Perşembe, Ocak 21, 2010

KİMSE BANA BU KADAR ZOR OLDUĞUNU SÖYLEMEMİŞTİ - Bölüm 2

Daha dün arkadaşımı teselli etmeye çalışıyordum ya, bu sabah ben çaresiz kaldım.
Aklımda bir caz şarkısının sözleri dolanıp duruyor, kendimi "bir ağaç dalındaki kedi yavrusu gibi" yardıma muhtaç hissediyorum.
Kendime durumu anlatacak bir açıklama bulmaya çalışıyorum.
Akıl yol gösteriyor, buluyorum da, yine de kolum kanadım kalkmıyor.
Biliyorum, benim büyütüldüğüm gibi büyütmüyorum çocuklarımı.
Biliyorum, gördüğüm gibi davranmadığımdan, öğrendiğim doğruları uygularken acemilikler yapabiliyorum.
Biliyorum, ne kadar aklı öne almaya çalışsam da, ruhumun derinlerine işlemiş duygular bir yerlerden belirip davranışlarımı etkiliyor.
Biliyorum, ne kadar sakin kalmaya çalışsam da hergün hergün tekrarlanan çatışma bir anda kavgaya dönüşebiliyor.
Biliyorum, o bana senden nefret ediyorum derken en son noktaya kadar kayıtsız şartsız teslim olmuş sevgimi sınamak istiyor.
Biliyorum, o sadece güvensizlik içinde kendisine bu dünyada bir yer açmaya çalışıyor.
Yine de, yine de...
Kontrolümü kaybedip bağırıp çağırıp, onu hırpaladığım için üzgünüm, çaresizim.



İlk dizesi dilime takılan, duygumu ifade eden şarkı bu.
Çocuk yetiştirirken çaresiz kalan anne ile uzaktan yakından ilgisi yok, aşk şarkısı o.
En şahane sesli kadın şarkıcıların sesinden, çığlık gibi...

.

14 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

canım arkadaşım,
Eğer çok paylaşılamaz şeyler değilse ve paylaşman çocuğunu rahatsız etmeyecekse küçük ipuçları ile belki birbirimize yardımcı olabilirz. heleki sorun kızından kaynaklanıyorsa belki faydam dokunabilir. insan içinde yaşadığı olaylara dışardan bakamıyor ve einsteinın dediği gibi probleme neden olan düşünce biçimiyinin aynısı ile problemi çözemeyiz. birbirimizi en çokm da en yakınlarımızı anladığımızı sanırken belki hiç anlayamıyoruz. ben eşimi 1-2 yıldır tanıdığımın farkındayım pysa oysa 22 yıldır beraberiz (17 yıllık evlilik ve ben daha yeni anlıyorum bi düşün, belki de daha hala anladığımı sanıyorum:D)
bırakta karşı pencereden bakalım, seni kaosun dışına çekip izleyici yapmaya çalışalım.
Burda kar yağdı sonunda ekmekcikız, ve senin bu müziğin inanılmaz güzel fon oluşturdu, odamın önündeki kar yığılmış çama, teşekkür ederim:D

JoA dedi ki...

"Kontrolümü kaybedip bağırıp çağırıp, onu hırpaladığım için üzgünüm, çaresizim." bu duyguyu yaşamak sanırım hepimiz için kaçınılmaz ekmekçikızcım. ama son tahlilde yine senin dediğin yere geliyoruz: "kayıtsız şartsız sevgi".

geçmişe bakıyorum da, her zaman en büyük sorunları yaşadığım babamla ilgili derdim ergenlik döneminden değil, çok sonraki yıllardan kaynaklanıyor. yani kişiliğin oluşma sürecinden ziyade, kişilik az çok oturduktan sonra yaşanmış en büyük çatışmalar. demem o ki, ergenlik sonradan kişinin kendisinin de unuttuğu bir süreç sanırım. kaygılanmamanı dilerim. çocukların her yaşında biz de yeniden öğreniyoruz anneliği:)

çok öpüyor, kucaklıyorum seni.

şule dedi ki...

Joa'ya katiliyorum. ergenlik sonradan kisinin kendisinin de unuttugu bir surec belki de...
hatta zaten cokca da catisma demek. bu kadar hirpalama kendini. sen tanidigim en muthis ebeveynlerden birisin. bunu cicek kiz da biliyor...

Gamlı Baykuş dedi ki...

