Salı, Kasım 23, 2010

YEMEK KÜLTÜRÜ MÜ DEMİŞTİNİZ?

Bazı çok bilenlerimiz, "aman aman İtalyan mutfağı mı, spagetti ile pizza, başka ne ki?" derler ya, kazın ayağı öyle değil arkadaşlar. Mutfak dediğiniz kültür işi, yaşam tarzının parçası.
Tesadüfen üst üste üç defadır İtalya'nın çeşitli yerlerini geziyorum. İtalyan mutfağı sırf iki çeşit hamurdan ibaret olsaydı, insanların şişko olması gerekirdi, değil mi? Oysa, pek çok ülkenin aksine, İtalya'da şişman insan nerdeyse parmakla sayılacak kadar az.
Anladığıma göre, sofralarından makarna, risotto, ekmek eksik olmamasına rağmen, meyve, sebze, et de eksik olmadığından ve tüm bunları gayet dengeli olarak tükettiklerinden kilo sorunu olmuyor.
Sanırım önemli diğer nokta,  sadece yeteri kadar  yemeleri ve yemek yemeği hayatın tek zevki haline getirmeyip, yaşamaktan bütünüyle zevk almaları.


Bu bir peynirci dükkanının vitrinin bir bölümü. Çeşit derseniz abartılı miktarda. Seyretmesi bile keyifli. İmkanım olsaydı, on çeşidinden alır tadardım. 
Vitrinin ön kısmında da, bir kaç makarna torbası var.


Bu vitrindekiler dondurma arkadaşlar. O ne çeşitler öyle! Meyvelisinde gerçek meyve, kahvelisinde gerçek kahve... Yapışıp vitrine seyredeceksiniz, öyle albenili.
Utanmasak tam karşıdan çekecektik fotoğrafı görmemişler gibi, yandan yandan ancak bu kadar oldu.  


Dondurma demişken, tatlıları da es geçmeyelim. Hafif, sütlü, peynirli ve üstü meyveli bir tatlı. Yakından çekildiği için kocaman duruyor ya, gerçekte bir lokmalık, hadi abarttım diyelim iki lokmalık.
Evet, önemli bir nokta da, porsiyonların büyüklüğü; öyle öksüz doyuran büyüklükleri kullanmıyorlar. Lezzeti alacak kadar, tadı damağında kalacak kadar...


İşte, size en sevdiğimiz salata!
Mozzarella (Vikipedi'nin yalancısıyım, öyle yazmışlar) salatası. Biraz bebe roka, bir kaç dilim domates, bir kaç dilim halis manda sütünden yapılma peynir. Üstüne bir kaç damla zeytinyağı damlatın isterseniz, belki biraz karabiber, hepsi bu. Peynir mi bu, kaymak mı yoksa, demeye kalmadan ağızda eriyor.

Toscana bölgesinin mantarı pek meşhurmuş ve mantarlı yemekleri. Mantarı taze tüketmek en iyisi, ama, kurusu da makbul.
Aldım evet, deneyeceğim. Başarılı olsun, size de anlatırım ne yaptığımı.


Unutmadan, bugünkü fotoğraflarımız da yavru leyleğin gözüyle çekilenlerden...

.

14 yorum:

Leylak Dalı dedi ki...

Bundan sonra blog fotoğraflarını yavru leylekten isteriz:))
Ayrıca hımpf, slapf, mımmh:((
Diyetteyim insaf:)))

Tijen dedi ki...

İtalyan mutfağının zenginliğini İtalya'ya gitmeyenlerin bilmemesi doğal bence. Ne de olsa memleketimize gelen pizza, makarna ve tiramisu. Oysa sadece her bölgenin değil, her kentin bile farklı tarifleri vardır. Hatta farklı tahıllar ağır basar, kimi makarnacıdır, kimi pilavcı (risotto tabii), kimi çeşitli buğday türlerini sever. O sebzelerin, meyvelerin, otların bolluğu pazarlarda. Ve tabii makarna porsiyonları. Neredeyse çoğu zaman giriş yemeği olarak seçerler makarnayı ve salata sofranın olmazsa olmazıdır. Bir de İtalyan restoranlarında en sevdiğin şey (özellikle son seferde çok rastladım) bir ızgara sebze büfesi olması. Büfeden istediğini seçip almak, sonra yanında bir kadeh şarapla afiyetle yemek... Çok özledim şimdi oraları, o tatları!

YEMEK VAKTİ AYLİN dedi ki...

off off ..valla dedğin gibi kazın ayağı öyle değil..İtalyan mutfağı hem çok geniş hemde bana göre en lezzetli mutfaklardan .İnşallah güzel olur kuru mantarın da paylaşırsın bizimle:)

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Peynir ve dondurma... İşte hayatımın iki vazgeçilmezi :) Değil tadmak fotoğrafları bile mest eder beni :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Bu fotoğraflardakiler diyet bozmayan cinsinden, hiiç üzülme!
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Tijenciğim,
Pazarların renkliliği Sicilya'ya gittiğimde gönlümü fethetmişti, doğrusu. Bu sefer de, vitrinlerin renkliliğine bayıldım.
Bu defa, en çok bol bol Trabzon hurması gördüğümde şaşırdım, bir de. Oysa neden olmasın, iklim ne kadar benziyor.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aylinciğim,
İlk fırsatta deneyeceğim, anlatacağım.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Kediciğim,
Dur ben sana bir dondurma hikayesi anlatayım, yarına.
:)

Oya Kayacan dedi ki...

Hurma, İtalyanca Kaki ya da cachi, Çin orijinliymiş. Bin yıl önce Japonya'da, 1700'lerin sonuna doğru ise süs bitkisi olarak Avrupa'da yayılmış. Meyvesinden yararlanmak 1860'da, önce Fransa sonra da İtalya'da akıl edilmiş. İtalya'da dikilen ilk hurma 1871 yılında Floransa'da Boboli Bahçesi.

Ben de merak ettim Trabzon hurmasının İtalya geçmişini, mutfaklarında da çok kullanılır çünkü.

Keyifli bir tatilmiş Ekmekçi Kız.

aglea dedi ki...

ohhh yarasın canım, hem tatil hem italyan mutfağı... bence de peynir ve dondurma olsun diğer her şey olmasa da idare edebilirim:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Oya hanım, yaşayın!
Sayenizde bilgi dağarcığım genişledi.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Agleacığım,
Sağolasın! :))
Yolculuk yemeksiz olmaz, kültürü öğreneceğim diyorsam hele...
:)

elektra dedi ki...

Allaaaam allaaaam. her şey sizin olsun ben o peynirci dükkanını istiyoruuuuum:(((

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Verdim gitti, Elektraanımcım! :))
Bak orada şarap vaar, makarna vaar, zeytinyağı
vaar...
Yaa! Onlar da senin olsun. :)