Çarşamba, Aralık 08, 2010

AV MEVSİMİ

Son cümlemi baştan söyleyeyim ve siz de istemiyorsanız devamını okumayın, belki filmi etki altında kalmadan görmek isteyebilirsiniz.
Ben "Av Mevsimi"ni sevmedim!
Film boyunca "amma uzattılar lafı" ve "kestirmeden viraj aldı" duyguları arasında gidip geldim.
Bakınız, film emek verilerek, para harcanarak, oyuncular seçilerek yapılmış. Yiğidi öldür, hakkını ver! Gel gör ki, ben bu filme ısınamadım. Ne anlatmak istediğini anlayamadım.
Polisiye mi, polis filmi mi?
Deli aşk mı, delirten aşk mı?
Fakirliğin sefaleti mi, zenginliğe rağmen zavallılık mı?
Av mı, avcı mı?
CSI mı, memleket usulü dedektiflik mi?

Neyse işte!
Soruları böyle ardarda yazıp şişirebilirim de, konu o değil.
Ben diyorum ki, "Gönül Yarası"ndan sonra yine öyle saran bir film beklerdim Yavuz Turgul'dan. Olamamış, bence.
Bana sorarsanız, olan tek sahne, Kazım Koyuncu'nun "Hayde" türküsünün söylendiği sahne.



Yahu, bir de Cem Yılmaz her seferinde komedi oynayacak diye bir kural mı var? Zira, halkımız Cem Yılmaz'ın göründüğü bir çok sahnede başkası oynasa gülmeyeceği durumlara güldü. Buna koşullanmışlık mı diyoruz?
Oyunculuk demişken, Şener Şen'i mütekaid evkaf memuru tavrıyla oynatıp, cinayet masasının "avcı" lakaplı en akıllı polisinin "o" olduğuna inanmamızı beklerken, yönetmen ne düşündü merak ediyorum doğrusu.

Unutmadan söyleyeyim, bence filmin en başarılı ve polisiye olmaya en yakın tarafı Uğur İçbak'ın atmosfer yaratan görüntüleriydi.

Budur efendim maruzatım, hürmetler hepinize.

.

6 yorum:

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Alem filmi beğenirken, böyle çıkıntılık yapmak ters sanki! :))

Neyse ki, işin erbabından destek geldi bugün, buyrunuz:
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1031925&Yazar=FATİH%20ÖZGÜVEN&Date=09.12.2010&CategoryID=41

Nehir İda dedi ki...

Eşim işyerinde izliyormuş hangi filmi sorsam ben izledim diyor. Yahu ne zaman kiminle :)) diyorum işyerinde diyor bende çok yoruluyor sanıyordum. Şimdi böyle yazdın ya ağzıyla kuş tutsalar olmaz artık:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Bu iletişim çağında, DVD'ye gelene kadar, internet sağolsun, tüm filmler izleniyor, hemencecik!
Yine de ben sinemada seyretmeyi hiç bir şeye değişmem. Perdenin büyüsü var! :))

Nehir İda dedi ki...

O kadar çok oldu ki sinemeya gitmeyeli. Hay allah canım çekti cidden:)

Leylak Dalı dedi ki...

Ekmekcim çok garip, Şener Şen'i avcı detektifliğe ben de oturtamadım bir türlü ve yeminle izlerken aklımdan geçen terim evkaftan mütekait memur oldu. Beyin sinyallerimiz çakışmış:)) Ki blogda da yazdım, beyazperdede tek geçerim onu. İzlenmez demiyorum, kötü demiyorum ama işte dediğin gibi beklenti yüksek gittik galiba...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ya da aynı dalga boyunda yayın yapıyoruz, Leylakcım! :))