Çarşamba, Aralık 23, 2009

KEŞİŞLEME

Sabah TV'de hava durumu raporunu izlerken, "rüzgâr gün içinde keşişlemeden 3 kuvvetinde esecek" bilgisini alınca, "lodos değil nasılsa, deniz otobüsü sallamaz o kadar" diye kendime cesaret verdim.
Yine de tedbiri elden bırakmayıp, deniz otobüsünün en arkasında ortada bir koltuğa oturdum. Orası stabilitesi daha fazla olan bir yer. Yukarıda veya önde oturursanız, sallantıyı hissetme katsayınız artıyor.
Yıllar önce, lodoslu bir havada üst katta oturup, sallanmaktan içim bayılıp, bütün gün kendime gelemediğim bir yolculuktan sonra, denizci bir arkadaşım vermişti bu bilgiyi. Denedim, doğruymuş.
Haa, bir de denize, teknenin ne kadar sağa sola yattığına bakıp sinirini oynatmayacaksın, tam karşıya bakacaksın.

Pöfff!
İstediği kadar "keşişleme lodos kadar sallamaz"mış olsun, istediği kadar sadece "zaman zaman 3 kuvvetinde" essin, Haydarpaşa mendireğini geçene dek yalpayı yiyorsun, işte!
Bostancı mendireğini çıkıp sallanmaya başlar başlamaz, önümdeki koltukta oturan genç kız korkuyla koltuğunda zıplamaya başladı.
Birden gülmem geldi!
Hayır, inanın kötü kalpliliğimden değil.

Birisi, mücadele edemediğin, müdahale edemediğin bir durumla karşılaştığında "akışta kal" demişti. Uzunca bir zaman, bu söz ne anlama gelir bilememiş ve aksine mücadele etmeye çalışmıştım.
Bunun ne demek olduğunu genç kızın davranışını görünce anladım.
Kızcağız, olduğu yerde zıplayarak sallantının etkisini farkında olmadan artırıyor ve korkusunu çoğaltıyordu. Sallantıya direniyordu ve bu sallantıyı daha çok hissetmesine neden oluyordu.
Gerçi o zamanki benim durumumla, denizde sallanma korkusuna tepki olan davranışın tam benzediğini söyleyemem. İşte her nasılsa, zihnim aydınlanma anı olarak, bana bu anı uygun gördü!

Hemen, kulağımdaki müziği değiştirdim. Pink Martini hoş geldin!
"Let's Never Stop Falling in Love"den iyisi olur mu başlamak için? Ardından "Lily", derken "Una Notte a Napoli".
Oldu bitti bile! Haydarpaşa'yı geçiyoruz.
Buyur keşişleme hazretleri! Kendini lodos mu sandın sen?
İstediğin kadar yalpa yap! Müziğimle eşlik ettim sana, sallandım kulaklarımdan bacaklarıma dek, içimden içimden.

Ve oldu bitti, işte.





.

9 yorum:

nalan dedi ki...

müzik kesinlikle çok uygun.
isterse lodos olsun, varsın 5-6 olsun :)
şaka bir yana ben pek severim teknede sallanmayı da :)

elektra dedi ki...

allahııım, kadıköy cephesine de giderken çalışmak için, azıcık rüzgar esse otobüse dolmuşa yöneldim ben. hiç sevmem o yalpalama hissini. ıyhhhh, hiç bir müzik de paniğimi kesmez. ya, ben amma tırsağım hakketten ha:)

ayşegül dedi ki...

dalgalarda-atoms hart mother-iii
gidio ekmekçi abla:)
valla tasfiye ederim.:Pp

şule dedi ki...

"akışta kal" ne güzel bir öğütmüş. bazen tek yapman gereken bu oluyor gerçekten de...

Ekmekcikız dedi ki...

Nalancım,
İlahi!
Sen tabii ki seversin, teknede salınmayı! Ay pardon ne demişim sallanmayı...
:)))
İşte, biz de biraz biraz öğreniyoruz, diyelim.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Tırsak Elektracığım,
Yahu, azıcık sallanmaktan bir zarar gelmez de, seferlerin iptal edildiği fırtına öncesi hali pek neşeli olmuyor, doğrusu.
Sen beni dinle! Dikkatini başka şeye verince, asıl önemlisi dalga salınımına kendini bırakınca, eğlenceli bile oluyor.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Ayşegül,
"Atoms hart mother" tanımlaman çok eğlenceli olmuş.
Senin dalgayla aran nasıl?
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Şulem,
Hımmm, di mi?
Bugün, acayip bir hikaye duydum ve çok etkilendim. Bir ara anlatırım, etkisi geçince. O da bu konudaki teoriyi doğruluyordu.
Bazen, direnmemek gerekli, sahiden.
:))

ayşegül dedi ki...

şarkım gibi ''pink'' floyd

iidir ablacım hem ce çook ii..:)))