seferlik aldım.
Eve dönüşte, akşamımı keyifli geçirecek bir hedefim olduğu düşüncesiyle mutluydum.

Akşam yemeğini hazırlarken, kaç zamandır aklımda olan zeytinli ekmeği yapmak için,iki arada bir derede hamur mayaladım. Yemek yendi, sofra ve mutfak toparlandı, çocuklar bilgisayar, müzik uğraşlarına gömüldü, ben de "Çikolata ve Kahve" kitapçığına.
Kitap küçük ve sevimli; kakao ve kahvenin ilk kez ne zaman kullanıldığından, üretiminden başlayan, devamında çeşitli tariflerin yer aldığı, fotoğraflı hoş bir kitap.

Derler ki, sofrada, bir yandan da yemek konuşmak, sohbeti tatlandırdığı gibi, yenilenden alınan damak tadının artmasına neden olurmuş. En keyifli yemek sohbetleri, sofrada yapılanmış.
Bu defaki ekmek yapma sürecim, okuduğum kitap nedeniyle biraz öyle oldu.
Mayala, sofraya otur...
Yemek kitabı oku, hamurun gazını al, tekrar oku...
Hamuru zeytinle birleştir, tekrar kabarmaya bırak, kitaptaki çikolatalara iç geçir.
Fırını yak, kahvelere göz süz...
Ekmekler pişsin, ev gece gece mis gibi koksun, çocuklar içerden "an-neee, ne'li ekmek bu-uu?" diye seslensinler...
Senin aklın okuduğun baharatlı sıcak çikolata tarifinde kalsın, bitterler gözünün önünde uçuşsun...
Derken, olan oldu!

Birisi tepside, diğeri tavada pişen nefis kabarmış iki ekmek tezgahta soğumaya başlayınca, önce fotoğraf çekeyim, sonra çocuklara birer dilim vereyim, ardından bir dilim de şu tavada pişenin tadına bakayım, hıımmm, güzel olmuş, bir de somunu deneyeyim, derken derken, kendime geldiğimde çeyrek ekmeği tüketmiş olduğumuzu farkettim.

Valla, ben masumum!
Bütün suç o çikolata-kahve kitabının!


N'apalım? Çikolata bulamadık, zeytinli ekmek yedik!


Ön planda görünen, somun halinde pişirdiğim ekmek.


Buncağız da, tava ekmeği formunda olan.

Zeytinli ekmek tarifini daha önce vermiştim, buraya ve devamına tıklarsanız bulabilirsiniz.

.

14 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Ya tarif yerine orijinalini alsam, ağzım sulandı:)))

zero dedi ki...

Harika görünüyor ekmekler! Ben de çok severim böyle kitap(çık)lar okumayı... Hele bir de içlerinde minik hikayecikler de barındırıyorsa...

Bu açıdan özellikle Takuhi Tovmasyan'ın Soframız Şen Olsun kitabını tavsiye ederim. Her tarifin aile tarihlerinde yer etmiş öyküleri de çok hoş bir dille paylaşılıyor kitapta. Severek okuyacağınızdan eminim:)

gRanGe dedi ki...

bi dakka bi dakkaa bi dakkkaaaa van minütttttttt sen öle havadan sudan rafadan tavadan bi ekmekçikız diilsinn, sadece nickin diiilll buuu ya sen ekmek yapıosun gerçekteeeennnn !!!
yeni izleyici oldum ama hiç tahmin etmediğim için an itibariyle şok oldum...=))
hmmm ne denir şimdi böle durumlarda ;kesene bereket, eline sağlık ,afiyet ossun hepsi uydu kıyamadım birini diğerlerinden ayırmaya=)
sevgiler..

Ekmekcikız dedi ki...

Leylak Hanımcığım,

Arada yolunuz İstanbul'a düşüyor diye biliyorum.
Bi daa sefere, önceden haberim olsun; yapayım size ekmek, neli isterseniz...
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Zerocuğum,
Önerin için teşekkür ederim.:))
Sözünü ettiğin kitabı, bir arkadaşımın evinde görüp, biraz karıştırmıştım, alıp okumak aklımdadır.

Ekmekcikız dedi ki...

Eev-vet Mösyö gRanGe!
Ben "o"yum!
The Real Ekmekcikız!
Boşuna almadık adımızı, hakkını vererek ekmekciyim! :)))
Kutlama nidalarınızı sevgiyle kabul buyuruyorum, efendim.
:)

zeynep dedi ki...

Çikolata, kahve, ekmek... Üçü aynı cümlede, aman tanrım! Bu da yetmezmiş gibi zeytinli ekmeklerin. Aklımı başımdan aldın Sevgili Ekmekçikızcım. Nefis bir yazı bu, teşekkürler.

gRanGe dedi ki...

hahaha =)
o'cu bu'cu oncu buncu'ya çok alışıkmışım ama gerçek bi ekmek'çi ye alışık diilmişim demekki abartımı şok oluşuma ver =)
hakkını verdiğin; tek bir fotografını görüp onları gerçekten senin yaptıgını duymamla test edilmeye gerek kalmadan onaylanmıştır..
eee o zaman burayı saymayız bizede bekleriz, ekmek yapamasakta..

Ebru dedi ki...

Yemek tarifi kitaplarının en sonundaki püf noktalarını severim ben de:) Kitabı yapmış halletmiş püf noktalarında takılmışım sanki.

Ekmekcikız dedi ki...

Zeynepciğim,
:))
Ne zaman İstanbul'a geliyorsun?
Hıı?
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Mösyö gRanGe,

Ben arada gelip, mantıklı saçmalıklarınızı okuyup, ses etmeden çıkıyorum, efendim.
Merak buyurmayınız.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Ebrucuğum,

Yemek kitaplarının o "püf noktalı" türleri çok yarayışlıdır.
Ancak, ne zaman kullanacağını bilemediğinden, bir köşede unutulurlar, ne yazık ki...
:)

gRanGe dedi ki...

öle yooookk hırkız gipi gelip kaçamaca =))
kapıyı çalmadan girebilirsiniz ama geldim gördüm gidiyorum diye not bırakmadan çıkmayınız =)

Ekmekcikız dedi ki...

Ehh, iyi ya!
Bi daa sefere onu da yaparız.
:P