Perşembe, Ekim 29, 2009

EVİNDEN UZAK DÜŞENE km. ÖLÇÜ MÜDÜR?

Filmekimi'nde görmek istediğimiz animasyona bilet bulamayınca, o gün başlayan "İki Dil Bir Bavul"a yollanmıştık, A. ile.
Film başladıktan kısa bir süre sonra, dışardan haykırışlar duyuldu. Dışarıdan dediğim, salonun dışından değil, basbayağı caddeden geliyordu sesler, Cadde-i Kebir'den.
Birbirimize baktık arkadaşımla, "Hah, tamam. Tam da açılım zamanı, iyice galeyana gelip sinema basmaya mı karar verdiler yoksa?" endişesiyle.
Değilmiş. Karmaşık ortamdan kaynaklanan paranoyaklığımız neyse ki doğru bir tahmine dayanmıyormuş.

Filmi seyrederken, aklıma hep Funda geldi. Yeni atandığı, coğrafyası İstanbul ili sınırları içindeki, gelişimi İstanbul'un sanki yüzlerce km. uzağında olan ilk görev yerine alışmaya çalışan anasınıfı öğretmeni arkadaşım.
Filmdeki genç öğretmenin durumunu Funda'nın yazdıkları, anlattıklarıyla karşılaştırdım. Yaşanan imkansızlıkların, çocukların durumlarının, fiziki şartların, tazecik öğretmenler üzerindeki etkileri, kimi kez mücadele edebilip, kimi kez morallerinin bozulması esas olarak benziyor diye düşündüm.

İki Dil Bir Bavul'da, öğretmenin durumuna ek olarak, onunla birlikte, çocukların durumu da anlatılıyor, yaşanan coğrafyanın özellikleri de.
Anlatım çok ilginç; kurmaca belgesel desem tür mü yaratmış olurum bilemeyeceğim. Belli ki, tek tek repliklerin yazılı olduğu bir senaryo yok elde. Bir tasarım, olasılıklar teksti var, muhtemelen. Ortaya çıkan, tekrarlanmasına imkan olmayan yaşantı görüntüleri, diğer yandan da tahmin edilen bir durum belirlemesi.
Biraz karışık anlattım, sanırım.
Siz en iyisi, Fatih Özgüven'i okuyun, o çok daha iyi toparlamış durumu.

Haa, bir de filmi görün.
Anlayamadıklarımızı gözümüz görsün, hiç değilse.


.

10 yorum:

elektra dedi ki...

hımmm, anlaşıldı, mesaj alındı.
bu bahis bu kadar da, şu öğretmenlikle ilgili olarak içimde kalan bir ukdeyi yazayım sana, ' doğu'ya gitmek.' çok istemiştim. yanlış anlaşılmasın, öğretmenlik çok da istediğim bir meslek değildi. ne bileyim, hayat getirdi önüme koydu diyebilirim. sonra sonra sevdim ben yaptığım işi. büyüyünce diyelim. işte sevmeye başladığımda, madem ki budur hayattaki rolün, git o zaman elektra demişliğim çoktur kendime. bir ara vardı, alan gözetmeksizin isteğe bağlı sınıf öğretmeni atanabiliyordun doğu'ya. sonra hayat yine basit romantik yaklaşımlarımdan uzaklaşmamı emretti, kaldı o öyle içimde. ne yapalım, yapabilenlerin önünde meslektaşları olarak saygıyla eğiliyor, elerinden öpüyorum. yaş baş gözetmeksizin hem de...

miso dedi ki...

Ankara'da bir sinemaya geldi, biliyor musun Ekmekçikızcım? Ve yarın cuma; her an yok olup gidebilir. Ailecek hasta olduğumuz için gidemedim filme. Yarın baktığımda gösterimden kalkmış olursa, gidip münasip bir yerlere tükürüp, "ben senin gibi başkentin içine zçyım" diye bağırıcam.

Haksız mıyım?

pıhhh

Leylak Dalı dedi ki...

Bugün bir arkadaşıma Funda'yı ve İstanbul içinde olup da İstanbul'da olmayan okulunu ve sıkıntılarını anlatıyordum, "İki Dil Bir Bavul" dedi o da. Aynı şeyleri çağrıştırmış olması ilginç. Festivalde uygun saate denk getiremediğim için izleyememiştim, sinemalara gelmesini bekliyorum olmazsa DVD.
Sevgiler...

Ebru dedi ki...

Ben de çok istiyorum görmeyi ama tek izin günüm pazar ve miso'nun dediği gibi ankarada offf.

funda dedi ki...

ben şu raylı sistem haritasını çözersem beni de götürürsün belki hı ekmekçim..
benden de ne flimler çıkar aslında..gelip çeksinler..

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Birkaç sene önce, 23 Nisan Şenlikleri için oğlumun okuluna çeşitli illerden öğrenciler geldi. Bize de Urfa yatılı Bölge Okulu öğrencilerinden biri misafir oldu. Onun ve arkadaşlarının burada üç gün içinde yaşadıkları kültür şoku beni çarptı.
Düşündüm ki, onlar geleceğine bizimkiler oraya gitseydi, daha faideli bir hareket olurdu. Bizimkilerin tuzu kuru, lay lay lom! Azıcık memleketin farkına varsalar iyi olur. :((

Haa, nerden geldim buraya?
Tamam, sen doğu'ya gitmek içimde ukde kaldı demiştin ya, oradan benzettim işte...

Ekmekcikız dedi ki...

Misocuğum,

En evvela ailecek size geçmiş olsun derim. Domuzcuk mu yokladı sizi, yoksa? :P

Sonra derim ki, "haklısın"!
Şu mana yoksunu filmleri biner biner gösterirler, bir avuç değerli film bir-iki sinemada ancak yer bulur. Sanma ki sade sizin şehir öyle, koca İstanbul'da da bir değilse iki veya üç sinema oynatıyor bu filmleri.

En iyisi bir sinema işletmek!:))

Ekmekcikız dedi ki...

Leylakcığım, öğretmenim,

Sen de kendinden bir şeyler bulacaksındır filmde, eminim.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Ebrucuğum,
Umarım, ikinci hatta üçüncü haftaya geçer de, sen de seyredebilirsin.
Ya da DVD artık!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Fundacığım,

Onu diyorum; senden ne filmler çıkar, aslında! :))

Raylı sisteme gelince, sen bir kez bin o raylı sisteme arkası gelecek, emnin ol!
:)))