Perşembe, Aralık 03, 2009

"YÜREKTEKİ HAYVAN"

"Hepsinde iç hastalıkları vardı: Edgar'ın annesi safra kesesinden, Kurt'un annesi midesinden, Georg'un annesi dalağından rahatsızdı.
Bir benim annem köylüydü ve tarladan dolayı bünyesi sağlamdı. O da belinden rahatsızdı.
......
Annelerin bedenlerinden taşan hastalıklar, tıpkı buzdolabında duran, kesilmiş hayvanların çalıntı parçaları gibi mektuplara giriyordu.
Hastalıkların çocuklara atılan kementler olduğunu düşünüyordu anneler. Uzaktaki tutsaklardı onlar.
......
Dayanabileceğimiz, ardına kadar açabileceğimiz ya da kapatabileceğimiz tek yer kafamızdı. Onun ardında hastalıklarını mektuplarla bize gönderen annelerimiz ve vicdan azaplarını en işe yaramaz bitkilerin içine tıkıştıran babalarımızla birlikteydik."


Herta Müller
Yürekteki Hayvan
Çeviren: Çağlar Tanyeri
Telos Yayıncılık







Haftaya 10 Aralık'ta İsveç'te bu seneki Nobel Edebiyat ödülünün sahibini bulacağı tören yapılacak. Ödülü Romanya doğumlu Alman yazar Herta Müller'in kazandığı Ekim ayında açıklanmıştı.
Akademi açıklamayı yaparken, "şiirin yoğunluğu ve nesirin açıklığını kullanarak mülksüzlerin ve yoksulların dünyasını betimleme yeteneği ve tasviriyle" ödülün verildiğini duyurmuştu.

Bu ay kitap kulübümüzde okuyacağımız kitabı seçerken, Nobelli yazarı tanıyalım fikrinden yola çıktık.
Gördük ki, kimselerin bilmediği bir yazar almış bu sene ödülü. Bu bilmeme hali, sırf bizim memlekete özgü değil, dünyada da fazlaca tanınmayan bir yazar Herta Müller.
Şurada, yazar ve hakkında bulabildiğim en kapsamlı yazı var. Bir blogger yazmış, oldukça ayrıntılı.
Burada Herta Müller'i çok seven bir yazarımızın görüşlerini bulacaksınız.


Kendi adıma, okuduğum kitabın öncelikle dilinden çok etkilendiğimi söylemeliyim.
Yazarın düz yazıyla hissettirdiği şiirselliğin etkisinde kaldım. Okumaya ilk başladığımda dikkatimi dağıtan anlatımı, çok kısa sürede sarıp sarmaladı.
Şiir dili, üzerinde ahkam kesebileceğim, bildiğim bir konu değil. Herta Müller'in kurduğu dilin şiirle nesiri nasıl içiçeleştirdiğini, işin erbabı anlatsa da öğrensem derdindeyim, şimdi.
Bunun yanında, olanı anlatma, hikaye etme becerisi de farklı, H. Müller'de. Doğrusal bir düzlemde gelişmiyor öyküsü. Git-geller, hatırlatıp unutmalar, değinip ayrıntıyı sonraya bırakmalar, hissettirmeler...
Aynı zamanda hem sert, hem zarif olunabilir mi? Okuduğum kitaptan işte öyle bir duygu kaldı bende.


"İnsan düşündüğü şeyin yanından geçip gidebilmek için nasıl yaşamalı, diye düşündüm. Sokakta yanlarından geçildiğinde dikkat çekmeyen kayıp eşyalar nasıl başarıyor bunu."
Sayfa 57

.

32 yorum:

kacakkova dedi ki...

sevgili ekmekcikiz,
bende hic tanimiyorum bu yazari, simdi yazdiklarindan biraz izlenimler edindim, tesekkürler, ne zaman bi seyler okurum allah bilir artik...

metin dedi ki...

Bi okumak lâzım da, ne zaman!

Adsız dedi ki...

"her birimizin arkadaşı birer parça buluttu."

:)

kitaplığımda bir haftadır. şöyle bir gözden geçirirken, şimdilik kaldıramayacağım kadar etkileyici, derin geldi. beklesin bakalım...


zeynep.

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Kaçak,
Fırsat bulup okusanız, bir iyi edebiyat örneğiyle tanışırsınız.
Umarım fırsatınız olur.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Metin Beycim,
Bazen öyle olur, kaçmaktan kovalamaya zaman kalmaz.
Bir nefeslik zamanınız olursa, deneyin. iyi haber; ince bir kitap!
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Zeynepcim,
Merhaba!
Yazılarını özledik yahu!
:)

Evet, senin yazdığın da altını çizdiğim cümlelerden... Daha çok var onlardan.
:)

Ebru dedi ki...

