Pazartesi, Mayıs 23, 2011

ERGUVANLARI BOĞAZİÇİ'NDEN SEYRETTİM

Bizim yakanın erguvanlarını gözlüyorum ya bir de boğazın erguvanları var, köprüden geçerken seyretmeye doyamadığım.
Boğziçi'nin erguvanları en güzel nereden seyredilir derseniz, boğaz boyunca giden bir şehir hatları vapurundan derim, size.

Üsküdar'dan her gün, Haliç'e ve Beykoz'a kadar gidip dönen vapurlar var.
Geldik, Üsküdar meydanına ki, bir hengame! Seçim çadırları, hoparlörlerden avaz avaz propaganda müzikleri, meydanın olağan insan kalabalığı ve trafik gürültüsüne eklenince, kaos olmuş.
Öyle ki, birlikte bu gezmeyi yapacağımız iki arkadaşımız trafike takılıp vapuru kaçırınca, biz iki kafadar bindik vapura.

Koştuk, kendimize yan açıkta manzaralı bir yer bulduk. Sonra, rüzgardan gözümüzü açamayınca, güneşli kıç tarafa iliştik ve güneşin gözümüzü kamaştırmasıyla mest olup, İstanbul'a, denizin köpüklerine baka baka derin nefeslere aldık.
Boğaziçi köprüsünün altından geçerken dilek tutttuk.


Sonra da hızla, köpük köpük denizi yararak giden vapurda, bir o kıyıya bir bu kıyıya baka baka durduk...

Geçtiğimiz boğaz köylerinin hangisi olduğunu anlamaya çalıştık.
"Keşke, bu yalıların adını bir bilen olsa da söylese bize" dedik.

En çok erguvan Kandilli yamaçlarında, bir de Rumelihisarı'nın çevresinde, Aşiyan mezarlığında sanırım. Bilmem, ya da bana öyle geldi.


Baka baka Beykoz'a geldik, bakmaktan ve hayran kalmaktan yorgun düştük. Birer çayı hakettik artık, değil mi? Hem de nasıl?


Üsküdar'a yaklaşıyoruz artık, birazdan iskelede olacağız.
Uzaktan görünenleri size de göstereyim. Sağda Galata Kulesi, önünde limana demirlemiş yolcu gemileri. Arka planda görünen cami Fatih Camii mi dersiniz?

Burada gördükleriniz, İstanbul'un mücevherleri, üstelik benim en sevdiğim açıdan; soldan sayarsak, Sultanahmet Camii, Ayasofya ve Topkapı Sarayı, önde boğaz girişinin ışıltılı suları...

"Erguvanları az gördük" mü diyorsunuz?
Haklısınız valla!
Bence de!
 .

10 yorum:

Defne Soysal dedi ki...

Bu İstanbulu kendine aşık eden erguvanları mevsimi çok az. Hemen yeşilleniyorlar. Aynı aşkın mevsimi gibi. Güzel yazı, Keyfiniz bol olsun

Baron von Plastik dedi ki...

Ekmekçi Kız, deniz kenarında olan İstabul'daki en eski ahşap konut.18.yy başı, Amcazade Hüzeyin Paşa Yalısı. Geçen yıllarda daha eli ayağı tutar durumdaydı. "Restore edeceğiz" diye vücut kimyasını bozdular epey.

neolitikhanim dedi ki...

ne güzel yapmışsınız! rehberli boğaz turu isterseniz murat belge'nin yalıları anlattığı turlar oluyor, onlara katılınabilir. http://www.tvitamini.com/bogazici-yalilar-tekne-turu/prof-dr-murat-belge-ile-bogazici-yalilar-ve-insanlar
ben gitmedim ama gidenler pek memnun kalıyor, onu biliyorum.

Leylak Dalı dedi ki...

Ay imrensem mi, kıskansam mı bilemedim ama sefan olsun diyeyim en iyisi:)) Amcazade yalısı hala mı restorasyonda, yahu ben 2006'da ilk gördüğümde başlamıştı, insaf 6 yıl oldu ne bitmez şeymiş.
Erguvanların eksilen bölümü yürüyerek Ankara'ya gelmiş galiba Ekmekçim, o kadar çok gördüm ki bu sene şaştım kaldım...

Işın dedi ki...

Rumeli hisarı ve Fenerbahçe Parkı'ndakilerin keyfini çıkardım ben de bu haftasonu. 2 tarafta da erguvanlar muhteşemdi. Sanırım bu hafta sonuna kadar tadını çıkarabiliriz. Haftaya kalmayabilirler. Ne yapalım erguvanlar gider, ortancalar, manolyalar gelir :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Defne Hanım, hoşgeldiniz! :)

Haklısınız çok, ne yazık ki o mor dalgaların ömürleri bahar boyunca bile sürmüyor; mor salkım, leylak, erguvan bir açmış, bir geçmiş oluyor.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Baron,
"Bir bilen olsa"ya cevap verdiğiniz için çok teşekkürler. Yalının adını duymuştum da, gördüğümün "taa kendisi!" oluşunun bilincinde değildim.
Bu restorasyon işi, genel olarak, tam bir mesele anladığım kadarıyla...

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Neocuğum,
Bu gezileri ben de duymuştum. Bir fırsat yaratıp, birlikte gitsek ya? Ne güzel olur! :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Leylakcığım,
Ankara'yı erguvan basması şahane olmuş! Algıda seçicilik mi sendeki yoksa, nedir? :))
Ben sana hep diyorum; gel, gezelim! ;)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Işıncığım,
Boğaza gittim ama, aklım Fenerbahçe'de ağacımda kaldı inan.
Özlüyorum onu!
:))