Cuma, Aralık 17, 2010

YERİNE GEÇMEK

Ergen oğlumu ve kızımı büyütürken, destek arıyorum zaman zaman.
Her ikisinin okullarında düzenlenen veli seminerlerini kaçırmamaya çalışıyorum, destek bulacağım düşüncesiyle.
Geçen hafta okulda gittiğim grup çalışmasında, çalışmayı yöneten rehber öğretmen, bizi ayağa kaldırdı ve biraz yürütüp, oturduğumuz sandalyelerden başkasına oturmamızı istedi. Sonra da, "şimdi çocuğunuzun yerine geçin" dedi, "onun gibi davranıp, onun gibi düşünün ve bize kendinizi tanıtın" .
Düşünüp hazırlanmamız için verilen bir kaç dakikanın sonunda, hazır olanlar yavaş yavaş çocukları olup, kendilerini anlatmaya başladılar.

Ben, oğlumun yerine geçebilmek için, cidden bocaladım. Nasıl düşünüyordur, kendini anlatacakken ne hissediyordur, kendini nasıl tanıtmak ister, bu dünyadaki yerini nasıl görüyordur?
Sonra, farkettim ki, oğlumun bir şey düşünürken yaptığı gibi, parmaklarımla trampet çalmaya, tempo tutmaya başlamışım! Hah, dedim içimden işte bir ipucu yakaladım. Sık sık tekrarladığında "aman oğlum, kes şu tımbırdamayı" eleştirisiyle müdahale ettiğim davranışı bana rehber oldu. 
En azından anladım ki, ergen insanın içinde kopan fırtınalar ve kendini ifade isteği, bizim onları zapt-ı rapta almak isteklerimize rağmen ifade edilmeye muhtaç. Boşa değilmiş o tımbırtılar!  

Galiba, karşımızda olduğunu sandığımız her insanı, her ilişkinin diğer tarafını anlamanın en iyi yolu, kısa bir süreliğine bile olsa, kendimizi tam olarak onun gibi hissetmek, onun yerine geçmek.
Belki de ona karşı bakış açımızı aydınlanmış bulacağız, davranışlarımızı dönüştereceğiz.




Devianart özellikli resim buradan.

.

8 yorum:

Nehir İda dedi ki...

Biz bile yardım alıyoruz okulunuzdan ve senden:)) Teşekkür ederim bir kez daha.

hep yazarlar ya bir an kısa boyunuzla sizden en az 1 metre uzun birinin size bağırdığını düşünün. Bunu çok yapıyorum ne kadar savunmasızlar öyle düşününce. Kendimden iri birinin sesiyle cüssesiyle ezdiğini düşünmek ürkütücü. yapmıyorum hiç :)

Gamlı Baykuş dedi ki...

Bu yazıdan çıkacak anafikir; "kocanıza kızıp, söylenmeyin birazda onun sandalyesine oturun" mudur acaba?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Doğru bilgi yaygınlaştırılırsa işe yarar düşüncesindeyim.
Özellikle de yaygın bilgi kirliliği bulunan bu devirde...
Ne iyi doğru olanı hissedip, anlayıp, uygulamak. :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Komşucuğum,
Bu da denenebilir, neden olmasın?:)
Bir şans vermek büyüklüktür. Şans, malum, sonsuz sayıda değildir! ;)

Red Riding Hood dedi ki...

Yine muhteşem bir blog ! Beste'nin bloğunda görüp geliyorum, iyki gelip ziyaret etmişim yine buraları:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aman efendim, öyle bir iltifatla açmışsınmız kapıyı, ne hoş! Hoşgeldiniz, yine beklerim sevgili burçdaşım!
:))

NzN dedi ki...

ne kadar güzel bir yöntem!!
bunu yapan bir devlet okulu değildir herhalde diye düşündüm.
çok hoşuma gitti ama bu uygulama :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

NzN hoşgeldiniz!:)
Vee, bingo!
Hayır, bir devlet okulu değil, keşke olsaydı.
Keşke, bütün okullar değilse bile yarısı hadi dörtte biri veliyle işbirliği yapsa, sadece çocukları hizaya sokmakla uğraşmayıp, analar babalarla da eğitimi ortak yürütse.
Kimbilir belki bir gün... :)