Pazartesi, Ocak 03, 2011

"İLİŞKİLERDE ON EMİR"

Kaç zaman önce bizim mail grubuna gelmiş bir metin vardı; kadın erkek arasındaki ilişkiyi yürütmenin yolları üzerine. Geçenlerde "şu eski mailleri temizleyeyim" faaliyetine giriştiğimde tekrar okudum. Kim yazmışsa eline sağlık, gayet akılı ve tutarlı sözler dizisi.
Okuyun isterseniz. Okumak iş değil de uygulama derseniz, işte onu bilemeyeceğim; yazılanları gerçekleştirmek biraz, hatta birazdan daha fazla gayret ve iyiniyet gerektiriyor. 




***************************************************

İLİŞKİLERDE ON EMIR


Aklı dışarıda bırakan hiçbir insan ilişkisi türü yoktur. Hiçbir ilişki türü de sırf akil üzerine kurulmuş değildir.
İlişki, dünyanın en zor isidir; ancak "oluruna" bırakılabilir. İşte "bu isin oluru" için 10 emir:

1. Kabulleneceksin!


İki şeyi kabulleneceksin.
Birincisi "Aramızda iktidar problemi olmasın sekerim" gibi girişimler tamamen hayalcidir; kabul edeceksin. İktidar ilişkileriyle sarmalanmış bir dünyada iktidardan, güçten büsbütün arınmış bir ilişki mümkün değildir.
Kendi gücünü karşındakinin burnuna sokmayacaksın ve var olan güç dengesinin kalıcı olmayacağını bilerek içini ferah tutacaksın.

İkincisi, bir insanin bir başkasını hep ayni şiddette sevmesi mümkün değildir, bunu da kabul edeceksin. Sevginin azalmasını da çoğalmasını da kalıcı olarak düşünmeyip soğukkanlı olacaksın.
Az sevdiğini hissettiğinde daha çok sevmeye, çok sevdiğini hissettiğinde korkup az sevmeye çabalamayacaksın.
Her ikisi de seni lüzumsuz yere yorar.

2. İzin vereceksin!


Karşındakinin kendisi olmasına izin vereceksin; en sana uymayan yanlarını bile budamaya kalkmayacaksın.
Bu çabanın sonucu başarılı olsa da onu daha az seveceksin, olmasa da, unutma. Sen de uyum sağlamak için kendini eksilten bir çabaya girişmeyeceksin. Bu hiçbir zaman sandığın kadar iyi olmaz; her zaman sandığından kötü olur.

3. Belden aşağı vurmayacaksın!


Hiçbir kavgada, asla belden aşağı vurmayacaksın.
Onun kişiliğini yıkacak şeyler söylemeyeceksin; onun zaaflarını kavgada koz olarak kullanmayacaksın. Sevdiğin insanla "yenmek" için kavga etmeyeceksin.
Bir insan kendisini aşağılayan bir ilişkiye uzun süre katlanmaz; katlansa bile sen böyle bir şeye katlanan birine katlanamazsın. O yüzden "yenmeye/yenilmeye" hiç başlama!

4. İki kişilik evren kuracaksın!


Kanepede uzanıp yaptığınız dedikodularla, komik küçük sohbetlerle sadece ikinizin anlayacağı bir dil ve bu dilin etrafında iki kişilik bir evren kuracaksın. Orası ilişkinin ılık kucağıdır, zedeleme. Oraya ihtimamla tatlı dedikodular ve pamuk sekeri gibi hallerini taşıyacaksın. Dünya isleri zaten ağır; sen hafifleteceksin!
Sakin yanılıp da üçüncü kişilerden oluşan bir mahkemede ilişkinizi analiz etmeye kalkma. Bu, o iki kişilik evreni tuz buz eder. Yeniden inşası imkansıza yakındır.

5. Onun tarafını tutacaksın!


Ne olursa olsun üçüncü kişilerin yanında ve üçüncü kişilere karşı onu tutacaksın!
Hiç "objektif" gibi görünmeyebilir bu sana ama zaten ilişki sübjektiftir, unutma!


6.Yıkılmayacaksın!


En ölümcül haller dışında hiçbir üzüntünde onun üzerine yıkılmayacaksın. O senin doktorun, psikologun değil, sevgilin.
Kendi derdini mümkünse kendin halledeceksin. Onu asla "Bana ne kadar katlanabiliyor" ile test etmeyeceksin. Çünkü sen de bu testten geçemeyebilirsin.

7."Nitelikli" emek harcayacaksın!


