Cuma, Aralık 10, 2010

ZAMANIN EFENDİSİ VAR MIDIR?

Bir kitap arıyordum, Cadde-i Kebir'de kitapçı dolaşıyordum.
Jacqueline de Bourgoing'in "Takvim, Zamanın Efendisi midir?" başlıklı cep kitabını görünce, "yine aklımda dolanan meselenin kitabı karşıma çıktı" deyip, kitabı aldım.
Aklımda dolanan konu zaman! Bu meşguliyet esas olarak, yeni bir yaş dilimi dönümüne girişime ramak kalışından ve yeni yılın eli kulağında oluşundan kaynaklanıyor.
Eski Romalılar "tempus fugit" derlermiş: Zaman uçar!
Hem de nasıl uçup uçup, gidiveriyor parmaklarınızın arasından.
Haa, dursa ne olacak diyeceksiniz? Muhtemelen felaket olurdu!
Canınızın sıkıldığı, kederlendiğiniz bir anda zamanın ne kadar yavaş aktığını düşünürseniz, zamanın durmuş olmasının ne ağır bir yük olacağını hissedersiniz.


Şu yazdıklarıma bakarsanız, zamanın izafi oluşu ortada.
İyi de bu kadar hislere ve yaşanan duruma göre değişen bir olguyu ille de ölçmek neden? Muhtemelen insanın kendisini bulunduğu noktaya göre tanımlamak istemesiyle ilgili bu arzu.
İnsanın insan olduğu zamandan beri içinde olduğu bir durum hakkında felsefe yaparak naif oluyorum, farkındayım. N'apalım, bu sıralar gerçeğim bu işte!


Amatör felsefeciliği bir tarafa bırakırsak, kitaptan çok hoş bilgiler edindim.
İnsan var olduğundan beri, zamanı ölçmek peşinde. Bunu kadim zamanlardan beri, dünyanın, ayın ve güneşin hareketlerine bakarak yaparken, takvimi oluşturmuş.
Felsefeci Paul Riccoeu "takvim, evrensel zamanla her bireyin yaşadığı zaman arasında bir köprü oluşturup, evrensel zamandan, yaşanılan zamandan farklı, herkesçe anlaşılabilecek, toplumsal bir zaman yaratır" demiş.


Takvimler çeşit çeşit. Nerdeyse her uygarlığın, her dinin kendine göre belirlediği bir takvim var. Sonra, gelişim içinde zamanın ölçüsü hakkında verilen radikal kararlar var.
Mesela, Fransız Devrimi sırasında bir süre, onüç sene kadar, devrim takvimi kullanılmış. Bakın burada çok hoş bilgiler var, bu konuda.




Zamanımızı şimdi de bu takvimle ölçüyor olsaydık, sonbahar ayı olan Frimaire'nin 20. gününde olacaktık.
Kaldı ki, zamanı bu şekilde, en azından teorik olarak ölçebilirsiniz. Burada, bakınız.


Efendim, bugün de zamanımızın sonuna geldik, size keyifli bir gün dilerim.
Haa bu arada,  aradığım asıl kitabı henüz bulamadım, ona da sıra gelecek.
.

16 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

haklısın şu zaman konusuna çok kafam takılır benim de....ben artık zamanın olmadığına bir aldatmaca olduğuna inanıyorum......olayları algılamak algılamayı kolaylaştırmak için uydurulan bişey ama artık yanlış kullanılan....zamanın efendisi evet var:
ZAMANI KAFASINA TAKMAYAN.....

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gugukcuğum,
Hiç şüphesiz kişisel tarihlerimizdeki zaman, farklı bir ölçüyle değerlendirilmeli.
Kimi olaylar öyle peşpeşe gelip zamanı öyle uçuruyor ki, kimi kez de yerinde sayıyor sanki herşey...
Haklısın, zamanı takma kayafa, en iyisi!
:))

hafifabi dedi ki...

yanlış soru çavdar teyzem! zaman, efendidir.

şule dedi ki...

aştın kendini ekmekçim. "bugün de zamanımızın sonuna geldik"diyerek verdiğin radyo programı havasının tez zamanda gerçekleşmesini diliyorum :)

Tijen dedi ki...

Zamanla barışık insan var mıdır?
Sorusunu düşündüm, yazıklarını okuyunca...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Hafif Abicim,
Ben bu işte bir iş olduğunu sezmiştim de...
Kandırıyorlar bizi "efendiyiz" diye, değil mi?
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem ya!
Senin gönlün temizdir, bir bakarsın...
:))
Sağol canım. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Tijenciğim,
Çocuklar!
Sanırım çocuklar zamanla barışık. :))
Ya da en azından hızla büyümeyi isteyecek kadar büyümeden önce barışıklar, değil mi?
:)

zihni dedi ki...

iyi bir tüyo oldu bama bu konu. diyeceklerim vardı ve biraz detaylı olacaktı. kendi blogunda manşet olsun da kapalı yerde kalmış olmasın:)

küçük bir ip ucu:
zaman kavramı, birey ve toplum için farklı işleliğe sahip olduğu düşünülür. astronomik ve fizyolojik zaman insan yaşamında farklı algılanmalıdır. arkası yarın:)

音楽 dedi ki...

:)))
şimdi anladım bana bıraktığın yorumun nedenini..

Oya Kayacan dedi ki...

Amatör felsefecilik oynanır da ben açıkta kalır mıyım? "Yeter ki zamansız geçmesin zaman," deyip çekiliyorum.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Zihni Bey,
Kişisel zamanımızın ve kamusal zamanın belirleyicileri, ölçümü, sonuçları... Evet hepsi çok farklı!
Yazınızı bekliyorum.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Müziciğim,
Ev-vet! Öyle işte.:))
Neydi o dizifilmin adı? Öyle bir zaman geçer ki!...
Aynen!
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Oya Hanım,
Hem de öyle güzel felsefelendirmişsiniz ki!...
:))

Nehir İda dedi ki...

Bu kadar zaman girmezdi araya nerelerdesin:) Herşey yolunda mı zamansızlık mı?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Buralardayım Ebrucuğum,
Dolanıyorum öylesine işte!
:)