Salı, Mart 29, 2011

SON GÜNLERDE...

Sansürdür, sınav telaşıdır derken yazmayı aksatır oldum.
Oysa arada tiyatroya gittim, konsere gittim, sinemaya gittim.
Şimdi bunları yazmasam, blog tutmanın ne anlamı kalacak, öyle di mi?


Filmle başlayayım; "Kaybedenler Kulübü"nü gördüm, size de öneririm görün.
Filme konu radyo programını bilmiyordum. Zamanında Kent FM'i dinledim mi, onu da bilmiyorum.
Filmdeki Kaan ve Mete gerçek birer kaybeden midir, yoksa kendi iradeleriyle kaybetmiş gibi mi yapmaktadırlar, hayatta aşkı bulursan kaybetme lüksüne sahip olmalı mısın?... Bir dolu soru işte!
Sadece bu soruları sormak ve tartışmak için bile filmi seyretmeye değer.
Şuradaki linkte filmin fragmanını ve başka bilgileri bulabilirsiniz.

Tiyatro oyununa geçelim.
İstanbul Devlet Tiyatrosu Üsküdar Tekel Sahnesinde, dışarda çok güzel bir bahar insanı kanatlandırırken, acı mı acı gerçeklerin insanı tokatladığı bir oyun gördüm: Bedensiz Kadın.
Hırvat yazar Mate Matisic yazmış oyunu. Yugoslavya'nın parçalanması sırasında yaşananların günümüze dek uzayan etkilerini anlatıyor. İç hesaplaşmalar, vicdan yaraları, unutmaya çalışanlar, iyi insanlar, kötü insanlar ve...
Görmek isterseniz, İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun linki burada.

Son olarak konseri anlatayım.
Kendilerini "eşliksiz koro,  eşlikli solistler topluluğu" olarak tanımlayan Nazım Kumpanya'nın konserine gittik, Şule'nin önayak olmasıyla.
Tamamen amatör ruhla, profesyonelce söyleyen bu koronun konserinin tadı damağımda kaldı.
Emin İgüs, Ufuk Karakoç, Burhan Şeşen, Gökhan Şeşen de konserin amatör olmayan korist ve solistleri olarak sahnedeydi.
Daha ne istenir ki?

Koroyla ilgili haberler ve bundan sonraki konserler için, tık tık.

.

6 yorum:

Ful yaprakları dedi ki...

kaybedenler kulübünü merak ediyorum.
yaiyi diyorlar ya da kötü:))
dvd'sinin çıkmasını bekliyorum!

şule dedi ki...

kaybedenler kulubune gidemedim. bu gidisle de kaciracagim. dvdsine kismet...

devlet/sehir tiyatrolarina uzun bir suredir gitmedim neden bilmiyorum. cok cekmiyor beni. tekrar eski gunlerdeki gibi bir bag kurmak iyi olacak sanırım :)

o koroda şarkı söyleyenlerden biri olmayı gerçekten çok istedim...

aslı hayvanı dedi ki...

şulem gel, haftasonu gidelim. o kadar çok lafı edildi ki merakımı uyandırmayı başardılar :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ful Yaprakları hoşgeldiniz! :)

Bence film "iyi" bir film.
Filmde hikayesi anlatılanların, seyredenlere sempatik ya da antipatik gelmesine göre filmle kurduğumuz bağ, o filme "iyi" ya da "kötü" dememize neden oluyor.
Buradaki değerlendirme farklılığı bu nedenle olabilir.

Not:
Sabah sabah amma öğreten abla ifadesi oldu bu, değil mi?
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şuleciğim,
Sen o koroya girersin bence, bi denesen?...
:))
Devlet ve şehir tiyatrosundan bir dönem uzak düştük evet, ama iyi oyunlar oynanıyor yeniden son dönemde.
Gidelim!;)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aslıcım,
Git valla!
Şule gelemese de gör bence, konuşalım sonra.
:)