Pazar, Eylül 25, 2011

KULAK MİSAFİRLİĞİ

Sabah. Coşmuş trafik saatinin hemen sonrası.
Duraktan taksi çağırdım, gelmekte gecikti. Genç bir taksi şöförü geldi, "kusura bakmayın, durakta yeniyim, sokağı bulamadım, biraz dolaştım" diyor.
Yok ziyanı diyorum, gideceğim yeri söylüyorum, "hangi yoldan gitmeyi tercih edersiniz" diye soruyor.
Telefonla yol bilgisi alıp, tenha olan ana yolu tercih ediyoruz.


O sırada şöförün cep telefonu çalıyor, cevap verirken inşaat, proje gibi sözler ettiği kulağıma çalınıyor.
O konuşma bitince, kendisi birini arıyor ve sonrasında bir yandan araba kullanıyor, diğer yandan telefonda sabah ofise gitmiş ve günün görüşmelerini yapan biri gibi konuşuyor.
"Ben, Serdar B...h..." diyor karşısındaki kişiye.
"Proje çizeceğiz, evrak tamamlandı mı" diye soruyor.
"İnşaatçılar derneğinin toplantısına senin katılmanı rica ediyorum", diyor yardımcısına.
Nasıl yani?
İş adamı, taksi şöförü!


Konuşmalara kulak kabarttığım için utanmasam soracağım, müteahhit misiniz, taksiciliği halkın arzularını duygularını anlamak için hobi olarak mı yapıyorsunuz?
Yola bakmayı tercih ediyorum.




Akşamüstü.
İşten eve dönerken kısa bir alış veriş yapıyorum, elimde büyükçe bir paket var. Suadiye'den eve elimdeki paketle yürümek zor, taksiye biniyorum.
Şöför telefonda konuşuyor. Gideceğim yeri söylüyorum, duyuyor duymuyor emin değilim.
Yola koyulduk, konuşma devam ediyor. Hem de hararetli hararetli!
Konu başlıkları şöyle; Lübnan'lı adam, yüzbin adet Reşat altını, o kişi polis olabilir, paylaşılacak komisyonun temiz olması şart, vs. vs....
İki kez sapılacak yer geçiliyor, uyarıyorum, bir ileriden sapılıyor, sonunda evimin önüne geliyoruz, parayı verip iniyorum.
Konuşma halen devam ediyor.



İstanbul sen nasıl bir şehirsin?
Ben gibi sıradan bir şehirliye iki konuşmaya kulak misafiri oldu diye, gün içinde fantastik rüyalar gördürüyorsun!
Senin insanların para kazanmak için çalışır gibi gözükürken, beri yandan nelerle uğraşıyor böyle?


Televizyonda dizi mizi seyretmeyin arkadaşlar. Çıkın İstanbul'un caddelerinde taksiye binin, konuşmalara kulak misafiri olun, yeter.
Bakalım şansınıza neler çıkacak?


*Fotoğraftaki, Ara Güler'in İstanbul'u.
.

10 yorum:

birdelisevda dedi ki...

İş adamını daha çok merak ettim ne de olsa kaçakçılığa alıştık di mi:)

sumuklubocek dedi ki...

birinci konusmaya bravo dedim, bir koltukta brikac karpuz misali...
ikinci konusmada isi ben takside olsam tirsip inebilirdim hemen :)))
baya renkli bir yolculuk olmus ;)

Fatma Sancak dedi ki...

ben olsam merakımdam dayanamaz sorardım kesin :) toplu taşımaları çok sık kullandığımdan ve uzun yürüyüşleri sevdiğimden kulak misafirliği bir çeşit alışkanlık olmuştur bende. insanı hikaye yazmaya sevk ediyor. bir keresinde tartışan bir çiftin peşine takılıp 500 metre kadar istikamet dışı bir yol yürümüştüm. kız, "beni başka biri olmaya zorluyorsun, ben sıradan biriyim" demişti. bu söz merakımı beş yüz metre kadar sürükledi :)

Nehir İda dedi ki...

Galiba ben de sorardım meraktan:) Sizleri birkaç kategoride ayrı ayrı tebrik etmek lazım cidden iyi yaşıyorsunuz o şehirde. Güzel güzelliğine laf yok da cidden ürküyorum ben uzaktan bakınca.

MÜTEMADİYEN dedi ki...

Hahahh bizimde hafta sonları ömrümüz taksilerde geçiyor..Çok enteresan hayatlar var ..Dediğiniz gibi dizi seyretmeye falan gerek yok onları izlesek yeterli..Ama ben sizin gibi böyle bir konuşma karşısında duramazdım kesin sorardım..Çatlardım meraktan..:):)

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Bir Deli Sevda,
Sanmayın ki, işadamı dediğiniz takım kıyafetleriyle filan araba kullanıyordu! Gayet sıradan bir genç adam, spor giyimli, hani ancak üniversite öğrencisi filan dersiniz...
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Sümüklüböcekciğim,
İkincisindeki şoför, öyle babacan duruşlu, orta yaşlı filan bir adamdı. Dıştan bakınca hiç korkulacak bir hali yoktu.
Renkli yolculuk mu ararsın, İstanbul'da her gün bir eğlencemiz var, böyle.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Fatmacığım,
Ben de öğrenciyken belediye otobüslerinde aynı şeyi yapardım, karşımdaki insanlar hakkında sürekli hikaye yazardım.
Sonra dolmuşa, taksiye terfi ettim. Hikaye yazmak niyetindeysen, yine bulunuyor! :))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Ebrucuğum,
Hiç korkacak bişey yok, inan!
Bir hengame içinde teker meker gidiyoruz, bu koca şehrin enerjisinin seni sarmasına izin verirsen, eğlenceli bile olabiliyor.
:))

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Mütemadiyen,
Aslına bakarsan, ben de çatlardım, hatta çatladım da bu yazıyı o nedenle yazdım. :))
Madem, bizim durakta çalışmaya yeni başlamış, gelecek defa soracağım, artık. ;)