Perşembe, Nisan 29, 2010

AY'A BAKMA EYLEMİ


Eleştirel Günlük, Hasan Hüseyin'den bir şiir yazdı: Köprü.
Şiirin içinde "ay" geçen dizeleri bana "bugün dolunay var!"ı çağrıştırdı. Yazdım, yoruma. Eleştirel, "Hadi aya bakma eylemi yapalim... Herkes sevgilisini yanina alsin ve dogan dolunaya baksin!" yazdı.
Bilmem eyleme katılım sağlandı mı, başarılı bir eylem oldu mu?

Ben kendi dolunayımı anlatayım:
Kaç gündür deli deli poyraz esmekte İstanbul'da. Öyle ki soğuk kış soğuğu kar soğuğu gibi, çok soğuk, çok çok soğuk, çip çok soğuk yazmış bir Sümüklüböcek günlüğüne.
Öyle! Soğuk ısırıyor.
Diğer yandan nasıl da parlak bir gökyüzü var bu sayede, bakarsanız göreceksiniz.

Gece ay yükseldikten sonra, (doğuşunu göremedim, malum akşam yemeği hazırlığı koşturmacası içindeydim) dışarının ışığı perdelerin altından sızıp odaların ışığını sönük bırakırken, çocuklar yatmış kitaplarını okurken, üstüme kalın birşeyler alıp balkona çıktım.
Aylardır oturulmamış balkon sandalyesine oturdum.
Tam karşımda ışıldayan dolunaya baktım.
Derken, çizgi filmlerde gördüğümüz gibi bir şey oldu: Çok yüksekten, aya değecekmiş gibi yükseklerden bir uçak geçti. Kimbilir nereden nereye taşıyordu yolcularını? Kuzeyden, Avrupa'nın kuzeyine yakın bir yerden belki, Hindistan'a doğru gidiyormuş, ya da Asya'nın doğusuna olmalı, hayalini kurdum.
O uçaktakilerden herhangibirisi, dışarıdaki parlak ayı seyrederken bir an olsun üzerinde uçtukları toprağa baktı mı, aşağıdaki insanlarla ilgili hayal kurdu mu dedim, kendime. İç çektim.
Dolunayı seyrettim üşüyene kadar, sevdiklerimi düşündüm.
İçeri girdim, kapıları kontrol ettim, çocukları öptüm, uyudum.

Japonya'da eski zamanlarda, genç kızları evlenecekleri erkeğe dolunayın aydınlattığı bir bahçede gösterirlermiş. Ayışığı tüm kusurları örter, güzele güzellik katarmış.
Bildiğimiz en büyük bestecilerden birine verdiği ilham muhteşemdir.
Dinleyiniz burada.


Tepedeki dolunayı da görmüştüm, üç sene önceydi. Temmuz'da Antalya'da. 
.

10 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

dün ay burda da tam tepsi gibiydi, yukarıdaki antrenin camından bana bakıyordu, rengi nerdeyse portakal gibi olmuştu, ben de ona baktım şöyle bir, kızlar aydedeye bakın bugün çok güzel dedim.:D

Eleştirel Günlük dedi ki...

Parlament mavisi turunden berrak bir gokyuzu vardi benim gecemde. Serinlik oyleydi ki usutmeyecek kadar sicak, sevgi dolu kollarin sarmasini isteyecek kadar soguktu. Adini bilmedigim bir klasik muzik vardi fonda. Gokyuzunde kocaman bir el gibi acmisti dolunay. O kadar buyuktu ki. O kadar aydinlikti ki. O kada yakindi ki. Sanki uzansam ya da su karsi tepenin ustune ciksam dokunabilecektim. Ilk aklima o dustun. Keske yanimda olsaydi ve beraber baksaydik su dolunaya. Guzel guzel dusler kursaydik. Ususeydik. Usudukce birbirimize sokulsaydik. Birbirimize sarildikca isinsaydi yuregimiz...

Ekmekcikız dedi ki...

Gugukcuğum,
Sen de aydede demişsin bak!
Böyle söyleyince aileden biri oluyor gibi, koca ay, gökyüzündeki koca tekerlek, bizim ailenin bir üyesi sanki!
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Eleştirel,
Şairaneliği yoğun bir ay seyri olmuş sizinki. :))
Doğrusu, bu akşam henüz görünmedi ve dünden daha soğuk sanki, hava. Üstelik görüş o kadar da berrak değil.

Leylak Dalı dedi ki...

Anneannem de şöyle derdi:

"Ayı gördüm vallah
Amentübillah
Aylar mübarek olsun
Çok şükür elhamdülillah"

Ama bunu ay ilk hilalken mi dolunayken mi söylerdi bak orasını hatırlamıyorum. Sen nasıl uygun görürsen öyle olsun Ekmekçim:))

Ekmekcikız dedi ki...

Leylakcığım,
Benim bildiğim bu söz, ilk ay gördüğünde söylenir.
Hatta derler ki, ilk ayı (ayı değil, ay ay!) gördüğünde altına dokunursan, o ay bereketli geçermiş.
:))

Leylak Dalı dedi ki...

Eh bildin işte. Ben zaten sana havale etmiştim bilirkişi olarak. Yüzümü kara çıkarmadın. O zaman hep bir ağızdan:
"En büyük Ekmekçi, başka büyük yok!"

Ekmekcikız dedi ki...

Af-ferin bana!
:))

Gaz verme allasen, başka i,şin mi yok?
;)

Leylak Dalı dedi ki...

Yok tabii, ben emekliyim:))))

Ekmekcikız dedi ki...

:)))
Benim de yetiştirilecek işim var ve tipik davranışım olarak, çene yapıyorum.
:)