Perşembe, Ağustos 26, 2010

ŞIK LATİFE

Arkadaşımın Rus kedisi vardı, adı Şeker'di. Bizim Rus kedisi Mişa'yı anlatmıştım daha önce. Şeker, Mişa'dan biraz farklıydı sanırım.
Bir kaç sene sonra, henüz yaşlı değilken göçtü bu dünyadan. Hatırlayamadım şimdi, bir metabolizma hastalığı mı vardı, yoksa bebecikken sokağa atılmış olduğu için hayata yenik başlayanlardan mıydı?


Sonra bir çift Rus kedisi aldı arkadaşım. Daha doğrusu o Rus kedisi aldığını sanmış. Bebeklikleri geçip biraz büyüdüklerinde Rus değil, Fransız oldukları anlaşılmış. Üstelik, kısa tüylü değil uzun tüylüler. Karışıklığın sebebi aynı füme renge sahip olmaları ve bir miktar da ırk karışması.


Neyse, ikisi de kız olan kedilerin birisi Zarife oldu, öbürü Latife!
Zarife, adı üstünde zarif, hanımefendi, kibar bir küçük hanım. Latife ise, kardeşinden hareketli, seveni yanına yanaştırmaz, bahçeye çıkıp gezmeyi sever.


Derken bir gün, Latife günlük bahçe ve mahalle gezmesinden dönmedi eve. Her zaman çıkıp gezdiği bahçede yok, sokakta yok, sokağın ağaçlarında yok, mahallenin ücra köşelerinde yok. Yok yok! Arandı tarandı, bulunamadı bir türlü.
Arkadaşım ve kocası çok üzüldüler. Başka bir kediseverin bulup almış olması için dua ettiler.


Sonra, dün akşam birkaç alınacak nesne için şuraya buraya uğrayıp, havanın ılık oluşundan yararlanıp yürürken, "dur bi dakka" dedi arkadaşım. Eğildi ve "Latife, kızım sen buralarda mısın, evi bulamadın mı" deyip, füme bir kediyi sevmeye başladı. Kedi, ona sürtündü, yerinde eşelendi.
Bizimki telefona sarıldı, kocasını çağırdı. İki durak öteden kedi kutusunu yüklenmiş eş gelene dek, Latife'nin başında bekledik.


Hayır işte öyle olmadı, ne yazık ki!
Kedi, kutuya girmedi. Girmemek bir yana, çok sevdiği adamı tırmaladı, ısırdı, son sürat kaçtı.
Arkasından koştular, aradılar, seslendiler. Hayır hayır!


Nihayetinde dönüp geldiklerinde aralarında konuşuyorlardı, "oydu, değildi".
Arkadaşım biraz hüzünlüydü, bulduğunu sandığı kedisi için, "Latife'yse bile, madem eve gelmek istemiyor, varsın buralarda böyle yaşasın" dedi.
.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba Ekmekçi kız:)

Kedileri ve söz konusu çifti yakından tanıyorum, hikayeyi önce kendisinden dinleyip, sonra bir de sizin yazını okuyunca inanılmaz güzel tasvir ettiğinizi düşündüm, ekmekçiliğin yanısıra senaryo yazmayı da düşünmelisiniz bence:)

Sevgiler
Merve

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Merve hoşgeldin! :)

Çok teşekkür ederim güzel sözlerin için.
Ekmeklerimden de tatmalısın, sonra karar verirsin, senaryo mu ekmek mi? ;)

Tijen dedi ki...

Siyah domatesler:
Hibrit türlerden biri. Bir kaç kere yedim, aslında kış aylarında o kadar da kötü gelmiyor insana ama yazın güzelim tarla domatesleri varken dönüp bakar mıyım? Hayır.
Sevgiyle...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Yazın tarla domatesinden başkası yenir mi ki?
:))