Salı, Kasım 02, 2010

MUTFAK DİYALOGLARI

Sabah sabah, deli gibi koşturup, işleri halletmeye -halletmek dediğim yetiştirmeye- çalşırken, bir yandan da vücudumun temposundan geri kalmayan beynimin sorularına laf yetiştiriyordum.
İçimden içimden. Merak etmeyin henüz o kadar tozutmadım!


Soğanı doğrayıp, küçük tencereye atıp, zeytinyağını gözkararı ekleyiverirken -tam o sırada- diyordu ki aklımın bir yarısı; "şu dünyadaki işler belirlenmiş bir çoklukta, bu demektir ki, işler insanlara eşit paylaştırılmış olmalı".
İyi ama işte, öyle olmuyor diyerek atıldı aklımın öbür yarısı; "insanoğlu dediğinin, sabahın köründe enerji topu gibi olup âlemin sinirini bozanı da var, güneş tepede beş mızrak boyu yükselene dek yataktan çıkmayanı da var".

Ben kerevizin kabuklarını soyup, hafif sararan soğanın üstüne doğrarken, "peki sen neden bütün işleri bitirmen gerekiyormuş gibi çalışıp, sorumluluk üstleniyorsun" dedi, aklımın ilk yarısı.


Hımm, bu noktada müdahale ediyorum kendime; aslında bu sorunun cevabını aklımı yarıya bölmeden de merak ediyordum ve henüz doğru cevabı bulamadım.


Pazı kavurması fotosu buradan.


Ne var ki müdahale var diye durmak yok! Bu esnada, yıkanması için suya koyduğum pazı yapraklarını süzgeçe aktarıp, fazla sularını sıkıp, sotelemek üzere az zeytinyağı koyduğum tavaya doğruyordum.
Hemen ardından, iki mandalinanın suyunu sıkıp, cızırdamaya başlayan kerevizlerin üzerine boca ettim, "ben bunları yazıp fikir sorayım, bakalım ne diyecekler" düşüncesine sevinerek...
Şurada Cafe Fernando'nun güzel bir kereviz tarifi var, bir bakın isterseniz.




Dün haşlanmış ve didilmiş tavuğun, bu akşam tavuklu pilav haliyle servis edilmesine karar verip, pirinci ölçüp, yıkayıp, süzüp "ben yemiyeceğim nasılsa, çocuklar da ağız tadıyla yesinler bari" tereyağıyla kavurmaya başlamam size danışmayı akledişim sonrasına denk düştü haliyle.






Aklımın yarılarının bu aşamadan sonrasına ait notları şöyle:
"Akşamüstü çocuklar okuldan geldiklerinde yerler belki", buzlukta saklanan kabaklı kekin son dört parçası masadaki yerini aldı.
Süzülen marul yaprakları "akşama dek pörsümesinler" saklama kabında buzdolabına kaldırıldı.
Kavrulmuş pazı, "üstüne yumurta kırılır belki, ya da börek içi olur" buzdolabında dinlenmeye çekildi.
Zeytinyağlı kereviz, "akşama kadar serin dursun" cam kapaklı cam kapta buzdolabı rafına doğru seyirtti.
Tavuklu pilav ocak üstünde demlenirken, bulaşık makinesini çalıştırıp, işe gitmek üzere çıkmadan "tamamlayacağı" diğer işleri "halletmek" için mutfaktan çıktı.

.

22 yorum:

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

Butun bunlar bir is gununun oncesinde, yani sabah ise gitmeden yapildiysa ve o kadin ustelik derli toplu, saclari duzenli, kereviz, sogan ya da pazi kokmadan, asansorde arkasindan hos bir parfum birakarak ciktiysa, mutlaka cantasinda bir yerlerde bir nazar boncugu durmali derim ben...
Aklin soru soran yanina gelince, buna verilecek cok uzun bir cevabim var aslinda...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Mehtapcığım,
Utandım ve devamını yazamadım, çünkü, daha önce benzer hızlı ve "sıkıştırılmış" çalışma günlerimi anlattığımda bir tür hiperaktif çocuk muamelesi görmüştüm. :))
Evet, devamı aynen dediğin gibi geldi. Üstelik devamı da var! Bunu hep yapıyorum.
Ve işte onun için soru soruyorum; nedir bu? Biraz rölantiye almak bazı insanlar için mümkün değil mi, acaba?
:)

YEMEK VAKTİ AYLİN dedi ki...

Hepsi pek güzel ama şuan en çok pazı kavurmasını isterdim kanımca..Ellerinize sğalık

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Aylin,
Şimdi tam pazı zamanı.
Sadece sarması değil, kavurması da çok lezzetli oluyor.
:)

Tijen dedi ki...

http://www.google.com.tr/images?hl=tr&biw=1272&bih=584&gbv=2&tbs=isch%3A1&sa=1&q=%22dikenli+kabak%22&aq=f&aqi=&aql=&oq=&gs_rfai=
Dikenli kabağın resmidir sevgili hiperaktif komşum! Ne alem kadınsın!

