Cumartesi, Ekim 16, 2010

NÂZIM ve GENCO

İki sevgili arkadaşımla birlikte tiyatroya gittim, Genco Erkal'ı seyrettim.
Genco Erkal, Nâzım Hikmet şiirlerinden okudu. Okumadı sadece yaşadı, yaşattı o güzelim şiirleri; kanlı canlı, elle tutulur hale getirdi.
Dilime dolandı Nâzım'ın dizeleri, okuyup durmaktayım yeniden yeniden.



Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
                          bu kadar mavi
                           bu kadar geniş olduğuna şaşarak
                                       kımıldanmadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...


Dört Hapisaneden
Nâzım Hikmet 


*Resim Nâzım'ın, Çankırı hapishanesinin iç avlusu.
**Şiir ve resim buradan.
.  

4 yorum:

zero dedi ki...

Bazen hayatın gerçekten bir oyun olduğuna delicesine inanasım geliyor. Bu oyunun kimler tarafından tezgahlandığını düşündükçe de deliresim geliyor, o ayrı. Nazım'ın o zamanlar yaşadıklarına şimdiden bakınca hapsedilmişliğine isyan ediyorum daha da fazla. Yaşanan siyasi kavgalar, ölen onca insan... Sonra bugün birileri çıkıp şunu çok rahat söyleyebiliyor ve kimseye bir şey olmuyor: O zamanlar yaşanan her şey bir kurguydu, darbeye zemin hazırlanması için gençler birbirine dşürüldü!!! Yıllar boyu hapsedilen, işkence gören, her nesilden ölen onca insanın hayatı için "bunlar tezgahlanmış bir oyundu" deniyor. Sanki onlar gerçek değil, legodan yapılma oyuncaklarmış gibi... Deli olmamak işten değil. Genco Erkal'ı en son Sivas oyununda izlemiştim, adını hatırlayamadım bir an oyunun. Diri diri yakılan insanların trajedisini hissetmiştik tiyatroda, çok gerçekçiydi ama bütün bunları bilip de sonra da bilerek yaşamak çok zor işte!

şule dedi ki...

benim de dün geceden beri kulagimda genco'nun sesi. ne kadar etkileyiciydi. yine...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Zerenciğim,
Genco Erkal "Kerem Gibi"yi ilk kez 1975'de oynamış. O zaman, belki henüz yeni o kadar açıkça Nazım'dan söz edilebiliyordu. Oysa şimdi kimler kimler, onun şairliğini beğenir oldular, insan şaşıyor; sanki şairliği ve fikirleri birbirinden ayrı değerlendirilebilirmiş gibi.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sayende Şulem, benim de kulağımda. Sağol! :))