"Sevgi emektir" cümlesi eksiktir. "Beni sev, birbirimizi çok sevelim" cinsinden niteliksiz bir emek sadece yapış yapış bir debelenmedir.
O emeğin içine zeka katacaksın. İlişkinin ihtiyaçlarını hassas bir görü ile saptamaya gayret edeceksin.
Örneğin onun yalnız kalmaya ihtiyacı varsa tepesine binip sevgi performansları yapmayacaksın.


8. Öğreneceksin!


"Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur" cinsi bir ilişki tıkanmaya mahkumdur; birlikte yeni şeyler görmeye, öğrenmeye, yeni maceralar yaşamaya bakacaksın.
Gebeşlik etmeyeceksin, ilişkinin enerjiye ihtiyacı varsa, kendini akışa bırakmayacaksın.


9. Antrenman yapacaksın!


Birbirinize çok yapışıp kaldığınız anlarda derhal ufak çaplı tek başına yasama antrenmanları yapacaksın. Ona da yaptıracaksın!
Bu ilişkiye yeni enerji girişini sağlayacağı gibi seni kaybetme korkusundan uzak tutar.
Sen kim olduğunu unutmamak zorundasın.


10. Dikkat edeceksin!


En önemli emir: En önemli şey ilişkiniz değil, sakin öyle zannetme.
En önemli şey, o ve sensin; ayrı ayrı.
İkiniz de birer insansınız; bu, sınırsız olanak ve ihtimal demek. !


Onu iste bu kadar seveceksin.

******************************************



Ne dersiniz?
Haklı mı?
Ya da nerelere evet, nerelere hayır diyorsunuz?
Bir de siz deyin bakalım!
.

17 yorum:

Hayatın Süs Payı dedi ki...

Emir demiri keser:) :) Fotoya bayıldım..:)

Epicurious dedi ki...

Sevgili Ekmekçi Kız,

Bu sabah duyduğum iki ayrılık hikayesinden sonra ben de kadın-erkek ilişkileri üzerine bir yazı yazmayı planlamıştım ki, bakalım bugün kimler ne yazmış bir göz atayım deyince senin bu yazınla karşılaştım. Ben 10 emiri beğendim. Her zaman karşımıza çıkan şeylerin bir özeti olmuş gerçekten de. Akşama ben de günümüz ilişkilerinde ayrılık bahanesi olarak sıralanan sebepler üzerine bir yazı yazmayı planladım. Bakalım neler çıkarabileceğim.

Güzel bir hafta olsun hepimiz için.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Arseliceciğim,
Sen emirleri onbire çıkarmışsın.
Çok hoş! :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Meraklı Kediciğim,
Haklısın, liste esas itibarıyla düzgün; karşıdakine saygı duyarak davranışlarını ona göre belirlemek esasıyla yapılmış.
Ayrılık hikayeleri, insan bir tarafın yanında yer alsa bile, genel olarak üzücü oluyor.

Bekliyorum sen ne yazacaksın?
:)

Epicurious dedi ki...

Akşama kadar sabredemedim yazdım bile, ama senin yazını okuyunca önden benim yazımında formatı seninkine uydu :) Bir nevi kopya çektim senden. Umarım hoş görürsün.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Estağfurullah! Ne demek kopya çekmek!? Çok iyi yapmışsın. :)) Üstelik arkadaşların dolayısıyla son günlerde bu konuda çokca fikir jimnastiği yapmış olduğun için, karşılaştırma ve irdele başarılı olmuş.
:)
Merak eden için buraya yazının linkini vereyim:
http://karmahaskickedmyass.wordpress.com/2011/01/03/kadinerkekayrilikbahane/

Epicurious dedi ki...

Teşekkür ederim güzel sözler için :) İlham perim oldun bugün :)

guguk kuşu dedi ki...

ben bütün paramı 3. maddeye yatırıyorum

şule dedi ki...

ben paramı 3,7 ve 10'a paylaştırıyorum :)

Bir Kadın dedi ki...

Sevgili Ekmekçi Kız'anım,

Ben de fikrimi söyleyip kaçabilir miyim? Azıcık uzun olacak ama...

1.Evet, kabullenmeden olmuyor o. Karşılıklı iyi niyetin esas alındığı ilişkilerde zevkli bir hale gelebiliyor ipleri diğerinin eline bırakmak. Ama o ip uygun olduğu sanılan her ele bırakılacak cinstense o zaman arızanın tillahı oluyor işte.

2.Ya evet. Değiştirmeye çalışmak ne kadar yorucuysa olmadığın gibi biri davranmak da o denli yorucu. İkisi de aynı yola çıkıyor üstelik: hezimet!