Film ve müzikte böyle paylaşımlardan çok hoşlanıyorum. Listeliyorum. Hatta şuan okuduğum kitap için böyle bir şey düşünmüştüm ben de:) Teşekkür ettimmm.

Ebru dedi ki...

Film müzik ve kitap olacaktı:)

zapere dedi ki...

Yorumuma başlamadan özür dilerim.biraz iç sıkıcı bir yorum olacak çünkü..Nobel edebiyat ödülü denilince o dinamit denilen patlayıcıyı(nitrogliserini kereste talaşına emdirmeyi akıl eden paraya para demeyen) vatandaşın vicdan temizleme işine bir barış sever olarak "hadi oradan kaba etimin nobel'i" diyor ve bu ödülü babalar gibi reddeden Jean-Paul Sartre'i gıyabında kutluyorum..Ola ki bana verilseydi gider kafalarına çalardım o ödülün 1 milyon dolarlık kara parasını başlarına.bu düşüncede olan biri olarak nobel ödüllü hiç bir edebi esere özel bir önem asla vermem.Batılı değerlerin siyasetini pohpohlama aracı olarak gayetlede güzel ve ustalıkla kullanan isveç bilmem ne akademisi nobel komitesine de protestolarımı naçizane bu sayfadan üfleyeyim.Püffff....Eğer adam gibi bir adam birgün doğarsa nobel'i reddettiğinde alnından öper iki kat yere önünde bükülürüm.Nobel alacak çocuk söylediğinden menkuldür(batılının hoşbeşini yapacak,göze girecek mir'im evvela) öncelikle sonra zaten nobeli o zaman hak etmiş olmuş olmuştur.Ödülün ayaklar altında çiğnenmesi bu yüzden bence mustahaktır zannımca..Her kim olursa olsun nobel alan kara listemdedir..!

zapere dedi ki...

Dili şiir olsa ne yazar.Şiir'in bizatihi(kendisi) kendi başına bir protesto dili içermesi gerekir ki edebi eser niteliği kesbetsin.Şiirsellik nobele aletse o dil kendine dönüp "sen ne yapıyorsun kendine gel !?" demeyi bilmelidir!..

zapere dedi ki...

Ve ilginç nobel ödülü alan Herta...merak edip baktım.Kısa hayat öyküsü şu imiş:"Herta Müller, Banat Swabian çiftçilerinin kızı olarak Niţchidorf (Almanca: Nitzkydorf)'da Banat'ın Almanca konuşulan bir tarihsel kasabasında doğdu. Onun ailesi azınlıkta olan Romanya Almanları'nın bir parçasıydı. Babası, Waffen SS'de askerlik hizmetini yapmıştı[1] ve annesi Sovyetler Birliği GULAG kampında (köle işçi kampı) İkinci Dünya Savaşı sonrası pek çok yıllarını yaşam mücadelesiyle geçirmişti. [2] Dedesi zengin bir çiftliğe sahip ve tüccardı."..

Ve benden dip not.Kimse ailesinin yaaptıklarından sorumlu değildir fakat.....aile bireylerinin 2. dünya savaşındaki katkılarından dolayı ben ısınamadım bu bacıya.WAFFEN SS ile ilgili bilgiyi bu sayfadan görebilirsiniz..Faşizm hakkında biraz bilgisi olan kişi ne olduğunu o sayfaya bakmadan da bilebilir gerçi..!!!


http://www.google.com/search?q=waffen+SS&rlz=1I7ACAW_trTR332TR332&ie=UTF-8&oe=UTF-8&sourceid=ie7



.

zapere dedi ki...

Ve bir yorum..Yorumu yapan kişiyi tanımam etmem.İnternette nobel almış hanımla ilgili dolaşırken şimdi buldum bu yoruım yazısını.Buraya eklemeden geçemeyeceğim..


http://haber.sol.org.tr/yazarlar/yurdakul-er/nobel-ve-ergenekon-gericiligi-19588


.

zapere dedi ki...

Ve bu konuda bir blog....

http://cengizkilcer.blogspot.com/

zapere dedi ki...

Ah..Aynı blog'da daha geniş ve ilginç bir yazı.Sartre'den bahsetmiş,okumanın engin dipsizliğine dalmak ve kendi düşünsel süzgecinden safi gerçeği filtre etmek isteyenler için....eklemeliyim.


http://cengizkilcer.blogspot.com/2008/11/makalenobel-dlnn-dayanilmaz-hafiflii.html




.

zapere dedi ki...

