Cumartesi, Temmuz 09, 2011

Sizin icin hic bir fedakarliktan kacinmayan Paris muhabiriniz bildiriyor...

Kuyrukta bekledim,
kalabalikla omuz omuza koridorlar koridorlar boyunca ilerledim,
sonunda La Gioconda ile basbasa kaldim.


...dersem, kismen yalan olur. Basbasa kalinamiyor kendileriyle.
Dunyanin en buyuk muzesi Musée du Louvre'da zaten kalabaliktan uzak tek bir an ve galeri mumkun degil ki!



Su kalabalikta kolunuzu uzatacaginiz bir ara ve bir makinalik yer bulursaniz; gizemli gulumsemesiyle oracikta duran Mona Lisa'yi fotografliyorsunuz, "ben de oradaydim!" diyebilmek icin.
Butun olan bu!
Ne dunyanin en cok bilinen sanat eseriyle karsi karsiya olmanin heyecani, ne bu kucuk portrenin nasil olup bu kadar unlu oldugunun anlasilmazligi, hic bir sey onemli degil o anda.


Butun bunlardan sonra Rivoli Caddesindeki Angelina'da oturup mille-feuilles ve sicak cikolata paylasmanin keyfine doyum olmuyor.
Dediler ki,  kisin insanlar sicak cikolata icin metrelerce uzayan kuyruklarda beklemeye razi oluyorlarmis. Onu bilemem ama, o milfoy hayatimda yedigim en unutulmaz tatlilardan biri olacak, eminim.
.

4 yorum:

Pini dedi ki...

Hala paristeysen ekmekçi kiz musee d'orsay deki manet sergisini görmeden gitme

fatma sancak dedi ki...

İyi tatiller diliyorum, bize Paris’ten sık sık bildirin.
Belki bir de Paris tarifi paylaşırsınız, kim bilir :)

sevgiler…

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Oneri icin tesekkurler, sevgili Pini, kacirmiyacagim. :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sevgili Fatma,
Once tadiyorum, sonra ogrenecegim, sonra da anlatacagim.
:))