3.Oy oy... Bu benim dilime pelesenk olmuş bir cümle kalıbıdır. Bu davranışı sergileyen en yavan, basit, derinliksiz düşüncenin insanıdır. Hele bunun bir de zor zamanlarında seni dinleyip ilk sıkıştığı anda o anlattıklarınla seni vuran versiyonu vardır ki evlerden uzak! O insandan bir daha hayır gelmeyeceğine inanırım ben.

4.Oturup ağlayasım geldi. Bu manifestoyu ben yazdım da unuttum mu acep?

5.Bakın yine oldu, ayıp ama, kopyalarken adımı kullansaydınız bari. :)

6.Hayat devam ediyor, mıymıntılığın alemi yok, doğru. Kimse kimseyi çekmek zorunda da değil. Ama destek olmadıktan sonra birlikte olmanın anlamı nedir, bilemiyorum. Sürekli depresif ve sorunlu modda hayat geçmez evet ama bazen de kendi derdini kendi halletmekten yorulan insanların sığınağıdır belki ilişki.

7.Değil mi ya?.. Karşındakinin derdi ne, dinleyip anlayıp onun ruhu duymadan halledeceksin bazı şeyleri. Ufak tefek detaylara takılacaksın, o takılıyor diye, o mutlu olur belki diye. "Seni seviyorum" yapış yapışlığından kurtulup pratikte çaba harcayacaksın. Bu bol bol sarfedilen sevgi sözcüklerini aç komşusunun yanında ballandıra ballandıra anlatılan dana bonfilenin haline benzetiyorum. Yemek var mı? Yok. Ama hayali var ya, niye yetmiyor?

8.Gebeşlik etmek... :) Değil mi? Ot muyuz biz, durduk yere bitelim! Onun için bile güneş doğuyor, yağmur yağıyor, tonla doğa olatı cereyan ediyor, pısırık ot bile ancak ondan sonra başını aşırıp da bakıyor topraktan yukarı. İki farklı dünyanın insanlarının bir araya çabasız, yorgunluk olmadan gelmesi mümkün müdür bu durumda?

9.Yalnız kalmak konusuna manyakça düşkün olduğum için bu konuda yorumda bulunmak dahi istemiyorum. Mıç mıç ilişki de nesi!

10.Evet. İlişki tesis edildi ve orada duruyor. Yok efendim, durmuyor işte. Akışkan o, zamanla akıyor, olaylarla şekilleniyor, senin sesinin tınısından etkilenip açmaya ya da solmaya karar veriyor. İlişki kendi başına varolan bir organizma değil ki, iki ayrı birimden oluşuyor. O birimlerin de geniiiiş arka bahçeleri var üstelik. Her veriyi değerlendirmek gerekiyor, neyin niye yapıldığını anlamak, her şeyi o bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Yoksa aksaya aksaya giden ilişki ilk çukurda sendeleyip düşüyor. Sıyrıklarla atlatmak dururken de oracıkta ölüveriyor.

音楽 dedi ki...

hepsine katılıyorum. ama şu 5. madde düşündürtüyor beni. "üçüncü kişilerin yanında her konuda onun tarafını tutacaksın". gönül öyle olsun ister ama bilemiyorum, henüz düşünüyorum :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gugukcuğum,
İlişkiyi güç savaşı haline getirmeye kalkan, sonuçta bundan en çok zarar görecek olandır.
Dolayısıyla, haklısın 3 numara kazanır!
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Böylece şansını artırdın mı, amorti vurusa azalttın mı bilemedimse de, diyeym ki, seçimlerin bana yakın.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Kadınlardan bir kadın!
Diyorsun ya, manifetoyu ben yazdım da unuttum sanki, evet okurken insana öyle geliyor. Zaman zaman yazıp unuttuğumuz, zaman zaman yaşayıp da unuttuğumuz bir şey gibi...
Sonra birden karşına birisi çıkıyor ve bütün yazdıklarını, okuduklarını, yaşadıklarını alaşağı edip, sil baştan başlıyorsun.
Galiba!
:)))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Müziciğim,
Bu müttefik olmak duygusunu verebiliyorsa bir(isi) ilişki sana,
öbür koşullar zaten oluşmuş demek değil midir?
:))

Meyra dedi ki...

merhaba..
blogunuzu yeni keşfettim ve çok beğendim okudukça..bu yazı süper olmuş:) 1-2 ve 3 yüzdeyüz olması gereken hakikatli emirler..
sevgiler

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Meyra hoşgeldiniz! :)
Ankara'da yaşayan bir kaptan olmak çok ilginç olmalı. :))
Ziyaretinize geleceğim.