Pazar, Şubat 20, 2011

AHH, SIĞIRCIKLAR!

Bir arkadaşım söyledi, bu sene İstanbul'un kışı menapozlu kadına benzemiş.
Bir iki gün buz olup donduruyor, ardından birden ateş basar gibi bunaltıyor, derken yelpazelenir halde esiyormuş.
Valla doğru!


Sürekli git gel ısınan soğuyan "menapozlu kadın" halli hava sonucunda, her ailede en az bir-iki kişi hasta...


Havanın etkisiyle dengesi bozulanlar  sadece insanlar değil ki, sığırcıklar da bu sene hava durumunun gazabına uğramışlar. Avrupa'da Ekim ayında hiç beklenmeyen çok düşük ısıda bir kış başlangıcı olunca, sığırcıklar, daha sıcak güneye bizim buralara gelmiş.


İşte, bu kış akşamüstü günbatımından önce, Beşiktaş'ta Taksim'de insanların kafalarını havaya dikip seyrettikleri o dans gösterilerinin oyuncuları işte bu kaçak sığırcıklar...


Bu sığırcık göçü fotoğrafı  -ki, danslarına göçerken de devam ediyorlar, görüyorsunuz- 2006'da Dünya Basın Fotoğrafı Ödülü almış.

Sığırcık öyle minik bu kuş ki, avucunuza sığar. Serçeden bile küçüktür, çünkü ondan daha zayıftır.
Burada birazcık bilgi var, daha çoğu ise şurada.

İşte size bir de dinlenme halinde bir dansçı!



Sığrcıklarla ve danslarıyla hiç ilgisi yok, fakat şu sözü buraya yazasım var:

"Karşımıza çıkan her türlü sorumluluğu sessizce kabul edivermek, kendimize karşı en büyük sorumsuzluktur."
John Cage

Benim bu sözün anlamını tekrar tekrar düşünmem ve asıl önemlisi uygulamam gerekiyor.
.

16 yorum:

Nehir İda dedi ki...

Ekmekçim alta eklediğin söze takılıp kaldım. Bir süredir sayfandayım:) Kadınlar anne olan diğer kadınlarca bunun için yetiştiriliyor sanki değil mi?
Sığırcık ne kadar güzel bir kuşmuş. Bugün kuşlu bir gün olmuş ben de güvercini okudum:)

guguk kuşu dedi ki...

değişen ekoloji ve doğanın durumu elbette ürkütücü ama iyiki de sığırcıkların kafası karışmış nasıl güzel bir görüntü o öyle, havada ebru yapmışlar sanki

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Bugün benim kuşlarımı gönüllü bir iş nedeniyle bulaştığım bazı hesaplar (yani senin dilinden anladığın rakamlar) uçurup kaçırdı. Öff! Bunaldım. :(

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Gugukcuğum,
Evet ya, keşke soğuk nedeniyle aç kalmıyor olsalar da hep gelseler!
Bir de öyle bir aksilik başlarındaymış; soğuktan kaçmışlar ama, açlıktan ölüyorlarmış. :(

nalan dedi ki...

çok darbeli söz ama ne zor uygulaması.
yok mümkünü yok :)

Nehir İda dedi ki...

Ah canım. Hatta idolüm senin canın sıkılınca nedeni sormaksızın üzülüyor bunalıyorum. Dilerim çabuk geçer.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Nalancığım,
Şimdi ben bu yaşa geldikten sonra, ancak böyle bir olasılığın (sorumluluğu ille de üstlenmek şart değildir!) farkına varıyorsam eğer, var sen gerisini düşün! :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
İş iş! Merak etme. :)
İşin en sıkıcısı bile insan evine kapağı atınca unutuluyor.
Neyse ki!...

Eleştirel Günlük dedi ki...

Ben de sorumsuz olmak istiyorum. Sorumlu olmaktan yoruldum.

Eleştirel Günlük dedi ki...

Kuslar nereye siginir aksam olunca?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Kuşlar akşam olunca, ağaçlara sığınırlar. Ağaç olmayan yerde elektrik ya da telgraf tellerine, direklerine.
Çok şanslı olanlar, evlerinin bahçesine kuş evi koymuş birileri varsa çevrede oralara sığınır.

Peki nasıl uyurlarmış dersiniz?
Tek ayakları üzerinde!
Daha doğrusu tek ayaklarına diğerinin ağırlığını vererek özel bir bağ dokusunun yardımıyla....

Bir blogger buldum, bizim bu minik dostların nasıl uyduğunu anlatıyor:
http://monarchbfly.com/2007/01/25/sleeping/

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Hımm, şimdi geliyoruz sorumluluğun sırtımızı eğriten ağırlığına...
Eleştirel, bence aslında sorumsuz olmak sorumlu kişilikin tersi değil.
Sorumsuz diye tanımlanan kişiler, belki de kendi benliklerine daha düşkün onları daha iyi koruyabilen kişiler, onları şuçlamak doğru değil.
Değil mi ki, bir işin sorumluluğunu üstüne alan bir kişi vardır, o zaman çevredeki pek çok kişi bunun rahatlığıyla yaşar. Sorumlu kişi ses etmedikçe, "gel kardeşim, sen dinlen biraz da biz taşıyalım" diyen olmaz.
Şu saate dek bunu öğrendim neyse ki!
Bundan sonrasında başarı denebilecek, üstümdekilerin fazlasını silkelemekte, bu başarmakta.
:)

Nehir İda dedi ki...

Ahmet Telli'nin şiiri değil miydi?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucum,
Hangi şiir o?
:)

Nehir İda dedi ki...

Eleştirel Günlük demiş ya 'kuşlar nereye sığınır akşam olunca' Genç kızlığım Ahmet Telli şiirleriyle geçti de:)

Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürperirken

Gidersen kim sular fesleğenleri
Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ah, ben ne kadar şiirden ve şairanelikten uzağım, ne yazık ki!...
:((
Çok güzel şiirmiş!
Ben de oturup bilimsel açıklama yaptım. :))