Cumartesi, Eylül 25, 2010

J'AI TUÉ MA MÈRE


Ukalalıktan değil, Türkçesine elim gitmediğinden Fransızca başlık.
Bir film gördüm "J'ai Tué Ma Mére" yani "Annemi Öldürdüm".
Ergen çocuklarıyla zaman zaman çatışan, o bir yana annesiyle çekişmesi hâlâ bitmeyen bir kadın için bu adı taşıyan bir filmi görmekten -adı zorlayıcı olsa da- kaçılamaz!
Kaçılamazdı. Neden mi?
Önce, dünyada başka çocuklar ve başka anneler neler yaşar, ne hisseder öğrenmek isteği ağır bastı.
Sonra, filmin yönetmeninin 20 yaşında olduğunu öğrendim. O yaşta yapılan film doğrudan kendisini, yaşadıklarını anlatıyor olmalıdır diye düşündüm.
Film 2009'da Vancouver'da En İyi Kanada Filmi seçilmiş. Bu seneki İstanbul Film Festivali'nin ilgi çeken filmlerinden biri aynı zamanda.


Boşanmış anne çocuğunu sorumluluk sadece kendi üstünde olacak şekilde yetiştirme uğraşında. Çocuğunu seviyor. Sevgi ilişkileri inişli çıkışlı, şiddetli kavgalar yaşanıyor.
Anne sevgisini bizim anladığımız manada öperek severek göstermiyor ya da gösteremiyor.
Delikanlının yaratıcı bir yanı var, nasıl ifade edeceğini bilemiyor.
Baba, aynı şehirde ve ilgisiz.
Delikanlı gay, okulundan bir sevgilisi var.
Sevgilisinin annesinin görece hoşgörülü davranışları cazip gözüküyor.
Okuldaki edebiyat öğretmeni -genç bir kadın- delikanlıyı anlayan, destekleyen tek kişi gibi.
Aslına bakarsanız, tüm bu insanlardan ailesiyle sorun yaşamayan yok; öğretmenin derdi babasıyla, annenin çocukluğu şizofren bir anne ile geçmiş...


Bir zaman ayırıp seyredin bakalım Xavier Dolan ne anlatıyor.
Ebeveyni olan her çocuk biraz sakattır, ne de olsa onlar da başka ebeveynlerin ürünüdür deyip işin içinden çıkmak istemiyorsanız ve anlamaya gayret edersem, belki değiştirebilirim, bundan sonra yolunda gitmesini sağlayabilirim diyorsanız...

.

8 yorum:

minik dedi ki...

Sanırım üç sene önceydi.Hukuk fakültesinde okuyan genç kız tıp fakültesinde profosör olan annesini kendisne hakaret ettiği gerekçesiyle bıçaklayarak öldürdü.Kadının ayrıldığı eşi yani kızın babası ise ayrıldığı eşinin yeterince iyi bir anne olamadığını ima eden açıklamalar yaptı.Demekki insanın başına heryerde her ülkede temelde aynı şeyler geliyor.

Sndrfknella dedi ki...

Bugün TV'de bahsediliyordu bu filmden, benim de -adına rağmen- ilgimi çekti doğrusu. Yanlış duymadıysam şayet genç yönetmenin 2. filmiymiş. Bak şimdi sen de yazınca gitmek farz oldu.

Sevgiler :)))))

funda dedi ki...

ayy konuyla hiç ilgisi yok da..leylak dalı ve ben mürver reçellerine göz diktik haberin ola :) bize ayırmadan bitirme emi

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Minik,
Şebnem İşigüzel'in son kitabında da sınav nedeniyle annesini öldüren bir kızın hikayesi anlatılıyormuş.
Gerçi filmdeki ana mesele sınav değildi, ilişkideki denge sorunuydu, ama, böyle irice bir sınav gibi ana dönemeçler sorunların ortaya çıkışı için turnusol kağıdı oluyor, sanırım.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Syndercim,
Film, yönetmenin yaşamından izler taşıyor sanırım, hatta belki daha ilerisi bir yansıması.
Sanatsal bakımdan değil, insan dünyasını anlamak için izlenmeli.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Fundacım,
Bitirmem bitirmem, merak etmeyin.
Şurubu bitti, reçeli var, reçeli de biterse likörü var.
:))

SekerPembe dedi ki...

Sinemada mı oynuyor? Hangisinde hangisinde?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Evet Şekerim, sinemada seyrettim.
Sana yakın tek sinema var, beyazperde.com'dan bulabilirsin. :))