Cumartesi, Temmuz 03, 2010

TABİAT ANADAN YARDIM ALIYORUZ.

Zakkumum çok başka bir kokusu var, farketmiş miydiniz?
Çiçek kokusu değil de bitki kokusu sanki, geniz gıcıklayan, baharlı...
Bir de renkleri. En çok pembesi, sonra daha koyu pembe fuşyaya yakın, beyazı var bir de, daha az görülür.


Margrit bunlar, papatyaların prensesi!
Eskiden oturduğumuz çocukluk evlerinden birinin bahçesinde kocca bir öbek vardı, iki kucaktan çok.
Bayılırdım taç yapraklarını yolup yolup "seviyor-sevmiyor" oynamaya. Sevmesi ihtimali olan birisi olsaydı bari! Bir de o yolunuk yapraklardan tırnak yapardık, tükürükleyip çocuk tırnağımızın üstüne yapıştırarak. 



Bu begonvil salkımının üstüne batan güneşin ışığı vurmuştu. Usta fotoğrafçı Ekmekcikız bu anı ölümsüzleştirmeyi düşündü ve işte bu kadarını becerdi ancak!
Begonviller Ege'nin, ama en çok Bodrum yarımadasının bir parçası, süsü demiyeceğim ışığı, rengi...

.

2 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Ben de her üçüyle bol bol haşır neşir oldum Ekmekçim. Haklısın, zakkumun kokusu değişik zehir kokusu sanki. Bunlardan Antalya'da da çok ama Egeninki bir başka geldi.
Veee tatil bitti işler beni de beklemede aynen sen gibi. İkimize de kolay gelsin:))

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Kolaysa başına gelsin diyeceğim!
Olanlar olmuş zaten, damdan düşen halden bilir, değil mi?
Sevgiler...
:))