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sağol Tijenciğim! :))
Resmini gördüm, iyi de şimdi de yemeğini merak ettim.;)
Artık, onu da sen yapıp anlatınca öğrenirim.
:)

kara kitap dedi ki...

tüm bunları yapabilmek için sabah kaçta kalkıyorsunuz?ben kahvaltımı bile işyerinde yapıyorum.yok yok ben çok tembelim bir kez daha anladım.

elektra dedi ki...

huuuuuu, piştttt, bakınsana sen bana bi? sakin, yavaş... kıyamadım okurken sana...

音楽 dedi ki...

bir akşam vakti, yemek hazırlığı sırasında olağan iç sesler ve düşünceler diye yazıyı okuyordum ki, sen bütün yemekleri yapıp "işe gitmek üzere çıkarken" nereye ayol diyordum.. sevgiler :)

Ebru dedi ki...

Maşallah sana. benim yalnızca pazar günlerim inanılmaz yoğunlukta geçiyor o bile bitiriyor hafta içi eve pelte gibi gidip ne bulsak onu yiyoruz:)

kecilerin cobani dedi ki...

fotograflarının hepsinde iki adet yuvarlak top var. yuvarlak olmayan top da olur ama ona top denmeyebilir. yine de yuvarlak olabilirler, yuvarlakları yutmak istiyorum, ikisi de yu'yla başlıyor diye, çekiniyorum,

sarya dedi ki...

siz bunları yazarken tembelliğimden utandım. aslında bir şey soracaktım bu çalışkanlığın üstüne ayıp olacak ya. peynir aldım çocuklar sevmedi yumuşakmış. lor aldım o da çok tuzluymuş. ben de aylar sonra :) poğça yapmaya karar verdim ama içlerine koyarsam elimde kalır gene. peyniri, loru, unu, yumurtayı, yağı karıştırıp yapsam bide beyaz un haricinde bir yıl evvel ekmek yapmak için aldığım yedi tahıllı unu da kullansam nasıl olur? ya da siz ne önerirsiniz. lor ve peyniri aynı anda hemen kullanmalıyım bir kısmını saklayın derseniz bi daha ne zamana böyle istekli olurum allah bilir? :)

şule dedi ki...

seninle aynı apartmanda oturmak istiyorum, oturanları kıskanıyorum :)

aslı hayvanı dedi ki...

herkese dağıtıyodur di mi bi de? hem de işe gitmeden :) ben de istiyorum.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Kara Kitap,
Sabah, çocuklarla birlikte altıbuçukta kalkıyorum. Saat dokuz gibi evden çıkıyorum, o arada ne yaparsam işte! Hızlı hareket edince, yıllardır bunun pratiğini yapınca olan bu.
Emin olun siz tembel değilsinizdir, ben fazla hareketliyim.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Elektracım,
Söyle valla, söyle de biraz sakin olayım. Sonra öyle bir yoruluyorum ki, saat on olunca yatıp uyuyorum.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Müziciğim,
Aslında çoğu kere akşam oluyor bu tempo, bazen geç geleceğimi bilirsem ya da akşam temposu gözümde büyürse, sabah hızlı çekim davranıyorum.

Not:
Umarım dileğin olur!
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Çalışıp, büyük şehirde yaşayıp, çocuk büyütürken, kadın daha çok yorulup, yıpranıyor.
Bakma sen bu alattıklarıma, aslında ben de daha yavaş yaşamayı özlüyorum.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Çubanım,
Bütün o yuvarlak topları afiyetle ye!
Nedir ki, yumurta, domates, kek...
Daha gençsin sen, yakarsın yakarsın, merak etme.

Babaanne tavsiyesi yapan Ekmekcikız'ı dinlediniz.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Sarya,
Ben de aynen senin düşündüğünü yapardım; o peynir ve lor peynirli hamur olup pek güzel yenir.
Tuzu gerçekten fazlaysa biraz dengelemek için, içine kabak rendeleyebilirsin, ya da bol maydanoz, dereotu koyabilirsin.
Bir-iki yumurta da koyarsan, biraz kek biraz poğaça gibi olur ve bayıla bayıla yerler eminim.
Sonucu haber ver, olur mu?
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şuleciğim,
Gelecek defa bir daire boşaldığında haber veriyorum, taşınıyorsun.
He mi?
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aslım,
Öyle acayip saatlerde yemek yapıyorum ki, dağıtma faslı biraz zayıf doğrusu...
Biz gelecek kahvaltıyı bizim evde yapalım, Acıbademde değil.
:))