Salı, Şubat 22, 2011

SENİ UZAKTAN SEVMEK, AŞKLARIN EN GÜZELİ...

İlk gençliğimde en çok etkilendiğim kitaplardan biri  "Konuk Kız"dı.
Taşradan gelip, birbirine aşık entellektüel kadın ve erkek kahramanın arasına giren,  cahil ve küstah  genç kız karakteri ve neden olduğu olaylar, beni  deli etmişti. Meğer, romanın konusu gerçek hayattan esinlenmiş ve Simone ile Sartre arasında benzer olaylar yaşanmış, bunu çok sonra öğrenmiştim.

Romanın yazarı Fransız varoluşçu feminist felsefeci Simone de Beauvoir'ın başka bir romanını okuyana dek yıllar geçti aradan. Bu defa okuduğum roman "Mandarinler"di ve orada anlatılanın da yine özyaşamsal ögeler taşıdığını öğrenmiştim.
Yine o ilk gençlik yıllarımda arada karıştırıp anlamaya çalıştığım kitaplar arasında, dayımın evindeki kitaplıkta, Beauvoir'in feminizmin temeli sayılan üç ciltlik kitabı "İkinci Cins" de vardı.


Yakınlarda bir Pera Müzesi dönüşünde YKB Kitabevi'nde dolanırken aldığım cep kitabı "Özgürlüğü Yazmak"ı okurken tekrar  hatırladım bunları.
Kitap, bol resimle ve kısa çarpıcı anektodlarla de Beauvoir'i ve dolaylı olarak yol arkadaşı Sartre'ı anlatıyor. Sadece o değil, Amerikalı aşkı Nelson Algren, intihar eden arkadaşı Zaza, 68 hareketi, komünist harekete yakınlaşması, feminist hareketle ilişkisi, vb. birçok ana konu ustaca yapılmış bir özetle aktarılmış.

Jean Paul Sartre ile Simone de Beauvoir'in beraberliği evlilik değil, ama, içinde aşk, dostluk, yoldaşlık, fikirdaşlık olan ve tüm bu zaman içinde "sadece bir gece birbirlerine kırgın oldukları" bir yaşam arkadaşlığı...
Öyle ki, şimdi Paris Montparnasse'ta  aynı mezarda yatıyorlar!


Şimdi aynı mezarda birlikte yatmalarına rağmen, denir ki, aslında Simon de Beauvoir en büyük aşkı Nelson Algren ile yaşadı.
Beauvoir, bir Amerika gezisinde yazar Algren ile tanışıyor, kıtalararası müthiş bir aşk başlıyor. Az buluşmalarla, bol mektuplarla yürüyen ve 1947'de başlayıp 1964'te biten.
Bu öyle bir aşk ki, yüzlerce mektup ve arası seneler süren ayrılıklarla bir kaç buluşma ile yaşanıyor. Ebru'nun şu yazısında sözettiği mektuplar bunlar...

Hani, ne diyor şarkı "Seni Uzaktan Sevmek aşkların En Güzeli..."
Belki de kıtalararası ayrılık nedeniyle böyle bir aşk yaşandı, belki sadece bu mektupların yazılmasına sebep olmak için vardı, aşk!
Kimbilir?


Aşktan geriye mektuplar kaldıysa, Simone de Beauvoir'den geriye de dolu bir hayat, sadece kadınları değil tüm insanları etkileyen feminist felsefe düşüncesi ve şu sözler kaldı:

"Kadın doğulmaz, kadın olunur.”

"Evlilik geleneksel olarak kadinlara sunulmus tek gelecektir.bir çok kadin ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmistir, ya da evli olmadigi için aci çekiyordur."

"Mutlu insanların öyküsü yoktur."

.

13 yorum:

Nehir İda dedi ki...

ekmekçim dün okuduğunu öğrendiğimde almak çok istedim kitabı aslında mektuplarının tam ardından okumalı. Pazar günü çıkıp alacağım sanırım. Öyle meraktayım.

Hayatın Süs Payı dedi ki...

Gel Desen gelemem ki..

Nehir İda dedi ki...

Şimdi böyle sevilebilir mi acaba?
Var mıdır örnekleri?

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Çok rahat okunan bir kitap, işe gidip gelirken bile okuyabilirsin.

Şimdi böyle sevilebilir mi acaba diyorsun ya, bence, evet!
Örneğini bilemeyeceğim, biz bilmesek de vardır, bir yerlerde...
:)

şule dedi ki...

ekmekcim, zamanlaman muthis :) benim bu kitabi okumam sart. yarin alayim hemen.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Arselicecim,
Ne güzel bir tangodur o değil mi?
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Al bakalım Şulecim, sen asıl Ebru'nun şiir kitabını al bence!
:))

Köşenin Delisi dedi ki...

Muhteşem bir kadın. felsefe master'ına başlama sebebim.

Özgürlük Aşıkları'nı okumadıysan şiddetle tavsiye ederim. Muhteşem bir kitap.

Nehir İda dedi ki...

Şiir kitabı mı ekmekçim? Hımm dur şimdi ne kitabı hangi kitap burası neresi:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Deliciğim,
Bak bu master öyküsünü bilmiyordum, ama, bence iyi bir sebep!
:))
Tavsiyene uyacağım.
:)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucum,
Yanlış yazmışım şiir değil, mektup kitabı idi kastım, pardon! ;)
Fakat bir yandan da, Allah söyletmiş, ya da abdala malum olurmuş, diyeyim! :))

Adsız dedi ki...

ben begüm ..ben de şu sıralar mandarinleri okuyorum ve simone de beauvoir'ın üslubuna hayran kaldım..zaten yazdıklarında bir gerçeklik payı olduğunu fark ettim fakat konuyla ilgili sadece sizin bloğunuz var sanırım..tebrikler bloğunuza bayıldım

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Begüm hoşgeldiniz! :)
İltifatınıza teşekkür ederim.
Sanırım "Mandarinler"i zevkle okuyorsunuzdur.:)