Cuma, Haziran 04, 2010

BİR KALIP SABUN

Sabah sabah aklıma nerden düştüyse?
Hatırladım, hatırladım!
Kurusun, diye hasır kutuya koyduğum sabunların renginden geldi aklıma; "kurudukça sarardı bunlar, ne kadar kururlarsa o kadar uzun mu dayanır?"
Hımm evet, bu kuruttuğum defne sabunu zaten beyaz değil. Geçen sene Antakya'dan aldıklarım tükenip de, bunlar hiç ummadığım bir yerde karşıma çıkınca, "yaşasın!" almıştım.

Sabunu sonuna kadar kullanırım. Sonuna kadar dediğim, elimin arasında köpürmeyecek kadar incelene, kendiliğinden yok olana kadar. Doğal sabunlarla yapılabilir bu kendiliğinden bitiş. O paketli, parfümlü sabunlar ya kırılır, ya eriğik haline gelir. Onları tüketmenin yolu, bir-ikisini birleştirip, yapıştırıp kullanmaktır.

Eskiden, -ben çocukken ve annem bize elbise dikerken- banyo sabununu* bazen sonuna dek tüketmezdik. Bir kaç ayda bir, yeteri kadar kullanılmış ve kenarları incelmiş bir kalıp sabun eskisi, annemin dikiş kutusunda yerini alırdı.
Annem, bu sabunu dikmek için seçtiği modelin çıkarttığı paftalarını, kumaşa çizmek için kullanırdı. Beyaz sabun, kumaşta ince, düzgün çizgiler bırakır, sonra onlar karşılıklı biraraya getirilerek teyellenirdi.
Nicedir, annemin dikiş kutusunda sert ve ince bir sabun parçası yok, artık dikiş dikmiyor; omuzum ağrıyor diyor, gözlerim iyi görmüyor diyor... Hasılı, sabun saklanmıyor artık.

Bak unutuyordum, bizim evin bir sabun hali daha vardı, yıllar boyu anlatılırken bir yandan gülünen diğer yandan yüz buruşturulan:
Küçülmüş, mini mini bir beyaz sabun parçası, mutfak tezgahında bir yerlere kaymış. Kaya kaya nereye gitmiş dersiniz? Memleketten gelen ve tuzu çıksın diye, dilimlenerek suya salınmış bir parça peynirin bulunduğu kabın kenarına.
Aceleyle evden çıkarken ağzına bir lokma peynir ekmek atmaya yeltenen babacığım, o minik sabunu da peynirlerin bir parçası sanıp, ekmeğin arasına onu da yerleştirmiş ve... Neyse ki afiyetle yememiş!
Isırıp, çiğnediği için damağı müthiş burulmuş, kekreleşmiş.
Uzunca süre, evimizin eğlence konusu oldu: "Canım hiç değilse, çok sigara içmekten körelen ağız tadı yeniden keskinleşmiştir, bu sayede!" denildi.



*"banyo sabunu" demişim! Öyleydi çünkü, bir de "el sabunu" vardı.
Şimdi, hepsine "sabun" diyoruz sanki? A evet, şimdi "sıvı sabun" var, bir de!

.

9 yorum:

Ebru dedi ki...

kayınvalide sabunu kendisi yapar yıllardır da bana gönderip kızım kullanma şu kötü şeyleri der annemse onun gönderdiklerini benden alır ve kullanır ve emin olun o sabunu kullananların saçları benimkilerden sağlıklı.

Kardeşkaya dedi ki...

Ne garip! Daha iki gün önce küçük yeğenine basmalı diş macunu yerine basmalı sıvı sabununu diş fırçasına sıkması üzerine babamın sabun yeme hikayesini anlattım.

hafif abi dedi ki...

A benim şeker Çavdar teyzem,

Sabun, benim için hem gerçek bişeydir, hem de bir büyünün ta kendisi. Denizler altında yirmi bin fersah derihnlikte boğuluyor olmasım şu sıralar, ah nasıl da yazardım, yazmak isterdim, istiyordum da hep, sabunlar üzerine. Yine hızlı silah çeken kovboy siz olmuşsunuz, ne diyem!

*Ama sizinki biraz eksik kalmış, müsait bir zamanda tamamlayayım" şeklindeki ukalâ dümbeleği tepkimi de bonus sayınız!

hafif abi dedi ki...

Bu sıfır klavye gıcıklık yaparak bazı harfleri atlarken bazılarını da kıçından uydurmuş. "olmasım" değil "olmasam" olacaktı meselâ...

Bi de biz aramızda kavgaya tutuştuk şimdi, kim yazsın diye. Şimdilik Hafif Abi kazandı, Metin Bey kaybetti.

Leylak Dalı dedi ki...

Sabun dedin de geçen Oya Hanım'ın "Minesi" yollamış bana bir ipek sabunu, leylak fideleriyle birlikte. Kardeşim o ne rayihadır, jelatininden bile çıkarmadığım halde önce oda, şimdi de banyo misler gibi çocukluğumuzun doğal sabununun kokusuna bulandı. En kısa zamanda her çeşidinden edineceğim, tavsiye olunur.
Sabun kokulu günleriniz olsun Ekmekçim sultanım...

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Ah güzel Ebrucuğum,
Madem var böyle bir kaynak, sen de kullanıver o sabunları.
Eskiden kokuları sert gelirdi de kullanmazdım o sabunlardan, şimdi o kokular daha cazip!
:)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Kardeşim canım,
Bizim ailede sabun yemek gelenek galiba!
Ama sıvısı, ama kalıbı...
:))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Hafif Abicim,
Hoşgelmişsiniz!
Ne iyi ettiniz de Metin Bey'i şimdilik bi kenara koydunuz, aldırmayın siz ona, yahu!

Şu sabun meselesine gelince, kuzum, ben nerden bileyim sizin aklınızdan da "sabun" mevzuunun geçtiğini, zihin okuyamıyorum henüz!
İyisi mi, siz yazın da biz okuyalım.
:))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Hımm, artık dikili leylağın oluyor, demek ki. Ne güzel!
Oya hanımın Mine'si, ne kadar zarif değil mi?
Bana da, mürver çiçekleriyle birlikte mürver sabunu yollamıştı. Şimdi mis gibi onu kullanıyorum, ben de!
:)