Cuma, Nisan 23, 2010

MEKTUP - Son

Artık sona geldik.
Bugün seyahatname ve şehir tanıtımından sonra, mesleki bilgilendirme ve azıcık da dedikodu var.
Ardından da, son söz gibi, açılış mektıubunun benzeri bir mektup daha.
Buyrun:


****

Bölüm 8
ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR

Adliye müstakil bir binada. Çok güzel bir bina. İki katlı “L” şeklinde “L”nin kısa tarafı tek katlı, orada ağır cezanın duruşma salonu, üyelerin, başkanın, ağır ceza kaleminin odaları ve nezarethane, tuvalet, müzakere salonu v.s. var. “L”nin uzun kısmında diğer mahkemeler; hem her hakimin duruşma salonu var. Kaloriferli. Konforlu. Ben en son geldiğim için en kötü oda bana kalmış. Aslında Savcı Yardımcılarından birinin odası imiş. Benden önceki savcı yardımcısını ayarlamış; odaları değiştirmişler. Diğer arkadaşlar bu yardımcıyı sevmedikleri için durumu Bakanlığa yazalım diyorlar, ama ben daha gelir gelmez bir arkadaşla hır çıkarmak istemedim. Başka formüller bulunacak herhalde. Odam güzel, ama ufak; ufaklığı da bir şey değil; hukuk kalemi yukarda ben aşağıdayım. Zor oluyor.

Ayın 4’ünde salahiyetler geldi. Bana müstakillen ve müstemirren topulama”ya ve Asliye Hukukla Ağır Cezaya yetki verdiler. Zannederim asliye Hukuka da müstemirren verecekler. Şimdilik tapulama hakimiyim. Haftada bir de nöbet dalgası var. Saat 5’ten sonra kulüpteyiz. Kulüp tam adliyenin karşısında. Bir suçüstü falan olursa Kulüpten çağırıyorlar.

On hakim, bir savcı ve 3 savcı yardımcısıyız. Encümen Reisi Ödemiş hakimi 150 lik, asliye cezaya bakıyor. 21 senedir Ödemiş’te. Ağır Ceza reisi 18 senedir Ödemiş’te. Ödemiş Hakimi İbrahim Bey, Asliye Hukuka bakıyor. En aklı başında hakim o. Kurayı çekip Ödemiş’e gelmiş; 18 senedir burada. Savcı 10 senedir, Cengiz 6 senedir burada. En yenisi o imiş tabii biz gelene kadar. Benim kararname ile tayin edilen Sulh Hakimi Kılıç Ataışık iyi bir çocuk, benden 3-4 gün önce gelmiş. Aralıkta 70’e terfi etmiş. Böylece ben ondan 4 ay kıdemli oluyor ve şimdiye kadar her yerde sırtımda taşıdığım “en kıdemsiz” unvanından kurtuluyorum. Senin Rıza Şah (...) ağır ceza üyesi.
Ben, Cengiz Ataç, Ağır Ceza üyesi Beraettin Kurun, Kılıç Ataışık, Savcı Yardımcısı Muhsin Arkan beşli bir gurup kurarak adliyenin yönetimine el koyduk. Zannediyorum Yerköy’deki “apartman liderliğim” gibi burada da “adalet genç takımı” kaptanı olmak üzereyim.
İş durumuna gelince, biliyorsun Bayındır, Tire, Kiraz da bizim ağır cezaya bağlı. Ödemiş’te bol adam öldürüyorlar. Türkiye rekoru imiş. 1967’de Ödemiş’in çarşısında 9 kişi öldürülmüş. Bu sene henüz şehirde bir şey yokmuş ama köylerde öldürme 13’ü bulmuş. Tire ve Bayındır’da pek cinayet yok. Kiraz’da da tek tük. Kiraz deyince bizim ....'dan bahsedince “Ha! O zampara kaymakam mı?” diyorlar. Şöhret dediğin böyle olacak!

Ağır Cezada 120 dosya var. Asliye Cezada 250 civarında, ama hakimi ateş gibi. Asliye Cezanın varidesi 600’ü buluyormuş. Sulh Ceza 200-300, Sulh Hukuk 18/… Asliye Hukukun varidesi 1200 civarında, Derdesti ise 600 falan üçte biri boşanma. Tuhaf değil mi? Zannediyorum Asliye Hukuka bakarsam boşanma, veraset, yaş tashihlerine ben bakacağım. Tapulamada fazla iş yok, Tapulama kanunu aldım. Eski kararları, temyiz kararlarını inceliyorum. Bayramdan sonra köylere gitmeye başlayacağız. Hakim yevmiyesi 22 lira. Fena değil. Keşki kadastrodan başkasına bakmasak. Pek rahatım.

