Cuma, Temmuz 02, 2010

PASLANDIM!

Bir haller oldu.
İki hafta işe ara verince, masamın üstü karikatürlerdeki gibi yapılacak iş yığını haline gelmişti. İki gündür bir toparlayamadım.
Dahası, 1 kmlik bir uzunluk ve 20 metrelik bir genişlikte yaşamaya alışınca, trafiğe uyum sağlamak gibi bir sorunsalım oldu. Yanısıra insan kalabalığına da...
Bir de azizim, İstanbul'a ne çok Arap turist geliyor bu sene? Taksim doldu, taşıyor! Şu çiftleşecek eş arayan kahverengi kelebekler gibiler, aniden ve kalabalık geldiler.

Sonra, sonraa başka neler olmuş, yeni?
Haa, Taksim'deki Atatürk anıtının bakımı bitmiş, etrafındaki tahtaperde kalkmış.
"Sen gittin yağmurlar başladı, sen döndün rutubet ve sıcak geldi" dedi bir de arkadaşım.
Cevabımı omuz silkmesi eşliğinde takdim ettim:
"İyi ya! Olur, gideyim ben geri, size yağmur yağsın, ben geceleri serin serin uyuyayım, sabahın erinden denize cup dalayım."
Daha ne istenir ki?

Bugün yeni başlayan filmlere bakmadım henüz, Caz Festivali programına şöyle bir göz atmıştım geçende içim hoplamadı bile. Zaten tatilde ara vermiştim kitap okumaya, henüz başlamadım zahmet edip. Müzelerde sergiler değişti gidilesi görülesi, bende tık yok ilgi namına.

Anladım, paslanmışım ben!
Şöyle bir hareketlenip, zımparayla filan ovup, antipas boya sürüp, yağlayıp, parlatıp kendimi, şehre ve yaza merhaba demeli artık.


Ama, şu gecede olmak varken, ya da deniz üstünde durup karşıyı seyretmek yerine, olacak iş mi şimdi?




.

2 yorum:

şule dedi ki...

Çok özlemiştim seni, geldin ya, pası sileriz en kısa zamanda, meraklanma sen.

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Hadiiii, hadi ama!...
:))))