Cumartesi, Kasım 21, 2009

YİNE dot TİYATROSU

"Oyundan bir saat önce gidip isim yazdırırsanız, gelmeyenlerin yerine bekleyenleri alıyorlarmış, bu sene oyunlarını kaçırmak istemiyorum, hadi gidelim" diyordu mailinde.
Daveti yapan A. ile, daha sezon başlamadan Bayan E. ile birlikte Ada'ya gittiğimiz gün konuşmuştuk, DOT'a gidelim birlikte, diye.
Peki madem, gidelim.

Geçen hafta ilk başladığında Talisman gidecekti, yazmadı sonra. Nasıl acaba, beğendi mi?
Hımm, beğenmiş. "Böcek" gibi değil, çok komik yerleri var mesela, ama, aynı zamanda çok da acıtıcı diyor.

Bekleme sırasına isim yazdırmak için verilen saatten onbeş dakika önce kapıda, A.
Döndüğünde, saat dolmamış diyor. Tekrar gidiyor, isim yazdırmış ve sinirli dönüyor. "Bana saat dolmadı dediler, ardımdan gelen üç kişiyi yazmışlar, eğer içeri giremezsek, çıngar çıkarırım".
Öyle arzulu ki, bu oyunu görmesi lazım.

Vakit geldiğinde kapıdayız.
Gelmeyenler, son dakikaya kalanlar, "herkes yerine oturdu mu", derken içeri dört kişi alınacağı anlaşılıyor da bunların arasında bizim olacağımız biraz şüpheli. Nihayetinde azim ve çenemiz sayesinde, üç farklı oturma yerine sığışıyoruz ve "Shopping and F***ing" başlıyor.

Oyun, yazarı Mark Ravenhill'in ilk uzun oyunu. Ravenhill, geçen seneki "DOT Bilsar'da" projesindeki maraton oyunların da yazarı. Çağdaş tiyatronun 1990 sonrası döneminin zirve yazarı kabul ediliyor.
Dili sert.
Sert ne kelime, acıtıcı, parçalayıcı, işte akımın adı üstünde hali; suratınıza tiyatro!
Anlattıkları da öyle; uyuşturucu, seks, bağımlılık, bağlılık, aidiyet, alışveriş, televizyon, aile, aşk...
Ne diyor?
"Medeniyet paradır! Para medeniyet!"
Kabul edip etmemek, bununla yaşayıp yaşamamak, mücadele edip etmemek sana kalmış.

DOT'da oyun seyretmek insanı yoran, üzen bir süreç. Bir çeşit, paranla dayak yemek diyeceğim, ayıp olmazsa.
Acayip olanı şu ki, her defasında "bu memlekette bu kadar iyi oyuncu var mıymış", ya da "niye sadece buradaki oyunlarda bu kadar iyi oynuyorlar" sorularıyla çıkıyorsunuz, caddenin kalabalığa.
Yine öyle oldu.

Benim bu defaki favorilerim İbrahim Selim ve Tuğrul Tülek oldu. Bu demek değil ki, diğer oyuncular iyi değil. Sadece, hayranlık derecelemesi yapabildim.

Talisciğim, senin favorine denk düştüm mü?


.

14 yorum:

Gamlı Baykuş dedi ki...

Sevgili komşum, dün akşam benimkilerin peşinde balkondayken, baktım ışığınız yoktu,demek tiyatrodaymışsınız. Biz de Sndrfknella ile ne zamandır bir Dot oyunu seyretmeye gideceğiz. Yazınızı okuduktan sonra çok merak ettim bu oyunu, bayramdan sonra ilk istikamet Dot.

Adsız dedi ki...

bence o tantanaya değdi; yine olsa, yine yapar, yine izlerim :) arzu

metin dedi ki...

"DOT'da oyun seyretmek insanı yoran, üzen bir süreç. Bir çeşit, paranla dayak yemek diyeceğim, ayıp olmazsa.
Acayip olanı şu ki, her defasında "bu memlekette bu kadar iyi oyuncu var mıymış", ya da "niye sadece buradaki oyunlarda bu kadar iyi oynuyorlar" sorularıyla çıkıyorsunuz, caddenin kalabalığa."

Şahane. DOT budur işte.

