Çarşamba, Ocak 19, 2011

"Keşke bir sipahi gelse “Bu hikâyenin sonu böyle bitemez!” dese."

Bu halk, Hrant o kaldırıma düştüğünde, hiçbir evladına ağlamadığı kadar ağlamışsa iki sebebi vardır.
Birincisi, kanlı zalimler hep atlı, devletliyken, o attan düşmüş, yoksul ve yaya kalmıştır. İspatı da altı delik ayakkabısıdır.
İkincisi, bizim İsfahan zalimleri gibi davranmamız sonucunda kavuşamayacağını, kavuşturulmayacağını bile bile, bir Kerem yüreği ile ‘su çatlağını bulana kadar’ sevmeye devam etmiştir.*

Radikal değiştiğinden beri, bir türlü ısınamadım yeni haline. Biçimine değil de, yeni haline...
Nerdeyse tek iyi değişiklik Süreyya Sırrı Önder'in Radikal'de yazmaya başlaması oldu.
Çok güzel yazılar yazıyor, kimi kez gülmekten iki büklüm ediyor, bazen arpacı kumrusu gibi düşündürüyor. Bu defa okuyunca offf ve oyyy dedim.
Hem Hırant Dink'e, hem S. S. Önder'in anlattıklarına...

*İlk paragrafa tıklarsanız, yazının tümünü okuyabilirsiniz..

8 yorum:

elektra dedi ki...

Çok güzel yazmış, hani ne yazdığını, yazdığının içindeki gerçeğin acılığını bile anlamıyor insan yazının güzelliğinden. kerem öldürmeyen aşıklardan olmak bu ülkede çok zor. bizim hikayelerde keremler hep ölüyor, hep ölüyor.

Gamlı Baykuş dedi ki...

O sipahi hiç gelmeyecek ve bu hikayenin/hikayelerin sonu hiç iyi bitmeyecek ne yazık ki!

Tijen dedi ki...

Çok etkileyici gerçekten. Çok acı bir ölümdü Hrant Dink'in ölümü, düşününce hala içim cız eder. Ve haklısın, Radikal'in yeni haline ben de ısınamadım...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Elektracım,
"Umut fakirin ekmeği, ye Memmet ye!" derler ya, işte, bizimkisi de o hesap!
Bekliyoruz...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gamlı komşum,
Şimdiye kadarki hikayeler hep öyle oldu, belki bu defa bir masal gerçek olur!?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Tijenciğim,
Bir oturmamışlık hatta bir samiyetsizlik var gazetenin duruşunda, sevmediğim o!

Nehir İda dedi ki...

Dediğin gibi bekliyoruz başka kayıplar vermeden olur umarım.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ne fena değil mi Ebrucuğum,
bir yandan hepimiz de umutsuzuz!
:((