Pazartesi, Nisan 26, 2010

CİİY-YAAAK!

Sabahtan beri lüzumlu lüzumsuz bin tane işle oyalanıyorum. Hadi lüzumluları geçtim, onlar yapılacak elbet. Olsa olsa sırası değişik olabilir. Lüzumsuzları öne almaya ne demeli?
Bakın şimdi de bloga yazayım derdine düştüm. Oysa çok basit yapacağım: Telefonu elime alacağım, telefon defterime bakıp numarayı bulacağım, numarayı çevireceğim, telefon çalacak, karşıma çıkan kişiye bir soru sorup, cevabını vermesini bekleyeceğim, ne dediğini dinleyeceğim.

İşte bütün mesele burada. Telefona çıkan kişinin vereceği cevap önemli ve muhtemelen olumsuz bir cevap bu.
Böylece daha cevaptan başlayacak mesele. Bu cevabın sebepleri Nuh tufanından başlayarak anlatılacak, işi sonuçsuz bırakma gerekçelerinin ne kadar haklı olduğu isbat edilecek. Üstelik bu tirat saate yakın bir zaman alacak. Dinlerken tepemin atması ihtimali çok yüksek. Bu durumda anlamsız bir laf söyleyip her bağlantıyı koparabilirim ki, bunu tercih ederim. Tercih ederim de, arkası başka bir rezalet o zaman.

Hadi, kazası belasız ve kısaca bir konuşmayla bu vartayı atlattık diyelim bu defa da cevabı aktarmam gerekiyor ve olumsuz cevabı aktarmanın sonucu hatta sonuçları olacak.
Konuşma kendisine aktarılan vız vız vızıldanacak. Bir yandan onu teselli etmem, bir yandan da bu vızıltıyı savuşturmam hem de akıl vermem gerekecek.

Sabahtan beri oyalanıyorum dedim ya, sabah nerden çıktı? Üç gündür, üç...

Offf of!
Arada kalmak, aracı olmaktan beteri yok!

En azından şu gün şu an itibarıyla...
Hııımf!

.

8 yorum:

nalan dedi ki...

:)
bilmem mi ?

Gamlı Baykuş dedi ki...

Allah kolaylık versin! Ben okurken daraldım. Bence derin bir nefes alın ve bir çırpıda söyleyiverin, gitsin.

fatma sancak dedi ki...

sinir bozucu, yamyam saatler. yapmaktan hoşlanmadığın, canını sıkacağını bildiğin şeyleri ertelersin ya sürekli... o bekleme süresi çok gereksiz bi stres yumağına dönüşür. her neyse canını sıkacak bi an önce yüzleşmeli insan, çünkü bekledikçe büyütüyor kafasında :/ bana da oldu bu aralar bi şey, ondan dertlendim...

Adsız dedi ki...

Anlaşılan o ki bu telefon konuşturmasını geçiştirmek mümkün değil, o zaman bu konuşmayı aktarım kısmını yazılı yapın tavsiyesinde bulunsam... arzu

Ekmekcikız dedi ki...

Hoca Nasrettin ne demiş, Nalancığım?
"Damdan düşen halden bilir"!
Değil mi?
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Şenkuş komşum,
Öyle ettim! Yani, birinci konuşma bitti, kısmetse yarın ikincisini yapacağım. Yaa...

Ekmekcikız dedi ki...

Fatmacığım,
Mesele şu ki, can sıkıntısının kaynağı ne benim bir düşüncem, ne de eylemim.
Her şey tamamen benim dışımda gelişiyor, ben iki taraf arasında kalıyorum, her seferinde.
Neyse, kısmen yol aldım. Kalanı yarına.

Ekmekcikız dedi ki...

Hah! Çok yaşa Arzucum.
Keşke teknoloji kullanan bir kitle olsa karşımdaki...
Mecburen telefonda dert anlatmak gerkiyor, daha da fenası bir dolu laf salatası dinlemek mecburiyeti.
Gırrr!