Pazar, Aralık 20, 2009

ÖYLESİNE BİR GÜN

büroda kimse kalmamış.
yoo, yanlış. büroda sadece bir tanesi kalmış. gidecekmiş. bekliyormuş.
nasıl sakinmiş tüm ofis şimdi.
öğleden sonra bir ara tuhaf adamlar gelmemiş koridorlara gibi.
polis çağırılmamış, telsiz sesleriyle resmi sivil elbiseli erkekler doluşmamış sanki.
hepsinin yüreği ağzına gelmemiş, içi şişmemiş sanırsınız.

aslında kimse nasıl başladığının farkına varmadı. çok sakin davrandı polisi arayan.
önce resmi elbiseli iki memur geldi. sonra motorsikletliler, en son siviller.
polisi arayan, kapıya dayanan adamların asıl görmek istedikleri, hiç ortaya çıkmadı.
böyle olunca öbürleri diklenecek kimseyi bulamadı karşılarında.

dört kişi gelmişlerdi, ikisi polisi görünce sıvıştı. kalan gidenin eline ne verdiyse?
kimlik mi göstereceğim dedi adam, peki ara bakalım.
polis memuru genç, heyecanlandı, sesi çatallandı. adam karşı çıksa yakasına yapışacak.
öbürküsü de tecrübeli, karşısındakini nereye kadar zorlayabilir farkında.
iyi de, iki hafta önce gemi direğinin tepesine çıkan da buydu.
düşünce mi! o zaman bir düşünceyle mi hareket etti?
düşünce filan yok bu adamlarda, içgüdü filan da yok. daha başka bir ruh hali mi desem, hah, dünyası başka bir yapıda bunların. daha başka bir dünyanın insanı olmak hareketlerini temellendiriyor.

herşey çok taze, diye düşünmüş. hatta daha bitmedi, üstelik yarın ne olacağı belli değilmiş.
sonradan konuşmuşlar kendi başlarına kalınca, bir araya toplanınca.
kahramanlığa gerek yok demiş içlerinden birisi, işin bu bölümü bitsin, devamını biz getirmeyelim. kan davasına çevirip üstümüze saldırıp, önümüze çıkarlar bunlar. hepimizin çocuğu var. değer mi?
haklısın demişler.
bu sözlerin onun ağzından çıkması diğerlerini rahatlatmış. yeri geldiğinde o engelledi bizi, karşı çıkamadık demek imkanı da olurmuş.

korkutmuşlar o gün orada olanları, evet.
hepsi ya oradaymış, olayın içindeymiş, ya da işin bir ucundan tutuyormuş.
bunca senedir, ilk kez böyle bir zorbalık tehdidiyle yüz yüze gelmişlermiş.
oysa yaptıkları işe bakarsanız, neymiş ki zaten? onlarla kimin ne alıp veremediği olabilirmiş?
demiş ki, o adamların kafası böyle çalışıyormuş anlaşılan, ruhları karışıkmış, hayatları tersmiş.
o gün oraya geldiklerinde onlara da bulaşmış çoğunluğun dünyası. çoğunluk onlarmış.
kabul edemedikleri, içinde olmayı sindiremedikleri bile dokunuyormuş eninde sonunda.
buna da mı "hayat!" denilecekmiş?

.

12 yorum:

Adsız dedi ki...

Orası benim doğup büyüdüğüm evim, sizden duyunca evime saldırılmış gibi hissettim. Bunu yapan kişileri tanımıyorum ama 'yaptıklarını yanlarına bırakmayalım' desem, demeye dilim varmıyor, onlarla aynı dili konuşmadığımız ortada. İşin devamını getirmemek en doğrusu sanırım; 'korkup yılmak' olarak düşünülür mü... Kime ne...... Çok büyük geçmiş olsun. arzu

Ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
İşler bazen kontrolümüzde gitmez. Bilirsin sende, bunca zamandır çalışma hayatı içindesin.
Çok çeşitli etkeni var bunun.
Yine de, işi iş olarak göremeyen, hayat memat meselesi yapıp şahsileştiren tuhaf insanların varlığı, bunca seneden sonra bile acayip geliyor bana.
Sağol canım.

elektra dedi ki...

ne oldu?????anladığım keyifsiz, tatsız bir şey. ama bu beni kesmez ki şimdi. dur sen....

neolitik hanım dedi ki...

çok geçmiş olsun, ofiste tatsız bir seyler olmuş diye anladım okuduklarımdan?

Ekmekcikız dedi ki...

Elektracım,
Geçen hafta, evet büroda tatsız bir şeyler oldu. Aslında uzun süredir devam eden ve halen bitmemiş bir iş olduğundan açık olamadım. Umarım, yakında bir gün hikayesini yazabilirim.
:((

Ekmekcikız dedi ki...

Neocuğum,
Doğru anlamışsın, maalesef.:((
İşlerini zorbalıkla halletmeye alışmış birileri, bizi kendilerinin hasmı olarak görmeye başladı. Yaptığımız işe bakarsan, saçmalığın dikâlası da, laf anlayacak olsalardı, keşke...

metin dedi ki...

Acaba bende mi idrak sorunu var diye düşündüm, kendimden utandıydım. Neyse, başka anlamayanlar da varmış.

Geçmiş olsun Ekmekçikız Hanımcığım o neyse.

miso dedi ki...

Hay allah, şöyle güzel keyifli bir ekmekçikız yazısı okuyayım diye açtım. Çocuklar, film, arkadaşlar filan... Sonra bir hikayeden alıntı yapıyorsun zannettim. Yorumlarda ayıldım, biliyor musun?

Hay allah
Sen iyi misin?

marruu

not: Metin bey, üzülmeyin, aynı durumdayız :)

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Bey,
İdrak sorunu bende oldu, o nedenle de idrak soruna yolaçan bir ifade tarzı çıktı.
Teşekkürler.
Umarım, yakında bir gün açıkca anlatırım. Ben anlatırım da, bu ülkenin hödüklükleri o kadar çabuk düzelir mi ondan umutlu değilim, işte! :(

Ekmekcikız dedi ki...

Misocuğum,
Hani hep diyoruz ya, "hayat!" diye, ne olduğunu anlayamadığımız olaylar karşısında filan, kendimizi teselli etmek için.
Anladım ki, bazen bu teselli bile yeterli olmuyormuş.

Not:
Ben yine yakında kendi dünyamın yazılarına dönerim.
:)

SekerPembe dedi ki...

Adsiz (demek sen Arzugizimsim :) ) ve Ekmekcikiz,

Cok kizdim sabah sabah. Bazilari niye bizleri taraf gorur, hic anlayamayacagim birsey bu bizim meslekte. Buyuk gecmis olsun. Aman tedbiri elden birakmayin siz yine de. Bir de pek merak ettim bu olayin ardini. Bir ara ogrenmek isterim. Aranan Adam'in kim olduguna dair bir tahminim var! Ona da gecmis olsun dileklerimi sunarim.

Arzugizim, aynen senin gibi hissettim. Dogup buyudugum yer orasi benim de. Hic boyle bir seyin olmayacagini bekledigim bir yer orasi. Bir kat daha sasirdim. Sen de oyle hissettin degil mi?

Ekmekcikız dedi ki...

Şekerciğim,
Beyniyle düşünen değil de, omurgasıyla hareket eden insanlar oldukça, bizim hasım görülmemiz eksik olmayacak.
.azkafalılar!
Pöf!
:((