Ve son not...Akıl gerçeği filtre etmede bir enstrümandır.Fakat o enstrümanı doğru üflemek için yanıltıcı seslerden kişi kendi düşünsel dünyasını korumayı doğru bilmeli..Biri güzel kelimeleri ard arda sıralayabilir ve bu sözcük yumaklarından etkilenebilirsiniz.Araştırmak ve doğru içsel sezgiyle yazılanın iyi amaçlı niyetinden emin olmak yazarın samimiyetine güvenmenin baş şartıdır diye düşünmüşümdür hep.Yoksa en iyi sözcük yığını bile kötü amaçlı kuzu postlu kurdun elde patlayan iyi dinamitine dönüşecektir...Sevgiyle kalın.

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Beyciğim,
Konuyla ilgilenip uzun uzun yazmışsınız, bir kaç link de vermişsiniz. Bu yazıdan yola çıkarak, düşündüğünüzü, araştırdığınızı anlıyorum.

Benim demeye çalıştığım, bir kitap okuduğum ve yazarın anlattıklarıyla bağlantılı olarak kurguladığının ve dilinin bana kitap okuma zevki verdiği, edebiyat keyfi yaşattığıydı.
Belki kitabı okursanız, bu konuda tekrar sohbet ederiz.
Ne dersiniz?
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Ebrucuğum,
Ne okuyorsun?
Anlatacak mısın?
:))

zapere dedi ki...

Kitabı bulursam okurum evet fakat bir kediye tekme savuran da kendi çocuğunu şevkatle kucaklayabilir.Benim derdim kediyi de şevkatle kucaklayan anlayışa sahip olunması ki bu samimiyete bu yazarın sahip olduğunu düşünmüyorum..!

Ekmekcikız dedi ki...

Bilmiyorum Zafer Bey, yazarın samimiyetini. Bunu ölçecek yetkinlikte değilim, sanırım.
Okuduğum, bu yazarın kendi hayatından temellenen, ailesinden, doğduğu ve yaşadığı yerlerden kaynaklanan bir sorununun olduğu ve bunu farklı bir üslupla anlatabildiği.
:)

Ayşe'nin Kitap Kulübü dedi ki...

Sevgili EkmekçiKız;

Bu seneki kitap fuarından aldım aynı kitabı. Sanırım bu kadar araştırma ve tartışmanın ardından hemen okumaya başlayacağım. Ancak ben de sizinle aynı fikirdeyim, yazarın hayatından çok ne yazdığı ve nasıl yazdığı ve bunları okurken alınan edebi keyif asıl olmalı.
Bu arada meslektaşız sanırım.
Sevgiler
BİLLUR

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Billur,
Hoşgeldiniz! :))
Sayenizde bizimkinden başka bir kitap kulübü tanımış oldum. Gelecek toplantıda arkadaşlara söyleyeceğim, bu haberi heyecan verici bulacaklarını düşünüyorum.
:))

Yürekteki Hayvan'ı okuyunca düşündüklerinizi yazarsanız, sevinirim.
:)

Ayşe'nin Kitap Kulübü dedi ki...

Merhabalar;

Ben de bizim üyelere söyledim. Okuyunca mutlaka naçizane yorumda bulunurum. Bu arada iyi seneler dilerim/z
Sevgiler
Ayşenin Kitap Kulübünden
BİLLUR

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Billur,
İyi dilekleriniz için çok teşekkür ediyorum.
:))

zafer dedi ki...

"""" Ancak ben de sizinle aynı fikirdeyim, yazarın hayatından çok ne yazdığı ve nasıl yazdığı ve bunları okurken alınan edebi keyif asıl olmalı."""".......Tümceğine şiddetle itirazım var!..Niçin peki?
Nazizm savaş sonundaki yenilgiyle gerçek boyutlarıyla gözler önüne serilebilmiştir.O dönem yetişen nazizm idealini düstur edinen Alman sanatçılarının yazdıkları ve ortaya koydukları eserlerde keselim biçelim öldürelim edebiyatını bulamazsınız.Okuduğunuzda insanî değerlerin ulvîleştiği hâttâ kusursuzlaştığı hümanist eserlere rastlarsınız.Ancak bu nazi hümanizmi arî ırk adına istenen arzulanan ve onun dışındaki insanları görmezden gelen(ikinci sınıf hatta insan görmeyen)anlayış üzerine yükselir.Nazi savaş makinası yenilmeyip dünyayı ele geçirseydi sanırım çingene,yahudi,afrikalı hatta islami unsurların sistematik yok edildiği(arileştirildiği)nazi hümanisminin(nasıl bir insani hümanizma ise o tabii)üstün ırkın hakettiği bir insanî değer olarak yüceltildiği günümüzde görülecekti(iyi ki yenilgiye uğratıldı Allahtan)..Bahsettiğiniz yazar arî ırk terminolojisine ait yücelttiği yalnız kendi safî ırkının hakettiği insanca tümcelerle bezediği bir kitabı benim onun samimiyetiyle HÜMANİZM'adan nasiplenmiş düşünebilmem bunun için asla mümkün değildir.İnsanî zerafet,merhamet,gözyaşı ari ırkın tekelinde çingene,yahudi,arap,çekik göz siyahi hayvandan beter hâttâ hayvana ait duygulardan bile nasibini almamış ilan edilmişse(kafasındaki gerçeklikte) o ideolojinin yazarının ağzıyla kuş tutması bile beni samimi hümanist olduğuna ikna edemez.Bir Türk atasözü der ki:"Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz şahsın görünür rütbe-i aklî eserinde"...!Gerçek inancı ve düşüncesini geçmişinde ve eylemleriyle yansıtmış bu yazarın eserindeki sahte hümanizma onun ve aldanışa düşürdüklerinin olsun diyorum son söz olarak..