DOT, bu ülkede tiyatro diye bir halt varsa, tam da odur ve belki de yalnızca DOT odur.

Ekmekcikız dedi ki...

Komşucuğum,
Evet, dün akşam DOT kuyruğunda ve karşısındaydık!
:))
DOT bu sene ikinci bir sahne açtı, "DOT Mars'ta"da oynanan oyuna giderseniz, size eşlik etmekten büyük zevk duyarım.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
Tantaya değdi, di mi?
Fakat, herşeyin sonunda, oyunu para vermeden izlemiş olduğumun son dakikada fark edilmesi komik oldu. Neyse ki ödedim de vicdan azabından kurtuldum.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
Bir gün diyorum, bir DOT oyununa bütün DOTsever blogcular birlikte gitsek!
Güzel olmaz mı?
:)))

BAYAN E. dedi ki...

Oyunun etkisi hala sürüyor ...oğullarıma baktıkça da sürecek galiba, onları nasıl bir dünyaya doğurdum diye...

Ekmekcikız dedi ki...

Bayan E.ciğim, Sevgili Bayan E.ciğim,
Bugünlerde keyfiniz mi biraz kaçtı da bu kadar umutsuzluğa düştünüz?
O kadar kötü değil dünyamız. İçinde bizler de varız o dünyanın, unutma!
:)))

Evli Adam dedi ki...

ben çok cahil kalmışım, talismandan sonra siz de yazınca meraklandım, konular da provokatif gözüküyor. benim hiç haberim olmuyor bu işlerden, bir arızam var ama ne.

Ekmekcikız dedi ki...

Bizi izleyiniz Evli Bey!
Haberiniz olur bundan böyle, bakınız oldu bile.
:))

Gidin görün ve yazın.
Merakla bekliyorum.
:)

thesaint dedi ki...

önyargım bana çok iyi şeyler söylemiyor grupla ve oyunla ilgili. dışarıda çok satan bir ürünü birkaç yıl sonra basit pazarlama teknikleriyle bize getirip voleyi vurmaya çalışan piyasa adamlarına benzetiyorum. o provokasyondan beslenme ve popüler temaları işleme işi rahatsız edici geliyor bana. şiddet, eleştiri için bile olsa olumlu birşey değildir, varolan şiddeti olumlandırır diye düşünüyorum. sonra, iyi de olsa hep popüler oyuncuları kullanmaları var.
bir de geçen sezonun sonunda tüm oyunlarını 150 liraya biletlendirip bir de bu fiyatı "hepsi satıldı" diye açıklamıştı bay daltaban (üstelik o sırada hepsi satılmamıştı).
ama tabi dedim ya, önyargı. ve maalesef o da yanılabiliyor. nadiren de olsa.

Ekmekcikız dedi ki...

Simoncuğum,
"Önyargı"nın yanılabileceğine dair tesbitini, bir gün bir DOT oyunu seyredersen hatırlamanı rica ederim.

Alışılmışın dışında bir iş yapıyorlar, beğenilmesini de, tepki toplamasını da olağan karşılamak gerekiyor.
Oyunları, sadece "dışarda çok satan bir ürün" müdür, pek emin değilim. Bu oyunların dışarda da tepki topladığını o kadar da kolay hazmedilmediklerini biliyorum.

Oyunlarla ilgili "sert içerik" ibaresi, sadece ve tamamen şiddet içerdikleri için değil. Pek çok oyunda hiç şiddet yoktu. Anlatılan veya hissettirilen, genellikle hayatın çıplak gerçek hali olduğu için oluyor o sözettiğim "paranla dayak yeme" hali.
Sanatın çeşitli ifade yolları var. Özellikle de tiyatroda klasik olanın dışında yeni yöntemlerle anlatılacak şeyleri aramak ve bulunca aktarmak, takdir edilecek bir çaba bence.

Diğer yandan Murat Daltaban'ın, bu işe kendini vermiş bir insan olduğunu, işin ticaretini yapmaktan önce tiyatroyu düşündüğünü biliyorum, varsayım değil bu, yakından bilgi alabiliyorum diyeyim.

O 150 lira fiyat koydukları oyunlar bütün sene oynanmış 10-12 oyunun toplamı idi ve bir maraton gibi sezonun sonunda iki günde ardarda oynanıp bitirilmişlerdi. Biletlerin hepsinin bitmiş olması şaşırtıcı değil aslında -eğer öyleyse- çünkü, oynadıkları yer az seyirci alabilen bir yerdi.