Penceremden kaymakam lojmanı görünüyor. Bahçesinde ağaçlar çiçek açmış. Bir sürü de “ligorin” tavuk…
Lojman özel-idare binasının üstünde; karşısında da “Tapulama Müdürlüğü” var.

-SON –

****



8.III.968



Aziz kardeşim,

Bizim seyahatname gerçi 26 sayfa oldu ama, yazım büyük, kağıt küçük. Herhalde daktilo sayfası ile 3-4 sayfa ancak tutar.

Geldiğim gün Vedat da geldi. Bugün annem ve Didar geldiler. Kadroyu tamamladık. Bayram hazırlığını yaptık. Sanki birkaç senedir Ödemiş’te imişiz gibi olduk. Alıştık gitti.

Pek değişik resimler bulamadım. Renkli olarak kasabanın birtane resmi var, sayfiye yeri olan Gölcük’ün de bir tane. Diğerleri siyah-beyaz. Ben yakında resim çeker ve sana gönderirim.

Orhan’la baksan da son gece çekilen resimlerden varsa birkaç tane göndersen.

Ayrıca ben gideli neler oldu-bitti öğrenmek isterim. Kaymakam bey mektubunda “sen gideli Hasan Bey bulümde yenilmede yalnız kaldı” diyor. Üzüldüm. Halbuki sana ne kadar söylemiştim: “Boş zamanlarında gel de öğreteyim” diye.

Sana ve diğer arkadaşlara, bilenlere, soranlara selamlar. Evden eve de öyle.

“Bu mektubu oku ve okut”

Gözlerinden öperim.

****

İşte, bitti mektup.
Mektubu tefrika ederken  aradan kaç gün geçti ve gele gele 23 Nisan'a konduk
O zaman yaşanan Yerköy'den bir fotoğrafla bitirelim.


 İlk okul birinci sınıf olmalı, belki de ikinci sınıftır. Tören yapılan meydan çamurlu, her 23 Nisan'da olduğu gibi şakır şakır yağmur yağmış.
Ekmekcikız, trampetçi şefi ile subay giysili arasındaki köylü kızı!
.

9 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Hay Allah alışmıştık her gün bir bölüme, niye bitti:(( Bir karıştır bakalım belki başka mektuplar da çıkar:))
Yav Ekmekçim, bir arkadaşımın babası o yıllarda Yerköy kaymakamı imiş, acaba bahsi geçen kaymakam kişisi o mudur ki:)))
Ve de ayriyeten bir başka çok yakın arkadaşım Yerköy'lü, belkim kızkardeşleriyle aynı okullarda okumuşsunuzdur (kendi daha büyüktür). acaba o bakımdan da akraba çıkarmıyız ki:)) Sen karşıtır, kurcala, yakında "size kardeş diyebilir miyim?" moduna geleceğiz:))

allımorlu dedi ki...

uzun süredir böylesine güzel,merak ve özlemle arkasını beklediğim bişey okumamıştım..
ekmekçikız çok teşekkürler,parmakların dert görmesin:))

çok alışmıştık,hoştu doğrusu..

Mavi Balon dedi ki...

çok güzeldi çok. devamnı bekleriz.

Mavi Balon dedi ki...

Bir erguvan sever olarak ilginizi çekebilir diye düşündüm;

http://www.facebook.com/home.php?#!/event.php?eid=108142332555821&ref=nf

Ekmekcikız dedi ki...

Leylakcığım,
Sana "kardeş" diyebiir miyim?
:)))

Bence, o tanıdık mı bu tanıdık mı araştırmak gereksiz bu saatten sonra. Değil mi ki, blog aracılığyla bulduk birbirimizi, arkadaş olduk... Daha fazla tanış çıkmaya ne hacet?
:)

Ekmekcikız dedi ki...

Sevgili Allımorlu,
Bu güzel mektubun yıllar sonra başka insanlara da ulaşması beni çook memnun etti.
:))

Ekmekcikız dedi ki...

Mavi Balon,
Ne güzel bir gezi haberi bu!
O gün bir toplantıya katılmam gerekecek, ne yazık ki.:(
Artık, bireysel bir gezi düzenleyeceğim sanırım.
:)

aglea dedi ki...

hepsini okudum mektupların. büyük bir zevkle. ne kadar değerli bu paylaştıkların. insan mahcup oluyor biliyor musun. sevgiler çook...

Ekmekcikız dedi ki...

Agleacığım,
Ne demek mahcubiyet, estağfurullah!
:))
Öyle güzel ki, sessiz kenarda kalmasına dayanamadım.
:)