zafer dedi ki...

Ve lili marlen..Bu şarkı II. Dünya Savaşında yanlış bir ideolojinin ardına düşmüş Alman askerlerinin (ki onlarda mağdurdu bence)ve savaşın tüm mağdurlarının acılarını yansıtan ama görünürde Alman Nazi propagandasının elinde gözüken bir eserdi.Tarih ve hakikât gerçeğin ne olduğu konusuna ancak araştırarak ulaşabileceğimizi gösterir.Kimin hangi tarafta ve kime hizmet ettiğini başka nasıl anlayabiliriz?..Keşke herşey gözüktüğü kadar masum olabilse !..


http://suhufzar.blogspot.com/2009/11/lili-marlen.html


.

zafer dedi ki...

Son söz nedense bitmiyor..
İki savaşın başkomutanı Obama nobel aldı geçen hafta..Nobel'e ve obamaya hayırlı olsun."Savaşma seviş" neye döndü matrak sahi"""" hey coniiiiii SAVAŞ NOBEL AL""""..""Yirim kız seni nobel :))

Ekmekcikız dedi ki...

Zafer Beyciğim,
Obama'nın Nobel alması komik oldu, hakkaten...
Yine de...
Yine de, sizin, benim hakkında yazı yazdığım kitabı okuduğnuza dair doğrudan bir bilgi edinemedim. Okuyabildiniz mi?
:)

zafer dedi ki...

Sınanıyorum sanırım..Yazdıklarımla kitabı okumayacağım anlamı çıkmasın lütfen(ideolojik düşünmem).Kitabı bulamadım ve okuyamadım.Fakat okursam eğer yukarıda yazdığım sebeplerden roman beni sizin kadar hislendirmeyecek(etkilemeyecek)..Yalnız yazar dediğimiz kişinin yaşam koşulları varsa ve biliniyorsa düşün sistemi okuyucu için önemli olmalıdır.Edebiyat etkileme etkileşim aracıdır ve düşünüldüğü kadar da masum değildir(masum olanlarını tenzih ederek).Özellikle ideolojiler adına yapılan edebiyat(mesela, Rus edebiyatının bir bölümünün komünizm propagandası üzerine inşa edildiği unutulmamalı ).Ne buldumsa okurum bana verdiği edebî keyifle de yetinirim bana çok saf bir tutum olarak geliyor açıkçası..!

Bilge dedi ki...

Merhaba,

Tesadüfen gordum yazinizi Herta Müller'in Yürekteki Hayvan kitabini arastirirken. Yorum yapanlardan birisi dikkatimi cekti. Tamamen yanlis yargilarla yorum yapmis. Herta Müller'in babasinin Waffen SS'de calistigi dogru. Yanlis olan bu durumdan Herta Müller'in sorumlu tutulmasi. Herta Müller ya da herhangi bir yazar hakkinda en iyi fikri yazdiklarini okuyarak edinebilirsiniz. Diger turlusu kolayciliga kacmak olur bu yorumu yapan kisi gibi. Insanlar dusunmekten korkuyorlar, anlamaktan korkuyorlar. Bu yuzden hic bilgi sahibi olmadan bu kadar kolay yargi sahibi olabiliyorlar. Bir insanin samimiyeti tutarli olup olmadiginda gizlidir. Gordugum kadariyla Herta Müller acilarindan insa ettigi dunyada son derece tutarli

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Bilge, hoşgeldiniz! :)

Haklısınız, Herta Müller anlattığı dünyada son derecede tutarlı. Üstelik, onun yaşadığına yakın dönemleri yaşayan bir tanıdığımın anlattığından biliyorum, doğru şeyler anlatıyor.

Yine beklerim, buyurunuz.
:)

Bilge dedi ki...

Tesekkur ederim,

Insallah bundan sonra da blogunuz araciligi ile tartisma firsatimiz olur Herta Müller'i ve diger yazarlari. Yazilarinizin devamini diliyorum,

Iyi calismalar,
Bilge

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Teşekkürler Bilge Hanım.
:))