Bir de şu "meşhur oyuncu oynatıyorlar" argümanına bir diyeceğim olsun; yine biliyorum ki, o oyuncuların hemen hepsi eğitimli ve dışarda çalışmış, öncü tiyatroya inanan kişiler. Dolayısıyla, DOT onları değil, onlar DOT'u seçiyor, bir çeşit prestij orada oynanmak.

Amanın!
Simoncuğum,
Böyle dır dır konuşup durdum ya, sebep senin şu "önyargılıyım" sözün olsa gerek.
Senin sinemacı yanın, tiyatrodaki benzer yaratıcılıklara açıktır, diye düşündüğümden belki de.
Budur.
:))

thesaint dedi ki...

çavdar hanım, teşekkür ederim uzun cevabınıza. yalnız, (böyle deyince şuna benzettim: ntvspor'da iyi bir program, gazetelerden gündemi takip eden. fuat akdağ ile mehmet demirkol hep tatlı tatlı konuşuyorlar. bir keresinde tam anlaşamayınca birbirlerine 'ama sayın demirkol', 'ben sizi dinledim sayın akdağ' diye hitap etmeye başladılar, kavgalı spor programlarını taklit edip.)

neyse. benimki yeni bir şeye kapalılık değil ama. o yeni bir şeyde rahatsız edici yanlar bulmak. hatta, geçen yıla kadar görmek için büyük heves duyduğum bir gruptu onlar. 2 yıl önce siz ilk yazdığınız dönemde yeni duymuştum ben de. ama geçen yıldan beri biraz farklı bakmaya başladım. daltaban'ın radikal cmt.'deki söyleşinde hoşuma gitmeyen şeyler vardı.

mesela, tamam, oyuncular için prestij alanı da niye bu oyunlarda hiç iyi tanımadığımız oyuncular yok? tiyatro dünyasının eminim ki televizyonlardan tanımadığımız birçok çok iyi oyuncusu var.

o para işi de içime sinmedi. 10-12 oyun, biliyorum da sonuçta 150 lirayı kim verebilir ki bugün? bu işte tam toplumdaki eşitsizliğin tanımı. biletlerin satılmış olması da bunu hiç mazur göstermez. oyuncular para istemeseydi madem o toplu gösteri için, maliyeti de düşük olsaydı.

in your face'e gelince, çok satandan kastım herkesin beğenmiş olması değil de olay olmuş olması. onu kalıcı ve dönüştürücü bir tiyatro hareketi olarak görmüyorum da günün değerlerine hitap eden (o değerlere karşı geliyormuş gibi durup aslında tüm o şoke edici tarzıyla bir yandan onları destekleyen), geçici bir akım gibi geliyor bana daha çok. 'tokat gibi sanat' da çok zekice gelmiyor bana.

bilmiyorum, bir seyredeyim de (shopping'e gitmeyi düşünmüyorum yalnız) sonra yine konuşuruz.
bir de tabi, siz çok daha yakından fikir sahibisiniz. ben bayağı uzaktan sallıyorum.

Ekmekcikız dedi ki...

Tamamdır Simoncum, izle; bakalım ne düşüneceksin.
Bazı durumlarda ben de vardır bir uzaktan uzağa kıl olma hali, bazı yeniliklere. Belki popülerleşmiş olma durumu beni de rahatsız ettiğindendir, bu tavrım.

Bak, "tokat gibi sanat" fikrine karşı olmanı anlıyorum. Çok gerekli mi? Evet, değil belki. Yine de bir deneme işte. Uzun süreli olur mu, kalır mı, ömrü vatka modası kadar mıdır? Göreceğiz. :)))

Haa, oyuncular konusunda son bir şey söyleyeyim, bak kaç senedir izliyorum onları da oradan biliyorum. Evet, ünlü oyuncularla çalışıyorlar, ama, her zaman önce ünlü sonra DOT da oynar olmuyor bu oyuncular. Kimi kez eş zamanlı, kimi kez de tersine bir ün hali (önce DOT, sonra TV dizisi vs.) oluyor.
Neyse işte, bir bak bakalım.
:)