Pazar, Temmuz 18, 2010

KAPININ ARDINDA DURUP BENİ BEKLEYEN OLMAYINCA...

Sarma gitti.
Kızlar dün akşam gelirken tutturmuşlar, "vapurdan sonra teyzeme uğrayalım Sarma'yı alıp eve öyle gidelim", diye.
Kardeşim, "ayaklarımız havada geliyorduk, bagaj da ağzına kadar doluydu, bir türlü yer olmadığına ikna edemedim" dedi. Sonra, "ben daha özlemedim Sarma'yı, yarın sabah özleyeceğim" demiş de, kızlar söylene soflana durmuşlar.
Öğleden sonra geldiler.
Kısır yaptım onlara, bir de şeftali tatlısı ve şarapta armut.
Tabaklar doldu boşaldı, tatilden ve yarın ne yapılacağından konuşuldu. Valla iyi oldu, eve neşe geldi.

Benim bebeler iki akşamdır aramıyorlar beni, terkedildim!
İlk gün roller costera binmişler, ikinci gün aradıklarında rodeo seyrediyorlardı. Bir de bol bol şahane bonfileler yiyorlarmış. Et memleketi orası, yerler!
Kızım ilk gün konuştuğumuzda "burası çok güzel anne" demişti, "keşke sen de olsaydın!" Gel gör ki dünden beri ne yapmakta iseler, keyifleri iyice yerinde olmalı ki, beni unuttular.

Şimdi Sarma da gitti.
Yarın akşam kapının ardında durup beni kim bekleyecek?



.

10 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Aman da Ekmekçim mahzun mu olmuş?
Gelirler bacım be hayırlısıyla, uzat ayaklarını keyfine bak. Yeter ki sağlıkları yerinde olsun...

aslı hayvanı dedi ki...

yalnızlık güzel şey be. tadını çıkar ekmekçim. ne kadar süre uzaksın bebelerden bilmiyorum ama azı karar, çoğu zarar tabii bu yalnızlığın.

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Leylakcım,
Hımm! Biraz öyle hüzün çöktü, üstüme.
Gelirler, gelecekler hayırlısıyla.
Çok şükür, iyilermiş.
:)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Aslıcım,
Güzel de, işte!...
Ağustos başına dek yoklar.
İkisi birden gidince, daha bir ıssızlaştı ev...

serpil dedi ki...

Ekmekçikız, bende de iki evlat bir kedi mevcut, istersen gelsinler sana Ağustos başına kadar :D

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Serpilciğim,
Sen ne yapacaksın o zamana kadar?!
:))
Sağolasın! :)

epepe dedi ki...

sevgili ekmekçi kız,
dönüşleri çok şenlikli, biraz da hüzünbaz, gözyaşlı mı olacak bu durumda?
bir de, bir heves yazdığım iki ayrı mektubum gelememiş size. sanki mümkünmüş gibi susabilmek dilemiştim, demek ki dileklere dikkat edilecekmiş. kısaca (aslen uzun uzun demiştim) epepe ferenc karintynin bir kitabıdır epepe. bir dil bilimcinin dilin tüm tuzaklarına düşüşü ve zamandan kopuşu anlatılır. vatanına (tüm biçimlerdeki) dönemeyişi bir nevi. senelerdir mahlasım olur epepe. sevmek için pepe derler bazen bana.
ben blogu bekliyorum yine şu saatte herkesi bir dolaşıp posta kutusu olarak bellediğim ekmekçi kıza geldim. selam sevgi...

Gamlı Baykuş dedi ki...

İki yalnız kaldık yine desenize komşum. Bende bu aralar kedi bolluğu var isterseniz kapı arkası için bir iki nöbetçi yollayayım. ;)))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Sevgili Pepe,
:)
Çocukluğumda yaşadığımız yerlerden kulağımda kalmış, neresi hatırlamıyorum da, "pepe" diye konuşurken tekleyene derlerdi! Takma adı böyle kısaltmak, dille ilgili bir kahraman için ironik denebilecek sevgi sözcüğü olmuş.

Bu blogger bazen insanı delirtiyor. Demek ki gece nöbetçilerini bile oyaladığı oluyormuş.

Bence sen konuşmayı dile, susmayı değil.
Sevgiler.

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Şenkuşum,
Valla kedi yavrularınıza talip olabilrdim ya, sonra çocuklar bırakmaz ve hevesleri geçince tamamen üstüme kalır diye, cesaretim yok.
Ben, pansiyon işletmeyi tercih ediyorum.
:))