Anneler ve kızları, ne garip bir ilişkidir aramızdaki. Hem sevgi hem nefret...Ben uzun yıllar annemle babamın beni evlatlık aldıklarını düşünmüştüm, aramızdaki açtışma o kadar büyüktü ki. Şimdi yaş çoktan kemale erdi, çatışma yerini dayanışmaya bıraktı. Sancılı, üzücü, kırgın bir süreç bu ama geçecek. Sadece sanırım biraz sabır ve anlayış gereken.

Ebru dedi ki...

O kadar samimi bir içdöküş olmuş ki içim burkuldu okurken. Boyutları farklı olsa da ne zaman onun hak ettiğinden daha fazla tepki verdiğimi düşünsem böyle yanar içim. Çocukların çok şanslı. Hüznünü bile böylesine güzel dile getirip hata mı, değil mi sorgusunu bile avaz avaz yaşayan bir sana sahipler.

Adsız dedi ki...

endişeliperi başkasına aşık olmuş okudun mu?

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Guguk Kuşu,
Hayır, hiç özel ve paylaşılamayacak meseleler değil. O kadar sıradan ki!...
Dün akşam itibarıyla sulh olduk.
Bir daha sefere, bu çekişmenin içine girmemek şimdiki hedefim.
Bakalım artık.
İşe yaramazsa, o zaman gelir ağlarım burada, tekrar.
Çok teşekkür ederim yakınlığın, ilgin için.
Burada kar bu akşam geliyormuş.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

JoAcığım,
Dün Fatma Hanım'la konuştum kısacak; klasik/eski moda anne tepkileri veriyorsun. Cevap verme, tut kendini, müdahele etme dedi.
Birden konu aydınlandı sanki! Deneyeceğim şimdi.

Mesele olacak tabii ki, önemli olan bunu kişilik çatışması haline getirmemek, sanırım.

Teşekkürler!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Şuleciğim,
Biliyorum, biliyorsun, biliyor!

Yine de, işte...
Sarıldık, öpüştük akşam. İyiyiz şimdi.
:)))

Ekmekcikız dedi ki...

Gamlı Kuşum,

Ben evde doğmuşum, kardeşim hastanede. Anne babamın ve benim ten rengimden farklı oluşu nedeniyle kendisine, sen hastanede karıştın filan derdim. Ne kadar acımasız bir dürtükleme hali, düşünüyorum da...
Oysa sen, kendini bir çeşit gönüllü sürgün etmişsin!
Sevgiler komşum.

Sanırım, bu hafta sonu yeni yıl dileklerinden birisi daha gerçek olacak ve komşu komşu oturup, yağan kara karşı çay içebileceğiz.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Ebrucuğum,
Çocuklarım ve ben karşılıklı olarak şanslıyız, bence.
Birşeyleri okumuş ve öğrenmiş olmak, uygularken içimizdeki birşeylerin bizi dürtüklemesne engel olamıyor(muş), bunu öğrendim, öğreniyorum.
Sağolasın!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Adsız Bay/Bayan,

Bu yazdığınıza burada cevap vermemeyi düşündüm, önce.
Sonra, size cevap verdiğim için, gizlenmeyi bırakıp, cesurca ortaya çıkarsınız belki diye, yazmaya karar verdim.

Endişeliperi'yi okuyorum.
Son zamanlarda özel bir süreçten geçtiğinin farkındayım.
Bunun sadece onu ilgilendirdiğini düşünüyorm.
Kendisi anlatmak istediği sürece okurum, ama, o kadar.
Yargılamak, fikir beyan etmek benim konum değil.

Adsız dedi ki...

“Biliyorum, o bana senden nefret ediyorum derken en son noktaya kadar kayıtsız şartsız teslim olmuş sevgimi sınamak istiyor.
Biliyorum, o sadece güvensizlik içinde kendisine bu dünyada bir yer açmaya çalışıyor.”

Yazmışsınız ya, ben de anneme “senden nefret ediyorum” derken, içimden bu hislerin geçtiği ancak bu kadar net ifade edilebilir. Ama ilaveten şu da vardı, ben içten içe annemin de bunların farkında olduğunu biliyordum. Geçiyor, geçecek. Ama hayatta bir acı geçiyor, yerini hep başka bir acıya bırakıyor, di mi…. Bu kadar karamsarım işte bugünlerde….
Arzu

Ekmekcikız dedi ki...

Arzucum,
Evet, hayatta sürekli bir yinelenme var. Evet, bu zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Yine de, “İyi Hayat”ta şanslı olmakla ilgili olarak ne dendiğini hatırlamanı rica ederim.

Dün akşam başka bir arkadaşımla da aynı konuyu konuştuk, her şeye rağmen gülmek, gülmeyi istemek… İşte anahtar bu!
Öpüyorum seni, Arzucum.
:))