Salı, Ağustos 09, 2011

Yollarda seyredilenler: "NEFES", "BAY HİÇKİMSE" , "İNCİR REÇELİ"

Eskiden otobüs yolculukları eziyetliydi; bi kere fosur fosur sigara içilirdi, motorun her titreşimi bedeninize yansırdı, yollar dar ve bakımsızdı, yol boyu şoförün keyfine göre seçilmiş cızırdayan müzikler beyninizi ütülerdi, vs. vs.
Şimdilerde gayet konforlu otobüslerle yolculuk yapılıyor, koltuklar geniş, havalandırma iyi çalışıyor ve pek çok otobüste çok seçenekli müzik dinleme ve film seyretme imkanı var.


Bozcaada'ya gidişte, merak ettiğim ama cesaret edip seyredemediğim "Nefes"i izledim. Kafamı ekrandan kaldırdıkça pencereden görünen ayçiçeklerinin canlılığı, yaşandığını bildiğimiz olayların verdiği ağırlığa bir nebze olsun merhem olabildiği için filmi bitirebildim.
"Nefes" sinema olmanın ötesinde anlattıklarının dinlenmesi ve başka seslere de kulak verilmesi gerekliliği için çok önemli, bence.
Yıllardır o sarp coğrafyada süren "düşük yoğunluklu savaş" bu toplumda çok derin izler bıraktı. Bu izler iyice derine inmeden mutlaka anlatılmalı ki, çözüm bulmak umudu iyice gözden uzaklaşmasın.



Mr. Nobody/ Bay Hiçkimse, İstanbul Festivali'nde oynamıştı. Kült film katına yükseldiğini duymuştum, ama görememiştim.
Yönetmen  Jaco van Dormael, ölümlü insanoğlunun son örneği olan Nemo'nun ölüm döşeğindeyken hatırladıklarını anlatıyor. Fakat durun! Hatırlanan biraz uzun ve sıradan tek bir hayat değil. Alternatif hayatlar, eşler, olaylar... Her şey, tüm hayat günün birinde yapılmak zorunda kalınan tek bir seçime göre öyle değişiyor ki!
Anlaşılan, hepimizin zaman zaman kafasını kurcalayan tercihler, seçimler "ya öyle olsaydı?" soruları bizi tatmin eden bir cevap bulana dek, pek çok sanat eserine ilham verecek.
Nemo'nun anlattıkları, seyir zevki ve felsefesiyle hatırlanacak filmlerden olacak, sanırım.



İncir Reçeli, ilk fırsatta seyretmek istediğim bir filmdi. Karşıma dönüş yolunda çıkıverince çok sevindim
Bu sene Türk sinemasında anlatılan aşklar hüzünlü, mutlu sona erişemeyen aşklardı. Neden birarada olunduğunun değil de olunamadığının hikayeleri...
İncir Reçeli de onlardan biri; iyi anlatılmış, iyi oynanmış, emek verilmiş. Seyredilmeli.
.

2 yorum:

şule dedi ki...

süperiz şekerim :) 3te 3 pişti yapmışız. nefes ve incir reçelini ben de otobuste izledim. mr.nobody'yi ise evde dvd'den izledim ve acaip etkilendim. bilirsin, severim boyle paralel evrenler, seçimler meselelerini zaten :) ilk firsatta bir daha izlemeyi düşünüyorum hatta. belki birlikte bir film gecesi yaparız yine :)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Şulem,
Sanırım biz de bir çeşit "paralel evren"de yaşıyoruz sen ve ben...;)
Film gecesi yapalım, derhal!
:))