Pazar, Kasım 22, 2009

SÜSLENDİM ÇIKTIM HAYATA...

Sabah.

Sis yağmış olmalı, yerler ıslak.

Yumak'ın maması suyu verildi, geç kalıyorum telaşıyla sokağa fırlandı.
Neşeli kadınlarla egzersiz yapıldı.
Üst baş değişildi, kafadar arkadaşla konuşa konuşa dışarı çıkıldı.
Caddede düz kahvaltı veren keyfe uygun yer arandı, yumurta ve simitten oluşan kahvaltıya oturuldu.
Kardeş aradı, "kahvaltı yaptım, kahve içerim, nerdesiniz" dedi.
Teyzesi yeğenini özlediğini söyledi, o sırada uçağı öğlende kalkacağı konu ediliyordu delikanlının. Babasının havaalanına götürdüğü, bir de.
Kahveler de içildi, kalkıldı, yüründü. Birisi alışverişe, diğeri kızını kurstan almaya, beriki saçını boyatmaya diye ayrıldılar.
Saçını boyatmaya gitmek üzere olanın telefonu çaldı, "nerdesin" dedi özlenen arkadaş.
Yakındaki kafede oturdular, birisi sütlü, tarçınlı siyah çay, diğeri kafesizsiz kahve içtiler.
Sonradan gelenin arkadaşı havaalanından aradı "rötar var" dedi.
Mesaj geldi, cep telefonuna.

12:28
Süper sis var rötarlı kalkıcaz.


Kafeinsiz kahve içen -uçmayı pek sevmeyen hem de- heyecanlandı, diğeri "giderler yakında canım, merak etme" dedi.
Dedi, yine de ikirciklendi, sanki yersiz bir iş yapıyormuş sanısına kapıldı saçını boyatma niyetinden dolayı, "vazgeçsem mi?"
Biraz konuşup ayrıldılar.

Telefon etti, oğluyla konuştu, sıkılmıyorlarmış, iyilermiş, öğrendi "hiç değilse", iç çekti.
Saçı boyandı.
Kızı eve geldi.
Oğluna mesaj gönderdi.

15:39
Yavrucum belli mi hareket saati?


Anneye uğradı, yarım saat oturdu.

16:30
Gateden geçtik binicez yakında ne kadar sıra beklicez bilmiyorum.


16:35
Peki canım, iyi yolculuklar!


Yakında oturan arkadaşla konuşuldu, "ne zaman çıkarız, neyle geçeriz, maç varmış, amma da gün seçermişiz".
Karşı kıyıdaki arkadaşla konuşuldu, "nerede buluşuyoruz, olur fotoğraf makinesi de alırım"
İnternetten havaalanındaki uçuşların sırası kontrol edildi, yetmedi oğula soruldu, "henüz belli değil".
"Sis artıyormuş, bütün iç uçuşlar ve deniz seferleri iptal edilmiş" dedi yakında oturan arkadaş, "gel biz bu buluşmayı erteleyelim, kızlar anlar bizi, gidebilsek bile dönemeyeceğiz galiba".
Oğlana telefon edildi, "bize sıra geliyor sanırım" bilgisi alındı.
Babasına telefon edildi, "kalkıyorlarmış, bir şey olmaz di mi, bu havada" dendi, endişeyle.
Buluşma olacak diye bu kadar hazırlanılmışken, hiç değilse yürüme mesafesi bir yere gidip yemek yemeğe karar verdiler.
"Maç için rezeryasyonlarımız var, doluyuz efendim" cevabı alındı iki yerden.
"Fakat dumur oldum, bu ne yahu!"
"Boşveeer, gidelim köfte yiyelim işte!"
Yemekten sonra, çay içerken olandan bitenden, çocuklarımızı eğitemeyen öğretmenlerden, hayattan, kitaptan konuştular.
Oğulcuğu havada olan kadın evine döndü, havaalanı uçuş bilgilerini gözden geçirmek için internete girdi.
Cep telefonun sinyali!

22:34
Geldim, haber sal.


22:38
Ohh şükür! Öpüyorum çok.


