Salı, Eylül 15, 2009

KAĞIT ÇİÇEĞİ


Rengârenk, parlak, dokunup koklamak isteği uyandıran bu çiçekleri, çocukluğumun kasabalardan birinde görmüştüm, ilk.
Adı, kâğıt çiçeğiymiş.
Dokununca anlamıştım, adı neden öyle; hışır hışır, kurutulmuş çiçek gibiydiler. Meğer,
saman çiçeği de denirmiş, Latince aile adı "helichrysum" imiş.
Çiçek tazeyken, demet halinde saplarını sarıp, çiçeği başaşağı şekilde bir hafta kadar asar ve kurutursanız, bir dahaki sene tazeleri çıkana dek öyle ilk günkü gibi vazonuzda seyredebilirsiniz.

Wikipedia'daki isimlerinden biri everlasting. Artık, kurutulup çok uzun süre canlı gibi vazoda kalabilmesinden mi, yoksa çok yıllık oluşundan mı yakıştırılmış ölümsüz/dayanıklı adı, bilemeyeceğim.
Çocukluğumdan aklımda kalan, yaz sonunda, aynı aileden geldikleri ayçiçeklerinin hasadı yapıldığı sıralarda ortaya çıktıklarıydı.

Bu sene, İstanbul'da boldular. Kaç defa aklımdan geçti, mevsimi geçmeden alıp kurutmak. Galiba, sonu gelirken alabildim ve işte kurudular.

.

2 yorum:

Lilium Bosniacum dedi ki...

küçükken bizim evde bunlardan vardı.. annemden gizli uğraşıp hep yapraklarını döktürürdük :)

Ekmekcikız dedi ki...

Baak seeen!
Aradan bu kadar zaman geçince bile, nasıl da ortaya çıkıyor yaramazlık konusu...
:P