Çarşamba, Ocak 05, 2011

KARA KUĞU


Kuğu zarafetin, süzülmenin sembolü bir canlıdır. Canlı dedim ilk ağızda, kuş diyemedim. Uçarken bilmeyiz onu, suyun üstünde süzülüşünü  görmüşüzdür.
Kuğu beyazdır, o süzülüş saflıkla da birleşir, güzelliği tanımlar.
Kuğu ilginç bir canlı; yumurtadan çıktığında çirkindir, sonra güzelleşir. Sonra sadece beyaz olmaz, ender olsa da tüm o tanımlara aykırı olarak, siyah kuğu vardır.


Ünlü besteci Çaykovski'nin müziğini yazdığı, klasik bale repertuvarının doruk eserlerinden  "Kuğu Gölü" konusunu, beyaz kuğuya dönüştürülmüş bir prensesin insan olmak için yaşadıklarından alır.
Büyücü, aşık olunan prens, zarif kuğu prenses ve bir siyah kuğu balenin karakterleri.
Aslına bakarsanız, beyaz kuğu prenses değil de, tutkunun, hırsın, aşkın belirlediği karakteriyle siyah kuğu bale librettosunun baş karakterdir.
"Kuğu Gölü"nü Bükreş Balesinin yorumuyla İstanbul Festivali'nde seyretmiştim, çok zaman önce; harikaydı. Siyah kuğunun prensi baştan çıkardığı sahnedeki dansı olağanüstü etkileyiciydi.
  



Şimdilerde, bir başka Kara Kuğu yakıp yıkıyor sanat dünyasını.
Venedik Film Festivali'nin açılış filmi Black Swan'daki rolüyle Natalie Portman olağanüstü bir performans sergiliyor.
Yönetmen Darren Aronofsky, "kişilik yırtılması" konusunu, Kuğu Gölü'nde oynayacak baş balerinin seçilişi üzerinden anlatıyor. Sonuç; etkileyici daha ötesi çarpıcı bir film ve oyun!

Şuradan Kara Kuğu'yu biraz görebilirsiniz, tıklayın.

Tam da, "şöyle iyi bir film seyretsem, ne zamandır hasret kaldım" derken, önüme çıkıveren bir armağan gibi oldu.
Bulduğunuz fırsatta izlemenizi öneririm.


.

2 yorum:

音楽 dedi ki...

ben de çok sevdim filmi. kişilik yırtılması yazmışsın, filmi en iyi özetleyen tarif bu herhalde. bir de natalie portman'a hayran kaldım. kişiliğindeki o mükemmeliyetçi rahatsızlığı o kadar güzel aksettiriyordu ki, izlerken hep tedirgin, hep rahatsızdım. özellikle kendine zarar verdiği bölümlerde. hiç beklemiyordum bu kadar güzel bir film olsun.
bu arada siyah kuğu ile başlamışsın yazına, emirgan korusunda vardır siyah kuğularımız, beyazlarla birlikte mutlu mesut yaşarlar, hiç bunlar gibi hırsla tutkuyla kavgayla işleri olmaz :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Müziciğim,
Ben de doğrusu hiç beklemiyordum bu kadar güzel bir filmi, özellikle de yönetmenin bir önceki filmi Fountain'den sonra. Gerçi Fountain'ı beğenen de çoktu ya!...

Siyah kuğu bir alegori olmalı, balede de, filmde de. Belki, filmdeki ikisinin aynı dansçı tarafından sergilenmesi fikri ve bunun yarattığı zıtlık, özellikle tercih edilmiş bir tema olmalı.
Yoksa, benim siyah -ya da kara :)- kuğularla alıp veremediğim yok!
:))