Salı, Ocak 11, 2011

...karanlıkta bir kibrit çakmasına bakarmış...

telefon etti annem, "b. abi ölmüş, kalbi tekrar durmuş" dedi.
b. abi, annemin teyzesi kızının kocasıydı. iki gün önce kalbi durmuş, hastanede çalıştırmışlardı.
"cenaze ikindide kalkacakmış, nasıl gideriz?" deniz otobüsüyle götürürüm seni anneciğim.
"işinden de geri kalacaksın..." ben bir iki saat oturur dönerim, camiye gelemem de...


telefonu kapatınca hatırladım: bundan bir hafta öncesi, sevgili arkadaşımın annesi öldüğünde cenaze törenine giderken o yollardan geçmiş ve aklımdan geçirmiştim "buraya kadar gelmişken bizim eski evi, mahalleyi de görseydim."
daha o zaman b. amcanın ne hastalığı vardı, ne ölüm haberi gelmişti! tesadüfe bakın ki, annemle gideceğimiz ölü evi bizim eski mahallede, dahası eski apartmandaydı.


deniz otobüsünde bakırköy'e geçerken düşünüyordum, "annem taşındıktan sonra o eve hiç gitmiş miydim?" hayır, hiç!
ondokuz yıl mı olmuş ne? off, ne çok!
yolu bulabilir miyim acaba? dikilitaş'tı semtin adı değil mi? benzinci vardı caddede, çıkmazdaki bahçeden geçip yan sokağa çıkardık.


mezarlığın yanından meydana dönünce, değişiklikleri şöyle bir gördüm. sonra caddeye çıktık, yeni yapılmış bir büyük binanın yanında çocukluk arkadaşımın evine giden sokak gözüme çarptı. ileride solda büyükçe bir alış veriş merkezi yapılmış. aa, çamlık'taki eski konak olduğu gibi duruyor! sevinmeli mi?
bu caddeden bin defa geçmişimdir, on sene oturduk, az değil.
işte benzinci, işte bizim sokağa dönmeden önceki köşe, işte bizim sokak!
"çıkmaz burası" diyor taksi şöförü.
"evet evet, çıkmazın sonundaki apartmanın önünde ineceğiz, biz."


bahçe duvarı yenilenmiş.
merdivenler dar açılı, tırmanması zor artık annem için.


evde üzüntülü sarılmalar, başsağlığı dilekleri...
aynı evde babamın ölüm haberini aldığımız gün geliyor aklıma. içim buruk.
pencereden dışarı bakıyorum; üniversitedeki günlere dönüyorum aniden, ders çalışmaktan bunalıp, pencereden çıkmaz sokağı seyreden kendimi görüyorum.


hâlâ orada oturan eski komşulardan başsağlığına gelenlerden birisi annemi tanımakta zorlanıyor "kilo almışsınız biraz, çok zayıftınız", başka birisini annem neden sonra tanıyor "siz gelin gelmiştiniz değil mi? yavrum yaşlandık, hatırlamak zaman alıyor".


işe dönmem lazım, kalkıyorum.
"nasıl gideceksin, yavrum?" bulurum yolu annecim, merak etme.
durak eski yerinde, taksim otobüsü geliyor, biniyorum. güzergâh aynı, yol boyu çok şey değişmiş çevrede, bir kaç temel bina dışında nerdeyse herşey farklı artık.


unuttuğum sandığım her şey önümde yeniden. her şey!
demek, karanlıkta bir kibrit çakmasına bakarmış zihnin aydınlanması, onca anının geri gelmesi.
kim bilir, belki de hiç gitmemişlerdi, orada bekliyorlardı hep.


.

16 yorum:

Adsız dedi ki...

yazıyı okuyunca yutkunmuşum... Güzel olsun anılarınız hep... arzu

Leylak Dalı dedi ki...

Bence de bekliyordı Ekmekcim; bir kıvılcıma bakıyorlar su yüzüne çıkmak için. Bazen bir koku, bir sözcük, bir mimik alıp götürüveriyor yıllar öncesine. İyi ki de öyle oluyor.
Başınız sağolsun, kalanların ömrü uzun ve sağlıklı olsun...

Bir Porsiyon Öykü dedi ki...

Başınız sagolsun oncelikle. Dogup buyuyup kokup uzaklaştigimiz mahallelerden ayrilmanin ne demek oldugunu ben de cok iyi bilirim. Karanliga kibrit cakmak, evet tam anlamiyla budur aslinda...
Allah annenize uzun omurler versin.

Hayatın Süs Payı dedi ki...

Başınız sağolsun..

Nehir İda dedi ki...

Başınız sağolsun öncelikle ekmekçim.
Bazen bir resim, müzik tetikleyiveriyor. Unutkanız diyerek geçiyoruz aslında hiç bir şeyi unutmadan biriktire biriktire yaşıyoruz.
Yazın da kibrit gibi oldu biliyormusun.

Meyra dedi ki...

insan yaşadığı yeri, havayı anıları unutamıyor işte zamanın gücü buna yetmiyor..başınız sağolsun.
bu arada bende bir ödülün var kabul edersen sevnirim:)

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Hafıza binlerce odalı bir depo gibi. İş ki bir anahtar gelsin açsın kapılardan birini tüm anılar üstünüze dökülüyor. Dilerim hep güzel anılar dökülsün üzerimize.

şule dedi ki...

hiç ummadığımız bir zamanda hiç ummadığımız anılar geliyor aklımıza. iyi ki de geliyor.yaşamın güzelliği biraz da anılara bağlı değil mi zaten?
başınız sağolsun canım

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Arzucum,
Anılar güzel olsun evet, bir de bizde bıraktıkları da güzel olsun.
Geçmişin örtüsünü kaldırınca bazen, aniden ters-düz oluveriyoruz. :(

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Doğru demişsin ses, koku, sözcük, herhangibir ayrıntı geçmişe yolculuğu başlatabiliyor. Unutuldu sanılanları yüzeye çıkartabiliyor.
Sağol iyi dileklerine.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Bir Porsiyon Öykü,
Hoşgeldiniz!:)
Bir süre yaşadığımız yerlerden sık sık ayrılmıştık geçmişte, memur çocukluğunun cilvesi bu insana. Çok uzun zamandır yer değiştirmemenin sonucu belki de anıların silikleşmesi...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Arseliceciğim,
Sağolasın. :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Sağol canım.:)
Umarım kibrit alevinin sende aydınlattıkları üzücü değildir.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Meyracığım,
Ödülü gördüm, kabul etmez miyim, nezaketin ve ince düşüncen için çok teşekkür ederim. :))
Başsağlığı dileği için ayrıca teşekkür ederim.:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Kediciğim,
Bin odalı depo mu, bin odalı hazine mi? Bilinmez!
Anahtarın açtığı kapıdan gördüklerimiz hoşumuza giderse hazine gibi, beğenmezsek onları tozlu bir depo.
Öyle işte!

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şuleciğim,
Sağol canım.:)
Yaşamın tümüne, elde kalana "güzel" demek, kimi kez geçmişteki hoşa gitmeyen anılar sayesinde de olabiliyor. İronik! :)