Perşembe, Ağustos 19, 2010

gaybridge*

iş çıkışı caddede uğultu, trafik kargaşası, iftara yetişme telaşında insanlar...
iç sıkıntısı, nereye kaçsam alıp başımı, gidecek yer var mı, kaldı mı?
biryerde oturup soğuk bişeyler içsek...
gitsem mi, ne gerek var, peki hadi gideyim.
gecikiyorum, trafik fena.
bekliyorum, esiyor burası.
onca trafik çilesinden sonra ulaşılınca anlaşılıyor, esiyor sahiden de...
yavaş yavaş hava kararıyor.
yakındaki klasik ve şık restoranda bir toplantı olmalı; gelen giden, servis, ne alırdınız efendim?
oysa, bu taraf sakin mi sakin.
gün dönüyor, karşı kıyının camları alev alıyor, deniz kuşları dalıyor, çıkıyor.
kız kulesi uzaktan ışıldıyor, tarihi yarımadada cami silüetleri, önünden boğaz vapuru geçerken yandaki iskelenin ışığı parlıyor.
iskelenin az berisindeki güzelim küçük sade caminin minaresinde ışık yanıyor, ezan başlıyor.
artık hava karanlık, boğaziçi köprüsünün üstü arabaların farlarıyla ışıl ışıl.
nasıl güzel bir esinti; saçları havalandıran, denizi hafifcecik dalgalandıran, günlerin sıcağını, sıkıntısını iyileştiren, yok eden...
kimisi yemekli, kimisi seyir bakmalı gezinti motorları boğaza doğru yola çıkmaktalar, sırayla.
bütün içtenliğiyle sohbet sürüyor, herşey o kadar olması gerektiği gibi ki, iki lokma atıştırmak, bir yudumla boğazı ıslatmak yetiyor.
gece geldiğinde köprünün rengârenk ışıkları yanıyor, gaybridge o harika doğanın tüm varlığının, özelliğinin önüne çıkıp kendine baktırıyor.
durup durup renk değiştirmeler mi dersin, parlayıp sönmeler, renk dalgaları, gökkuşağı özenmeleri, neon renkleri... herşey var.
ve sonunda, deniz üstünden karşı kıyıya ulaşılıyor, gece bitiyor.



                                                    


*gaybridge
önceki sene caz festivalinde rufus wainwright, aya irini'de sahnede.
istanbul'a ilk kez gelmiş ve sevmiş, anlatıyor "boğaz köprünüz ne kadar da gay!" diyor "rengârenk ışıkları ve yanardöner görüntüsüyle"


.

4 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Ne güzel bir tanım ve ne güzel bir görüntüdür Köprünüzün görüntüsü, bakmalara doyamadım 3 günde. Şansıma 3 gecede onu görebileceğim mekanlardaydım ışıl ışıl. Ama ben en çok sarı ışıklı halini seviyorum, öbür renkler çok kokoş geliyor:))

Talisman dedi ki...

Ay ne güzeldi o konser. Kediciği de hatırlıyor musun Ekmekçikız'cım?
Ben taşınayım da yine bir organizasyona imza atalım biz. Özlediim.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Kokoş, haa!
Evet bak, kokoş da iyi bir tanım. :))

Köprümüz derken, aslında köprülerimiz de, nedense en çok göz önünde duran buncağız, ilk göz ağrısı olduğu için mi, nedir?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Talisciğim,
Merhaba yahu! :))

gaybridge açıklamasını yaparken, seni düşünüyordum ve "o meşhur kedili konser" demek aklımdan geçmişti. Sonra, Talisciğim okursa o der bunu diye düşündüm, yazmadım.
Kısacası, hatırlamam mı?

Evet ya, bu yaz mevsimi organizasyonsuz geçti, haberini bekliyorum.
:)