Çarşamba, Ekim 06, 2010

"Saç Konusu" ya da gençliğinde saçına istediği gibi şekil verme uzatma özgürlüğü olmamış bir annenin hezeyanları...

Benim ilk ve ortaokul yıllarımda kızların saçı genellikle kısa kesilir ve tepelerine de bir kurdele kondurulurdu, kelebek konmuş gibi!
Saçı uzun olan kız çocuğu daha nadirdi, uzun saçın bakımı zordur gerekçesiyle. Uzun saçlar ikiye ayrılıp örülür ve yine kelebek konmuş kurdelelerle süslenirdi.
Erkek çocukların durumu daha acıklıydı; hepsi üç numara tıraşlı, hepsinin suratları ay dede gibi ortada!


Sonra sonra lisedeyden, saçları uzun kızlar yandan zülüf dağıtır, kahkül niyetiyle yüzü saçla çevreler olmuştu.


Delikanlıların en büyük saç isyanı ise, saçı biraz uzatıp kahkül gibi alınlarına dökmekti. O tarama şekliyle poz vermiş sınıf arkadaşlarıma baktıkça, hâlâ gülesim gelir.


Üniversite yıllarından söz etmeye bile değmez, onca dert varken "saç" üzerinde durulacak mesele miydi ki?...


Şimdi bakıyorum da, çocuklar, gençler alabildiğine özgürler.
Bi kere kızların "Kezban" misali uzatılmış, savur savur gezilen saçları var, bellerinde olması mutlak şart olan, hatta saçı yetmeyenin ek saç takmasına neden olan.
Erkekler desen değil gözlerin, suratlarının yarısını kapatan saçlarla "ayy, şimdi önünü göremeyip çarpacak " düşüncesiyle anne yüreğimi hoplatıyor.


Ne var ki bu özgür saçlar bizim zamanımızdaki gibi değilse de, başka bir tek tip olma hali ortaya çıkarıyor; aynı uzun saçlar, aynı yandan baş eğiş, aynı görünmeyen yüzler, aynı...
İnanmıyorsanız girin bakın "yüzkitabı"na, şöyle saçlarıyla gurur duyarak poz vermiş 13-23 yaş popülasyonu nasıl da tek tornadan çıkmış gibi duruyor.
Farlı olmak için aynılaştıklarını anlayabilseler, keşke.



Fotoğraf şurdan, başka saç "style"lerini merak ediyorsanız onlar da var!
.

4 yorum:

şule dedi ki...

okurken güldüm bir yandan. ne kadar tek tipler di mi? bir de bir poz verişleri var, aman allahim, her seferinde aynı yan duruş, aynı açıyla kameraya bakmayi nasil beceriyorlar diye düşünmekteyim sık sık.

fatma sancak dedi ki...

"saçlarını dağıtırsın, rüzgarlara bırakırsın, sen sevmeye yaraşırsın, seni sevmeyen körsün" iç sesiyle yazıyı okudum.

keşke sıradanlık, aynılık gibi bir moda çıksa.

yaşadığım en güzel farklılık, formalı kalabalık bir grubun içinde "şu" diye gösterilen bir öğrenciydi. ben değildim tabi :) ama ona imrenmiştim. çok güzel bir yazı yazmıştı. saçları yoktu, ölmüştü...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulecim,
Onlar kamera için doğmuşlar!
Biz veremeyiz o edalı, yandan bakış pozlarını.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Fatmacığım,
Asıl tuhaf olan, onların farklı olmaya çalışırken sıradanlaşmaları sanırım.
Çektikleri zahmete yazık oluyor.
:)