Cumartesi, Nisan 03, 2010

haftasonunda ne yapılır? sinemaya gidilir diyene seçenek çok! sayalım bakın, özpetek filmi mi istersiniz, romantik film mi? biraz ciddiyet diyene taze festival filmlerimiz de var.

geçen haftalarda burasını yemek bloguna çevirmişim, yaz gelmeden patlıcan pişirmeler mi, elmalı kurabiyeye poğaça demeler mi, hamsili pilava yeni ad takmalar mı, ne denk düşerse artık.
olmadı işin gırgırındaymışım, başım ağrıyormuş da, hava öyleymiş de, bahar gelsin miymiş, filan falan...
yahu insan iki tane film yazar, sinemaya gidin heyyy! evde tembel oturmanın faydası yok, insan hareket edince yaşar diye ukalalığı elden bırakmaz, değil mi?
neyse, fazla geç olmadan hatadan dönmek kabul edilir, büyüklüktür hadi anlayışlı olunuz.


geçen sene ve önceki sene gezi piyangosu bana çıkmıştı. fü. hanımla italya'nın güneyine çizmenin koncuna (napoli, bari) ve ayakta zıplayan topa (sicilya) gitmiştim.
hayır hayır, gezi yazısı yazıp sinirinizi oynatmayacağım merak buyurmayınız. flashback'in sebebi, ferzan özpetek'in mine vaganti/serseri mayınlar filminde gördüğüm lecce (bariden bir sonra, çizmenin tam topuğu) manzaralarını "ayy, ben buraları biliyorum hissiyle seyredip, bu halet-i ruhiyeyle kendime yakın bulmamdır. (anlaşılır bir cümle okudum diyen parmak kaldırsın, lütfen!)
okuduğum bazı eleştiriler son özpetek filmine hafif burun kıvırır gibi tavırdaydı. desem ki, bu filmin yönetmeni saf kan italyan olsa, beğenen daha çok olurdu, demek istediğimi daha iyi anlatırım ve de anlaşırız sanırım. hani bizde biraz yukarı çıkanın paçasına asılıp aşağıya çekmek esastır ya, o hesap!

gerçek ya da çakma italyan istemem derseniz, ingiliz/amerikan karması -pardon irlandalı/amerikan olacak- versek?
efendim, irlanda'da bir adet varmış; artık yılda (bilmiyorum nedir bu artık yıl demiyorsunuzdur umarım! hani şubatın 29 çektiği, birinde şu sıralarda yine kayıplara karışmış olan talisman hanımefendinin doğduğu ve dört senede bir olan 366 günlük yıllar var ya, hah o işte!) şubat'ın 29. günü o güne dek birbirine açılamamış aşıklardan kadın olanı erkek olanına evlenme teklif edebilirmiş. amerikalı kadın, kasıntı doktor sevgilisine evlenme teklifi için irlanda'ya gider (daha doğrusu gitmeye çalışır ve bir türlü ulaşamaz) ve gör başına neler gelir?
filmizin adı leap year/aşka yolculuk. benzetmelerden gidiyoruz ya, bu filmi de eski çok eski bir klasik olan bir gecede oldu/it happened one night'a benzetip sevdim. hafif, şirin, limonata gibi. adam müthiş sevimli, çekici. daha ne olsun?


"film dediğinden daha çok beklentin olmalı, behey gafil!" diyenlerdenseniz, buyrun o vakit size de istanbul film festivali verelim. bu sene seç, beğen, al bir program var.
denk düşer de gidebilirsem, haftaya artık, bir ara size anlatırım.
söz!

bunca sıkışık yazıyı renksiz bırakıp içinizi bayacak değildim ya!
sayfa başında özpetek, sayfa sonunda yıl 366 gün afişleri, bakılmalık...
.

6 yorum:

neolitik hanım dedi ki...

vizyondaki filmlere gitmeyeli nice oldu, hevesimi festivale saklıyor idim, yarın başlıyor maraton fakat bi yandan da ferzan özpetek'in filmini merak etmiyor değilim. bu arada bir arkadaşım italya'daki galasına gitti bu filmin, çok kıskandım valla.

romantik komedilere temkinli yaklaşır oldum son zamanlarda, nerde o bridget jones gibi komedi kısmı da insanı tatmin eden filmler yahu?

Simon Templar dedi ki...

biraz ciddiyet dediğim için değil, veya film dediğinden daha fazla şey beklediğimden; festival dönemi ayrı ve özel bir dönem. o günlerde vizyon filmlerine gözüm bile ilişmez.
(yukarıdaki noktalı virgül doğru olmadı sanki, ama virgül de yeterli gelmedi bana orada).

Leylak Dalı dedi ki...

Ferzan Özpetek röntgen filmi çekse izlerim, o filmlerdeki havayı seviyorum ben. Velakin daha az entel olan Antalya melmeketine rücû ettiğim için film sinemalarda yok. Kader utansın, kader utanmakla kalmasın sinemacılar da utansın. Az bekleyelim bakalım, böyyük şehirlerin hevesi kaçınca belki bizi de görürler, yoksam DVD ye talim edeceğiz. O arada ben de sıraya dizilmiş gidemediğim fimleri dolaşmaya devam edeyim bari.
Festival haberlerini merakla birlikte bekliyoruz:))

(Bu yazdıklarımı beni ilk kez okuyan biri görse, senin öğretmenliğine... der kesin:))

Ekmekcikız dedi ki...

Neocuğum,
Temkinli yaklaşımımda haklısın. Bence bu film keyif vererek, İrlanda manzaralarına ağız suyu akıttırarak üstüne düşeni yapıyor!
Bu defa İtalyanlar da Özpetek'e daha çok ilgi göstermişler.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Simoncuğum,
Bu dediğinde (festival filmi duruken vizyon filmine bakmam) haklısın. Ancak, her nedense, her sene festival zamanı vizyon filmleri de coşar. Bütün sene bekleyen filmler mecburlarmış gibi tam o dönem arz-ı endam eylerler.
Bu sene de kural şaşmayacak, sanırım.
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Leylakcığım,
Çok hoşsun!
Röntgen filmi çekse bile, haa?!
:)))
Yok yok, bu dwefaki, röntgen filminden çok daha eğlenceli, o kesin! Umarım tez zamanda görebilirsin.
:)