Çarşamba, Eylül 09, 2009

GÜNBATIMINI İÇERKEN

Bodrum yarımadasının batı ucu. Günbatımının tam karşısından -neydi o? hah, doğu!- ay yükselmekteydi, tam o an.


Akşamüstü.
Hava puslu.
Günbatımının ışıltısı eksik rengi daha az olacak.
Pus, durgun rüzgarsız havanın göstergesi. Havadaki nemi dağıtacak esinti yok.
Esinti yok; deniz yüzeyi daha pürüzsüz, sakin.
Uzun sürmüş bir deniz günü. Halen sıcak hava. Denize bir kez daha girilebilir.
Giriliyor da.
On dakika sonra mızıkcı ses "üşüdüm ben, çıkıyorum."
Suda kalmaya azimli olan "tamam, gelirim birazdan."

Yirmi kulaç daha sırtüstü.
Dönüp deniz ufkuna baktığında, güneş biraz daha alçalmış. İçinde bulunduğu geniş suyun rengi biraz daha koyulmuş; gri maviden havacı mavisine doğru.
Sabah, güneşin ışıltısı gökyüzünü şenlendirdiğinde, nasıl da parlak duru, dibi gözükendi aynı engin su.
Çok geçmemiş üstünden.
Garip olan şu ki, o sabah saatinde denizi kulaç kulaç seyretmemiş olsa, şimdi ışığı gittikçe sönerken bakmak korkutucu olurdu.
Olur muydu?
Belki.
Şimdi biliyor oysa; şurada bir yosun bahçeciği var. Dubanın etrafı daha derin. En sevdiği deniz, oradaki kumluk.
Işığın varlığı yokluğu, azlığı çokluğu, aynı görüntüyü nasıl da farklı görünenler haline getiriyor.

Sesler yumuşadı.
Akşamın sesleri de, ışığın herşeyi örten kadife örtüsü serildikçe, yumuşuyor.
Kadife gibi. Deniz öyle.
İpek mi kadife mi?
İpek saten daha ışıltılı belki biraz da hışırtılı bir dokudur. Kadife belki daha uygun, çözgüsü ipekle dokunmuş olabilir.

İşte o dokunun içinde on kulaç ileri, altı kulaç geri, biraz yana diye kendince bir eğlenti tutturmuş, güneşin denize değmeden bulutların arasında erimesini seyrediyor.

Az önceki mızıkcı bu defa iskeleden seslenmekte "uff, donuyorum, ne zaman çıkacaksın?"
"Bilmem!"

Ne demişti "gün batımını iç benim için".

Gün batımını içince, evet. İşte o zaman çıkarım.


Aynı anda Batı Karadeniz'de günbatımını gözleyen başka biri de bu fotoğrafı çekti.

.

4 yorum:

funda dedi ki...

ben kıskandım..bilginize...

Ekmekcikız dedi ki...

Fundacım!
:)))

Kıskanma yahu! Gerçi buraları ve sizin oraları sel götürürken, ne söylesem boş.

elektra dedi ki...

ben burada yağmura tövbe etmişken, senin günbatımlarını içmiş kadar oldum. ölmüşlerinin canına değsin canım benim.

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracığım!
Sağol, varol!
:)))
Gelecek defa, birlikte gidelim.
:))