Cuma, Ekim 08, 2010

İTALYA, HİNDİSTAN VE BALİ

"Uzun sıcak yaz"da hafif kitaplar okudum. (Evet evet, daha onbeş gün öncesi o sıcak yazın hükmü sürmüyor muydu, ne garip! ) Serinlik versin, sıkıntıyı yürekten alsın, ruhu hafifletsin yeter. İnanın daha fazlasını istemedim.
Elizabeth Gilbert'dan "Ye, dua et, sev"i okudum mesela.
Bugün filmini görünce sevindim, "nasılsa filmini göreceğim, okumaya gerek yok" düşüncesiyle iyi ki kitabı ıskalamamışım.

Kitabın bölümlenmesinin bir mantığı vardı ve her bölüm bir içsel yolculukla bütünleşiyordu. Diğer yandan olayların geçtiği yerlerin özellikleri de önemliydi. Bir Amerikalı kadının mutluluk arayışı yolculuğuna Avrupa'nın eski kültürlerinden biri ile başlayıp, Asya'nın farklı din ve doğal yaşam anlayışlarıyla devam etmesi, biraz turistik de olsa, ilginç gelmişti bana. 

Kitabın yazarı ve filmn baş oyuncusu; Elizabeth ve Julia.

Filme gelince, önce oyuncular:

Julia Roberts o müthiş gülümseyişli genç kadın değil artık, duruşu ve tavrıyla olgun kadına doğru yol alıyor.
Javier Bardem kısacık rolünde bile etkili, o ne yumuşak saran ve o ne koruyucu erkek öyle! Bir anda ve ikisi bir arada, üstelik adam bunu oynayarak gösteriyor. Peehh!
Filmin kendisini sorarsanız, bence, senarist ve yönetmen, olayların hepsini anlatmak için uzun süreli bir film yapmak zorunda kalmışlar, sanki. Doğrusu, popüler, güncel romanlarda bile, kitap olmak için yazılan bir metin görsel dünyaya aktarılırken aynı etkiyi veremiyor.
Eminim, kitabı okumayan seyirci, filmi seyrederken konuda bazı atlamalar olduğu hissine kapılacaktır. Benim gibi kitabı okuyarak filmi seyredenler ise hayal ettikleri dünyayla çakışmayanları benimsenmekte zorlanacaktır.


Neyse, boşverin filmi,  Javier'e bir selam verelim.

.

10 yorum:

aglea dedi ki...

sevgili ekmekçikız, ben javier bardem'e geçen hafta şahane bir filmle selam verdim ve kendisinden çok etkilendim. hatta yazdım da bloga. hayvar badem'im benim:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Agleacığım,
Okudum o yazıyı, okumam mı? Bir sıkışık anıma rastladım yazamadım bişeyler.
Bardem, acayip bir adam, ne kadar erkeksiyse, o kadar da korunmaya muhtaç bir kuzu sanki...

Şu filmini de hararetle öneririm:
Before Night Falls
bknz.
http://www.imdb.com/title/tt0247196/

fatma sancak dedi ki...

kitaptan çevrilen filmler hakkında bir-iki cümle kurmayı arzuladım. isim vermeden genel olarak...

yazar kendi iç dünyasını ve hayalini kendi kelimeleriyle seçip, bizi hayal gücümüzün eline bırakıyor. bu yetisi iyi olanlar genelde kitapları hep daha çok severler filmlerinden. diğer taraftan filme dönüşen kitap araya "çevirmen" alıyor ve hayal dünyasından işitme duyusuna da görsele de tercüme ediliyor. burada yazarla eseri arasına hayal dilinin tekilliği giriyor. bizim kurduğumuz alınıp filmin sunduğu dayatılıyor gibi...

her zaman kitap :)

aglea dedi ki...

ekmekçikız'cım,

gerçekten dediğin gibi, adamda ürkütücü derece de erkeksi bir hâl var. ama izledikçe, oyunculuğuna kapıldıkça sıcacık birine dönüşüyor.

javier bardem'e bir kaç filmiyle daha devam etmeliyim diye düşünüyordum ben de. önerdiğin film iyi oldu. hemen izlemek istiyorum:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Fatmacım,
Esas olarak haklısın, sana katılıyorum. Pek az edebiyat uyarlaması aslının lezzetine sahip oluyor.
Tersi de geçerli görsel dünyada kurulanı yazıyla anlatmak sönük sonuçlar doğuruyor.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Agleacım,
Javier Bardem toplu gösterisi düzenlesek!
:))

şule dedi ki...

beni de katınız lütfen bu toplu gosterime ekmekcim. allahim nasil bir adam o oyle :)gerci filmi o bile kurtaramamis :(

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Hımm, siz de görmüşsünüz filmi ve hemfikiriz anladığım. :)
Yine de JB hayranlığımızın depreşmesi bakımından iyi bir açılım olduğu kanaatindeyim.
:))

şule dedi ki...

biz JB acilimini baska bir sabun kopugu filmle yapmistik zaten senle, unuttun mu şekerim? :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ooo! Şulem, benim hafızanın teflon kaplı olduğunu bilmez değilsin! Unutmuşum besbelli, hangisiydi?
(Mahcubiyetimi nasıl da üste çıkarak örtüyorum! Başarılı mı?)
:))