Kızına seslendi, "abin ulaşmış!"
Babaya, teyzeye, anneanneye, uçmayı sevmeyen-uçak yolcularını merak eden arkadaşa, misafirini karşılamaya giden arkadaşa haber verildi.
Herkes rahat nefes aldı.
Yumak'ın gözyaşı damlası damlatıldı, mama ve su kaplarının içleri dolduruldu.
Balkona çıkıp baktı, sis iyice kalınlaşmıştı.
Gece.
.

19 yorum:

şule dedi ki...

gözün aydın tatlım, oğluşun varmış. önemli olan bu. biz nasilsa bulusuruz bir sekilde...

Ekmekcikız dedi ki...

Di mi Şulem, di mi?
:P

Sabah mesajı geldi, "çok eğlenceli burası" diyor.
Çok sevindim.
:)))

Gamlı Baykuş dedi ki...

Oğluşunuza iyi yolculuklar, keyifli bir konser dilerim. Tarkan'ı "Doğu'nun Prensi" ilan etmişler ama oğluşunuzu gördükten sonra bu lakabı Tarkan'dan alacaklar eminim. Sevgiler...

Gamlı Baykuş dedi ki...

Ay allah kavuştursun yazmayaı unuttum. Adettendir di mi?

zapere dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=mFCnNnWAueQ&feature=related

endiseliperi dedi ki...

ya... şeyi soracaktım... saçını hangi renge boyattın? bu yıl sarışınlar modaymış, tüh! sonra tırnakları da o ölü yeşiline boyamak, paltolar uzun olacakmış ve gözlere de hava sisli puslu olsa da güneş gözlüğü. hayal bile edemiyorum!

oğlun çabucak, sevinçle dönsün!

sevgiler.

not: öyle hoş olmuş ki yazı, aslında şey yapsaydın, yazıyı daha gizemli yazıp, bilin bakalım bunlardan hangisi benim, şeklinde bir bilmeceye dönüştürseymişsin, dedim:)

metin dedi ki...

Oğul oğul! Hemen de özlenir oğul! (Kız da öyle!)

Hiç gitmesinler istenir, hemen dönsünler istenir. Gitsinler ama dönsünler geri. Güzel dönsünler.

BAYAN E. dedi ki...

Yakışıklımız bu sefer gidebildi neyse ki...canım benim :-)
Allah kavuştursun tatlım

Ekmekcikız dedi ki...

Komşucuğum,
Oğlancığımın müzik çalışmalarının seslerini duyuyorsunuzdur.
Umarım, bugünkü konserleri o çalışmalara dayanmanın sonucuna değmiş olsun!
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Bey,
Linkini verdiğiniz videodaki dans ve müzik çok hoştu, teşekkür ederim.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Periciğim,
Bulmaca mı istedin?
Pekiii!
:))
Bil bakalım, saçımı ne renge boyattım?
İkinci bil bakalım, kahvaltıdan sonraki buluşmada, çocuğu havaalanında bekleyen anne çay ve kahva seçeneklerinden hangisini tercih etti?

İyi dileğin için teşekkür ederim.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
Sağolunuz!
İçimizden geçen aynı duygular.
:))
Onların bağımsızlıklarını kazanıyor olmaları çok hoş, diğer yandan da uçup gidivereceklermiş gibi olmaları iç burucu.

Ekmekcikız dedi ki...

Bayan E.ciğim,
Sağol canım arkadaşım.
:)))
Haberler de güzel geliyor, bu yolculuk, nihayet kalp çarpıntısına değecek sanırım.
:))

funda dedi ki...

saçını kahverengi boyattın ve kahve içtin bildimmi bildimmi

Ekmekcikız dedi ki...

Yarıyarıya Fundacım.
Yani yarısı doğru cevabın...
:)))

funda dedi ki...

ama hangi yarısı..
lk yarısı mı son yarısı mı..

Ekmekcikız dedi ki...

Kahverenginin tonunu bilirsen...

JoA dedi ki...

allah kavuştursun, büyüdükçe daha hızlı uçuyorlar sanki:)

Ekmekcikız dedi ki...

Tamamen haklısın, JoAcım, tamamen!
Uçmadan yuvadan tadını çıkarmak lazım.
:))