Pazar, Temmuz 11, 2010

MUSON MEVSİMİ

Güneydoğu Asya'da muson yağmurları yağar(mış) diye okurdum, duyardım da nasıl bişey olduğunu çok da anlayamazım.
Çocuktum o zamanlar. Kırk gün kırk gece hiç durmadan, bardaktan boşanırcasına yağmur yağacak bir yandan, aynı zamanda hava sıcak olacak ya da ılık. Nasıl iş bu?
Yağmur dediğin soğuk, hadi bilemedin serin havada yağar. Bizim coğrafyamızda böyledir, öyle biliriz.
Gel zaman git zaman, sinema televizyon sayesinde, filmlerde, belgesellerde hiç kesilmeden yağan yağmurların mevsimine ait birşeyler gördük.
İyi de görmek yetmiyor, yaşamak asıl gerçek olanı.
Hah işte! Bu sene yaz mevsimi, muson yağmurlarının nasıl olduğu hakkında gerçek bir fikir edinmemi sağladı. Arada tatilde olduğum dönemde biraz kaçırdım gerçi ya, oraya da yağdığı için yine de nasibimizi aldık.
Yağıyor kardeşim! Yağıyor ve yine yağıyor. Duruyor az bi mola alıyor, iki km. ötede ya da karşı kıyıda tekrar başlıyor.
Aman ha, şikayet değil bu dediklerim. Yaz sıcağında baygın düşmektense, yağmurun nemini tercih ederim. Bildiğim bütün teraziler ve dahi ben gibi yükselen burcu terazi olup sıcak havadan sürekli yakınanlar, bu durumdan olağanüstü hoşnut!
Hem, çevrenize bir bakın, yemyeşil her yan; ağaçlar coştu, çayır çimen yemyeşil, tozlar uçuşmuyor havada, onların yerini kelebekler aldı.


İstanbul'un muson mevsimine hoşgeldiniz!

.

4 yorum:

fatma sancak dedi ki...

bir de şiiri var yağmurun. yaz mevsime başka içkinlik kattı. ben de şaşkınım ve bir o kadar da mutlu yağmurlardan... ne mutlu...

elektra dedi ki...

evet evet evet, ben çok mutluyum bu yaz. geçen gün yanımızdan ingiliz olduklarını düşündüğümüz turistler geçiyordu ve o anda ' amma yağmurlu bir şehir 'dediler. sıpayla çok güldük:))))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Fatmacığım,
Mevsimin alıştığımız zamandaki ısısından, hatta diyeyim ki, halinden tavrından farklı olması, coğrafyamızın başka yerlere taşınmış olduğu hissini getirdi bana.
Adeta, bedava yolculuk!
:))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Elektracığım,
Bu yaz, şu zamana dek fazlaca güngüzü görmemek, sıcaktan bunalmamayı getirdi yanısıra. :))
Ne çare, daha Temmuz'un yarısı ve Ağustos duruyor önümüzde ki, Ağustos İstanbul'da olmaktan en az zevk aldığım aydır! :(